"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Avrupa ile ABD savaşıyor mu?

Şükrü BULUT
25 Şubat 2026, Çarşamba
Bu konuyla ilgili bilgileri, Bediüzzaman’ın Avrupa telâkkisi temelinde tahlil edeceğimizi biliyorsunuz.

Risale-i Nurlardaki “Birinci Avrupa” ile “İkinci Avrupa” manaları, ahirzaman dikdörtgenindeki dört önemli eğilim, Hıristiyanlığın tasaffi ile Müslümanlığa yanaşması, dinsiz Avrupa felsefesinin tasallutundan kurtulmuş âlimlerin fıtrat yoluyla Kur’ân’a yanaşmaları ve bu paradigmalara mümasil daha başka esasları nazara almadan; zamanımızdaki ABD ve AB ayrışma noktalarını anlamamızın çok zor olduğu kanaatindeyiz.

Tembellik ve cehaletle  magazinleşen zihinlerin bu meseleye bakışını biliyoruz: Toptancılık… “Batı,” “Avrupa,” “Haçlı,” “Siyonizm,” “dış düşmanlar” ve “Osmanlı karşıtlığı” türü ifadeleri keyfemayeşa kullananlarla bu konuyu konuşmanın zaman israfı olduğunu biliyoruz.

Bediüzzaman’ın 1919’da Kur’ân’dan çizdiği çerçevedeki değişikliği takip ederek günümüze gelenler, AB ülkelerindeki idarecilerin İngiltere ile birleşerek ABD’ye neden cephe açtıklarını daha rahat anlayacaklardır. Birinci Dünya Savaşı öncesindeki Avrupa’nın (Amerika ve Avustralya da dâhil) semavî dinlere, fıtrata ve insaniyete taraf olma veya karşı gelme duruşlarıyla ayrıştıklarını bilemeyenler; eski kalıplar veya manalar ile günümüzdeki olayları anlamaya çalışıyorlar. Başta İslâmiyet olmak üzere semavî dinlerin haber verdikleri “Âhirzaman dilimine” Birinci Dünya Savaşı’yla girdiğimizi belirten Said Nursî, bundan böyle; ideolojilerin yönlendirdiği menfaat gruplarının, sınıfların ve cereyanların savaşlarının öne çıkacağını haber veriyor. Söz konusu global cereyanların zihinleri iğfal ettiği nokta ise;  savaşlardaki geleneksel bayrakların, orduların veya istihbaratların, hâkimiyet savaşındaki güçlerce kullanılması olmalıdır.

Pentagon ve İngiliz kuvvetlerinin Körfez Savaşlarındaki kullanımları gibi… Orduları gizlice ele geçirmiş küresel ihtilâlci Marksistleri tanıyamayan insanlık; elbette, Amerika’yı ve müttefiki görünen İngiltere’yi konuşacaktı. Bugün ise, ABD ile İngiltere rakip konumunda Ukrayna Savaşı’nda karşı karşıya gelmiş bulunuyorlar. Düne kadar Kiev’e yüz milyonlarca dolarlık silâh gönderen ABD gitmiş, İngiltere’yle savaşı devam ettiren AB liderlerini sorgulayan bir Amerika gelmiş… ABD’nin Marksist derin güçleri olmasaydı, belki de ABD ile Rusya’nın ittifaklarına şahit olacaktık. Zira Rusya idaresiyle ABD hükümetini, dünya görüşleri itibariyle birbirine daha yakın görenlerin haklı olduklarına inanıyoruz. Avrupa’daki fikrî değişimi dünya kamuoyu takip edemiyor. Çeyrek asır önce AB’ye ve NATO’ya katılması istenen Rusya’nın 2004’ten sonra, AB’deki küresel Marksistlerce aniden şeytanlaştırılmasını, dünya kamuoyu anlayabilmiş değil. Hatta ABD ile AB arasındaki ideolojik ayrılığı da fark edemiyorlar. Semavî dinlerin dayandığı paradigmalarla çatışan Davos çıkışlı bazı AB yöneticilerinin ABD hükümeti yerine Çin ile ittifaka koşmaları, hakikati anlamaya aralık bırakıyor…

Bazı hakikat araştırmacıları,–kısmen de olsa–bahsettiğimiz ideolojik ayrışmayı başka perspektiflerden açıklamaya çalışıyorlar. “Küreselci,” “Neoliberal,” “Neocon,” “Yeni Muhafazakâr,” “otoriter,” “kapitalizm” gibi kelimeler açıklanmayınca, ahirzamanın küresel dinsizlik ve insaniyet düşmanı cereyanlarının mahiyetleri asla anlaşılmayacaktır.

