"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Açlıktan ölmek var mıdır?

Süleyman KÖSMENE
03 Ekim 2019, Perşembe
Rize’den Muhammed Hekim: “12. Lem’a’nın 1. Nüktesinde ‘Demek o ölmek rızıksızlıktan değildir. Belki su-i ihtiyardan tevellüt eden bir adet ve su-i ihtiyardan ve âdetin terkinden neş’et eden bir marazla ölüyor.’ denilmektedir. Sağlıkçı olmam yönüyle de dikkatimi çeken bu husus acaba örneklerle açıklanabilir mi?”

RIZIK TAAHHÜT ALTINDADIR  

Şu âyetler rızkın taahhüt altında olduğunu ilân ediyor. “Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır.” 1 “Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.” 2 “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” 3

Anlıyoruz ki, rızık doğrudan doğruya Cenab-ı Allah’ın elindedir ve rahmet hazinesinden çıkıyor. Her bir canlının rızkı doğrudan doğruya Cenab-ı Allah’ın taahhüdü altındadır. Büyük olsun, küçük olsun, can ve yürek taşıyan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Cenab-ı Allah tarafından takdir edilmemiş olsun! İnsan eli karışmamak şartıyla hiçbir zaman hiçbir canlı rızıksızlıktan ölmez. İnsan da bu taahhüde dâhildir.

Dolayısıyla açlıktan ölmek olmamak gerekiyor.

Bu âyetlerin tefsiri Bediüzzaman Hazretleri’ne sorulmuş ve zahiren açlıktan ölenlerin bulunduğu ifade edilerek bu meselenin izahı istenmiştir.

RIZIK İKİ ÇEŞİTİR  

Bediüzzaman rızkı ikiye ayırıyor:

1- Hakikî rızık: Yaşamak için zarurî olan, olmazsa hayatın da yaşanmadığı, hayatın ona bağlı olduğu zarurî besin kaynağıdır. 4 Bu rızık taahhüt altındadır.

2- Mecazî rızık: Yaşamak için zarurî olmayan, onsuz yaşanabilen, gelenekle, görenekle ve çalışmakla elde edilen rızıktır. Bu rızık âyetin taahhüdü altında değildir. İnsanın çalışmasına bağlı olarak Allah’ın verdiği ve dilediği zaman arttırdığı veya eksilttiği rızıktır. Bu rızkın eksilmesiyle hayat zarar görmez.

Bu tasnife göre yaşamak zaruretini karşılayan rızıktan fazlası mecazî rızık oluyor. Evimiz, arabamız, bankadaki paramız, giydiklerimizin çoğu, mutfaktaki yiyeceklerimizin çoğu mecazî rızık sınıfına girer.

Soframızdaki yiyeceklerimizden ağzımıza koyduğumuz lokmalar ise hakikî rızık sınıfındadır. Çünkü bu lokmalar artık bize kan ve can olmak üzere ağzımıza girmiş bulunmaktadır. Ardından midemize inecekler, oradan hücrelerimize dağılacaklar ve bize rızık olacaklardır.

Hücrelerimize gelen bu rızıklar hücrelerimiz tarafından kabul edilir, ama hepsi hemen kullanılmaz. Enerji ve besin olarak sadece bir miktarı kullanılır, fazlası ise şahm ve iç yağ suretinde depolanır. Hücrelerimizin deposunda ihtiyaç anında kullanabileceği biçimde böyle yağdan rızıkları mevcuttur.

Hariçten rızık gelmediğinde hücre depoda bulunan bu ihtiyatî rızkı kullanılır. Bu ihtiyatî rızık ile insan seksen güne kadar hiçbir şey yemeden yaşayabilir. Meselâ bir zaman Londra hapishanesinde bir mahpusun şiddetli bir inat yüzünden yetmiş gün hiçbir şey yemeden sağlıklı olarak yaşadığını gazeteler yazmışlardır. 5

BEŞERİN KİRLİ ELİ KARIŞMASI   

Madem seksen güne kadar fıtrî rızık devam ediyor. Ve madem Rezzak isminin hükmü yeryüzünde geniş biçimde geçerlidir. Ve madem umulmadık yerlerden, memeden, odundan, taştan, topraktan rızıklar akıyor.

Öyleyse eğer beşerin kirli eli karışmazsa, seksen güne kadar açlık içindeki bir kişinin imdadına Rezzak ismi yetişecek ve açlıktan ölmesine izin vermeyecektir.

Bu durumda açlık çekenler eğer kırk, hatta seksen gün geçmeden ölseler, açlıktan ve rızıksızlıktan ölmüş olmuyorlar. “Adetlerin terki felâket getirir” sırrıyla, böyle ölenler kötü alışkanlıklardan veya vücudun açlığa idmansızlığından veya çok yemenin terkinden veya dengesiz beslenmeden gelen bir hastalıktan ya da bir marazdan ölüyorlar. Ama bu ölüm açlıktan değildir. Çünkü hücrelerindeki depo rızk bitmeden ölmüş oluyorlar. Yani bu rızkı kullanmaya mani bir maraz var ve bu maraz onu ölüme götürmüştür.

Vücudu oruca ve perhize alışmış olanlar hücrelerindeki rızka ulaşarak en zor zamanda bile hayatta kalmayı başarabilenlerdir.

Dipnotlar:

1- Ankebut Sûresi: 60. 2- Zariyat Sûresi: 58. 3- Hud Sûresi: 6. 4- Mesnevî-i Nuriye, s. 118. 5- Lem’alar, s. 142.

Okunma Sayısı: 1531
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Enver

    3.10.2019 10:16:08

    Cevap ikna edici degil

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı