Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 23 Eylül 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mehmet KARA

Muamma ve muallâk



“Türklüğü, cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında arttırılır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”

Büyük eleştirilere neden olan Türk Ceza Kanununun eski 159. maddeye karşılık gelen 301. maddesi işte bu düzenlemeleri getiriyor.

Maddeye gelen eleştiri, hangi eylemin “eleştiri,” hangilerinin ise “aşağılama”ya girdiğinin açık ve net yazılmaması, savcı ve hâkimlere geniş yorum hakkı bırakmasına yapılıyor. Bir çok kişi bu maddenin “muallâk hükümler” içerdiği görüşünde hemfikir.

Düşünceyi ifade özgürlüğünün önünde engel olarak görülen TCK’nın 301. maddesinin değiştirilmesi ya da kaldırılması yolunda Avrupa Birliği ve kamuoyundan gelen taleplere rağmen, hükümet içinde netlik yok. Geçtiğimiz Salı günü olağanüstü toplanan Meclis’in görüşeceği kanunlar arasında da yer almayan ve Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 301. maddeden Hrant Dink’in 6 aylık cezası Yargıtay Ceza Kurulu’nca onandı.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Devlet Bakanı Ali Babacan 301. maddenin değişmesini istiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, “Oturur konuşuruz” derken, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, “Yargıtay’ın içtihat kararlarını beklemekte fayda olduğu” görüşündeler. AKP Grup Başkanvekili Gündüz ise “Bu madde kalkmalı. Ekimde Meclis’e gelir” diyor. Yani hükümet içerisinde bu konuda bir netlik halen yok, her kafadan başka bir ses çıkıyor.

Adalet Bakanı Çiçek, “Her şeyi AB istiyor diye yapacak değiliz. Biz istiyorsak, kendimiz için istiyorsak o başka. Ancak uygulamayı görmek lâzım. Bakın geçenlerde Yargıtay ‘Basın abartabilir’ diye karar da aldı. Bir denge bulunacak elbette. Yoksa niyet kötü olursa, bugün bu yasayı değiştirirsiniz, yarın biri bir başka maddeden dâvâ açar” diyor.

İngiliz araştırmacı Kirsty Hughes, AB üyeliği sürecinde eleştirilerin önemine dikkat çekerken “Gazetecileri mahkûm ettiren 301. maddeyi değiştirirseniz birçok eleştirinin önü kesilir” şeklinde haklı bir tavsiyede bulunuyor.

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk ise, 301. maddenin tamamen kaldırılmasını savunanlar arasında. Selçuk, TCK’daki 216, 301 gibi maddelerin tez elden değiştirmesi gerektiğini söylerken, “Düşünce suçu ahlâka aykırıdır” diyor.

AB Komisyonunun, Türkiye’yle ilgili ilerleme raporunun açıklanmasını 8 Kasım’a ertelemesinin Türk Ceza Kanununun 301. maddesinin değiştirilmesi yönünde artan çabalarla ilgili olabileceğini söyleniyor.

“Baba ve Piç” adlı kitabında “basın yoluyla Türklüğü aşağıladığı” gerekçesiyle Türk Ceza Kanununun 301. maddesinden yargılamaya başlanan yazar Elif Şafak’ın, ilk duruşmada “suç unsuru oluşmadığı ve yeterli delil bulunamadığı” gerekçesiyle beraat etmesi “içtihatlar” açısından önemli; ancak “muallâk hükümler”i içeren maddenin başka hâkim veya savcılarca nasıl değerlendirileceği de meçhul.

301. maddeden beraat eden Elif Şafak da buna dikkat çekiyor: “301. maddede iyileştirmeye gidilmesini umuyoruz. Defalarca bu maddenin yanlış kullanıldığını gördük. 301. madde olduğu sürece bu dâvâlar bitmeyecektir. Bu dâvâ bitecek, bir başka dâvâ başlayacak…”

“Hakaret etmekle, eleştirinin” sınırlarının çizilmediği, birisi için fikir özgürlüğü anlamına gelen bir cümle, bir savcı tarafından “hakaret” olarak nitelendirilebilecektir. Bu maddenin değiştirilmesi, çelişkilerin giderilmesi gerekiyor. Çiçek’in dediği gibi “niyet kötü olursa” dâvâlar açılmaya devam eder.

Artık düşünce ve ifade özgürlüğü önünde tehdit oluşturacak maddelerin kaldırılması gerekir. Bunun içinde de içtihatları beklemeden 301. madde ya tamamen kaldırılmalı ya da “özgürlükçü” hale getirilmelidir. Tabiî bu arada diğer düşünce önünde engel olan maddeler de bu çerçevede değerlendirilip, düzeltilmelidir.

Bu yapılmazsa önümüzde günlerde Türkiye’nin imajını zedeleyecek dâvâ ve mahkûmiyetlerin artacağı aşikârdır…

23.09.2006

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (20.09.2006) - “Her sondajdan petrol çıkmaz...”

  (17.09.2006) - Meclis’in AB mesaisi...

  (16.09.2006) - AB'nin hassasiyeti

  (10.09.2006) - Başörtüsü ve “irtica”

  (09.09.2006) - Belirsizlik sürüyor

  (03.09.2006) - Kafa karışıklıkları giderilmeli?

  (02.09.2006) - Memuruna “cimri” ülke

  (27.08.2006) - Gül Filistinli ailelerle de “gizli” görüşmüş müdür?

  (26.08.2006) - “Memurun hakkı”'ndan kim gelecek?

  (22.08.2006) - Karar öncesi düşünülmesi gerekenler...

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habip FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004