İnsan nüfusunu sekiz milyardan iki milyara düşürmek isteyen “küresel elit”in insaniyet düşmanı olduğunu, LGBTI+ gibi fıtrat ve nesil karşıtı cereyanların; Vanguart ve BlackRock  gibi sermayedarlarca desteklendiğini; İklim Konferansı’nın, DSÖ’nün ve kısmen UNICEF’in yalnızca dünyamızın yüzde on sekizinin menfaatine çalıştıklarını, şimdilik dağılmakta olan Davos çetesinin millî devletleri ve demokrasileri yok etmek üzere çalıştığını ve hatta mevcut ABD hükümetini baskı ile İran’la tutuşturmak isteyenlerin bu ahirzaman cereyanlarının ögeleri oldukları açıkça yazılmadığı takdirde, mahiyetini anlayamadığımız savaşlar devam edecek. Türkiye olarak hangi tarafta konumlanacağımızı da (Kiev’de, Arap Bahar’ında, Irak Savaşı’nda ve Suriye’de olduğu gibi) bilemediğimizden, halk olarak perişan olmaya devam edeceğiz.

Evet, garip bir cihan harbine şahit oluyoruz. Bir tarafta insaniyeti isteyenler;  karşısındakiler ise ihtilâllerle dünya hegemonyasına koşanlar… 

Okunma Sayısı: 1820
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Semanur Tunoğlu

    27.02.2026 00:11:02

    Gayette Risale-i Nurları okuyorum. Evet Risale-i Nurlardan garb husumetini öğrendim çok şükür. Yoksa ben de liberaller gibi garb güzellemesi yapan zevattan başka bir şey dinlememiş ve Risale-i Nurları okumamış olsaydım pek tabi garb hayranı olur çıkardım. Çok şükür Rabbime ki Risale-i Nurları ve Azizi Üstadımızı bu aciz kuluna rehber eyledi. Allah ondan razı olsun. Amin. Amin.

  • Kenan

    26.02.2026 12:57:22

    Semanur Tunoğlu 25.02.2026 11:39:58 Üstadımız, Müslümanların mabeyninde garb husumeti baki kalmalı diyor. O yüzden Müslümanların batıdan, hristiyanlardan veya başka başka devletlerden bir şey ummaması icab eder. Siyasi, ekonomik ve durum gereği yapılacak ittifaklar devletlerin kendi menfaatlerine göre olur. Müslümanların batının islama ve müslümanlara düşman olduğunu unutmaması önceliktir.“ Kardeşim galiba siz risaleleri okumuyorsunuz. Diğer İslamcı geçinenler gibi yaklaşıyorsunuz. Okumanızı tavsiye ederim.

  • S.topuz

    26.02.2026 00:24:49

    "İkinci kısım felsefe ise,dalale-te ve ilhada ve tabiat bataklığı na düşürmeye vesile olduğu gibi,sefahet ve lehviyat ile gaf-let ve dalaleti netice verdiğin-den ve sihir gibi hârikalarıyla Kur'anın mu'cizekâr hakikatla-rıyla muarazaettiği için,Risale- i Nur ekser eczalarında mizan larla ve kuvvetli ve bürhanlı muvazenelerle felsefenin yol-dan çıkmış bu kısmına ilişiyor, tokatlıyor;müstakim, menfaat-dar felsefeye ilişmiyor. Onun için mektebliler, Risale-i Nur'a itirazsız,çekinmeyerek giriyor-lar ve girmelidirler.Fakat gizli münafıklar nasılki bir kısım hocaları bütün bütün manasız ve haksız bir tarzda,ehl-i med-resenin ve hocaların hakikî malı olan Risale-i Nur aleyhin-de istimal ettikleri gibi; bazı felsefecilerin enaniyet-i ilmiye lerini tahrik edip,Nurlar aley-hinde istimal etmek ihtimaline binaen,bu hakikat Asâ-yıMusa ve Zülfikar mecmuaları başın-da yazılsa münasib olur."SAİD NURSÎ,Asa-yıMusaRisale-i Nur Külliyatı 🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇩🇪(🇺🇸)🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸😭

  • S.topuz

    26.02.2026 00:11:39

    بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا Aziz, sıddık kardeşlerim, Madem Risale-i Nur, makine ile taammüm etmeye başlamış ve madem felsefe ve hikmet-i cedideyi okuyan mektebliler ve muallimler çoklukla Risale-i Nur'a yapışıyorlar. Elbette bir hakikat beyan etmek lâzım geliyor. Şöyle ki: Risale-i Nur'un şiddetle tokat vurduğu ve hücum ettiği felsefe ise mutlak değildir, belki muzır kısmınadır. Çünki felsefenin hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye ve ahlâk ve kemalât-ı insaniyeye ve san'atın terakkiyatına hizmet eden felsefe ve hikmet kısmı ise, Kur'an ile barışıktır. Belki Kur'anın hikmetine hâdimdir, muaraza edemez. Bu kısma Risale-i Nur ilişmiyor."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Asa-yı Musa - 6

  • irfan göçmen

    25.02.2026 23:43:37

    Bu ayrışmayı görenler deniz Elhamdülillah.Kalemize sağlık hocam 🤲

  • Semanur Tunoğlu

    25.02.2026 11:39:58

    Üstadımız, Müslümanların mabeyninde garb husumeti baki kalmalı diyor. O yüzden Müslümanların batıdan, hristiyanlardan veya başka başka devletlerden bir şey ummaması icab eder. Siyasi, ekonomik ve durum gereği yapılacak ittifaklar devletlerin kendi menfaatlerine göre olur. Müslümanların batının islama ve müslümanlara düşman olduğunu unutmaması önceliktir.

  • Enes

    25.02.2026 11:28:30

    Yani hocam ABD ile Çin arasındaki savaşta, ABD nin yanında mı olmayı tavsiye ediyorsunuz?

  • Hüseyin T

    25.02.2026 09:10:33

    [2] Nüfusu sekiz milyardan iki milyara indirmeyi hedefleyen küresel elitlerin, LGBTİ+ dayatmalarıyla nesli tehdit etmesi, İklim Konferansları ve DSÖ gibi kurumlarla dünyanın yalnızca yüzde on sekizini koruyan politikalar izlemesi, Davos çetesinin millî devletleri yıkmaya çalışması, işte bu büyük savaşın görünen yüzleridir. Türkiye’nin bu karmaşık denklemde doğru konumlanabilmesi için, olayları “Haçlı ittifakı” veya “dış düşmanlar” gibi basmakalıp söylemlerle değil; ahirzamanın bu üç büyük cereyanı (fıtrata yaklaşan Hıristiyanlık, dinsiz materyalizm ve küresel insaniyet düşmanlığı) çerçevesinde değerlendirmesi gerekiyor. Aksi halde, ideolojik körlük ve toptancı bakış açısıyla daha önce Irak’ta, Suriye’de, Arap Baharı’nda yaptığımız stratejik yanlışları tekrarlamaya mahkûm oluruz.

  • Hüseyin T

    25.02.2026 09:10:01

    [1] Bediüzzaman’ın “Birinci Avrupa” ve “İkinci Avrupa” ayrımı, günümüzdeki küresel kırılmaları anlamak için hâlâ en güçlü analiz araçlarından birini sunuyor. Bugün ABD ile AB arasında derinleşen ayrışma, aslında bu iki Avrupa telâkkisinin tezahürleridir. Bir tarafta fıtrata ve semavî dinlere yaklaşan, Hıristiyanlığın tasaffi etmiş unsurlarını taşıyan “Birinci Avrupa” anlayışı; diğer tarafta ise materyalist felsefenin, dinsizliğin ve küresel sermaye odaklarının yönlendirdiği “İkinci Avrupa” zihniyeti… Ukrayna Savaşı’nda İngiltere’nin AB ile birlikte hareket edip ABD’ye karşı cephe alması, bu ideolojik ayrışmanın artık savaş stratejilerine bile yansıdığını gösteriyor. Dikkat edilmesi gereken asıl nokta, bu savaşların geleneksel bayraklar ve ordular arasında değil; küresel ölçekte insanlığı, fıtratı ve nesli hedef alan cereyanlar arasında cereyan ettiğidir.

  • Mustafa coban

    25.02.2026 09:01:17

    USA ve eu ilk defa savamiyor.en son fransayi abd den kovan USA oldu.a vrupa birliginide dagitmak isteyen USA.ukranya savasinida 5 yildir sürdüren USA.eu tam bagimsiz olmadan USA frenlemez.bu son olaylar eu yu akillandirmiṣtir insallah

  • Doğu Batı

    25.02.2026 02:41:05

    (4) Maddi ve manevi fırtınaların hüküm sürdüğü bu asırda, Risale-i Nur’un medeniyet ve siyaset tasavvurunu güncel dille aktaran bu tür yazılar, savrulmaların önüne geçecek en güçlü kalkandır. İstifademiz bol, istikametimiz daim olsun. Bu kıymetli tahlillerin devamını bekliyoruz."

  • Doğu Batı

    25.02.2026 02:40:47

    (3) Magazinleşmiş, sığ ve sadece zahire bakan haberlerin zihinleri uyuşturduğu, toplumu 'toptancılık' hastalığına ittiği bir vasatta; Yeni Asya’nın bu hakikatli ve istikametli sesi bizler için birer rehber-i hakikat hükmündedir. Batı’nın içindeki o 'İsevilik din-i hakikisine' yakın olan Birinci Avrupa ile dinsiz felsefenin esiri olmuş İkinci Avrupa arasındaki ince çizgiyi güncel verilerle (BlackRock, Vanguard, küresel sermaye oyunları) izah edilmesi biz okurlar için ufuk açıcı olmuştur.

  • Doğu Batı

    25.02.2026 02:40:28

    (2) Dünya bugün, sadece orduların çarpıştığı bir meydan değil; manevi bir kırılmanın, fıtrat ile fıtrat karşıtı cereyanların mücadelesine sahne oluyor. Makalede sadece siyasi bir analiz değil, aslında Risale-i Nur’un 'ahirzamanın dehşetli şahısları ve cereyanları' noktasındaki uyarılarının bugün nasıl ete kemiğe büründüğünü deşifre edilmekte. Küresel elitlerin, Davos çıkışlı o karanlık ajandalarıyla 'insaniyet düşmanı' bir yapıya bürünerek fıtrata, aileye ve nesillere savaş açtığını ancak bu nurlu perspektifle doğru okuyabiliriz.

  • Doğu Batı

    25.02.2026 02:40:10

    (1) Bediüzzaman Hazretleri’nin o muazzam 'Birinci ve İkinci Avrupa' tahlilini, günümüzün karmaşık küresel denklemleriyle bu kadar berrak bir şekilde mezcedilmesi, hadisata Kur’ânî bir dürbünle bakmanın hayati ehemmiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.

  • Osman

    25.02.2026 01:16:51

    Amerika ile Avrupa arasındaki kayıkçı kavgaları mı, yoksa ciddi ayrışma ve çatışma mı?

  • Bedreddin

    25.02.2026 01:00:46

    Maşallah her zamanki gibi orjinal fikirlerle dolu bir makale daha.Dünya yayı tahlil ederken benzerlerine hiç rastlamadığımız fikri yazılarınızın devamını temenni ediyoruz.

  • Kenan

    25.02.2026 00:58:16

    Kitap gibi makale olmuş. İdeolojik ayrışmanın temellerine biraz daha fazla değinmeniz iyi olacak. Allah razı olsun, şimdiden.

  • Cemal Özkaya

    25.02.2026 00:15:31

    Adliyeyi şaşırtan ve hükümeti vatana ve millete zararlı bir şekilde meşgul eyleyen zındıklar ve münafıklar, gizli ifsad komiteleri anlaşılan dünyanın her yerinde sürekli vazife başındalar. Aradan yıllar geçse de isimler ve resimler değişiyor planlar değişmiyor. Bu Siyonist anarşist Marksist ekip anlaşılmadan sebepler dairesinde birşey değişmeyecek. Ahlakı islamiyeyi yaşamayan bizlerde bunlara yardımcı olunca erken bir kıyamete doğru koşarak gidiyoruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı