Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 11 Eylül 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Oruç barıştır



Abdullah Bey:

* “Ramazan orucunun toplum barışına katkısı üzerinde durur musunuz?”

İslâm’ın emri, bir yudum suyu, bir kaşık çorbayı, bir lokma yemeği, bir dilim ekmeği insanlarla birlikte paylaşmaktır. “Hep bana” yoktur yüce dinimizde; “hepimize...” vardır. Acıda, kıvançta, cefada, sevinçte, sıkıntıda, mutlulukta, düğünde, açlıkta, bayramda, sefâlette, iyi günde, kötü günde hep berâber olmak, aynı duyguları paylaşmak ve barışık yaşamak insan olmanın iktizâsı değil midir?

İnsanlarla dargın olmasak, kırgınlıklarımızı sürdürmesek olmaz mı? Sıradan şeyler için kalp kırarak, hayatı çekilmez kılarcasına iddialaşmak ve inatlaşmak yerine, bağışlayıp geçsek... “Ceza veriyorum” hesabıyla haksız bir biçimde zarar vermek yerine, affetsek... Hesap sormak yerine, görmeyiversek... Yargılamak yerine, aldırmasak... Kendimizi her şeyden sorumlu addetmek yerine, kendimizi sadece kendi nefsimizden ve davranışlarımızdan sorumlu saysak insanlarla daha sağlıklı iletişim ağları kurmaz mıyız?

“Gururumla oynadı!”, “Onuruma yediremiyorum!”, “Sen korkak mısın?”, “Onu affetmeyeceğim!”, “Dünyanın kaç köşe olduğunu ona göstereceğim!”, “Onun hesabını soracağım!”, “Onun burnundan getireceğim” gibi tahrik dolu beylik tabirleri hayatımızdan büsbütün atsak ne olur? Ne kaybederiz? Onur ve gurur peşinde koşmakla ne elde ediyoruz? Adavetten, husûmetten ve Allah’ın gazabını celb etmekten başka?

Bırakalım onur ve gurur dâvâsını. Dostlarımızın, komşularımızın, arkadaşlarımızın, akrabalarımızın, kardeşlerimizin bize karşı kusurlarını “çok sık”, ama “çok sık” affedelim. Onlardan bize kötülük gelmez; bundan emin olalım. Hataları, sürç-ü lisanları, sürç-ü hareketleri varsa adından bile bahsetmeyelim, görmeyelim, sinemize çekelim, “varsın olsun” diyelim, bağışlayalım. Bilelim ki, Kur’ân’a göre izzet ve şiddet kâfire karşı olur; mü’mine karşı olmaz.

Müslümanlık barıştan ibarettir. Kur’ân nazarında “takva” bu asil davranışta gizlidir. “Takva sahipleri bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah güzel davranışta bulunanları sever” (Âl-i İmran Sûresi, 3/134) nazm-ı celîli “öfkeyi yutmayı” ve “insanları affetmeyi” bize “takva” olarak takdim eder.

Çünkü insan insana her zaman muhtaçtır; bir gün değil, her gün beraber oluruz insanlarla, hasım saydığımız dostlarımızla. Keza, onlar da bizim gibi oruç tutuyorlar. Onlar da yarın Allah’ın huzuruna gideceklerine ve hesap vereceklerine iman ediyorlar. Bir baş belâsı “gurur” yüzünden kimi zaman kardeşimiz, kimi zaman komşumuz olan ahbabımızla baş düşmanımız gibi aylardır, günlerdir konuşmamak ise ancak şeytanı güldürür. Aramızda çok önemli şeyler yoksa niye affetmeyelim? Onların ağır saydığımız sözlerini niye sinemize çekmeyelim? Gerçekten görülecek bir hesabımız varsa ve affedemiyorsak, onunla düşman olmak yerine, niye Allah’a havale etmiyoruz? Oysa biz, Allah’ın Ahkemü’l-Hâkimin (Hâkimler Hâkimi) olduğuna iman ediyoruz!

Hayır, hayır; biz hiçbir şeyi olmamış gibi sayacağız, duymamış gibi sayacağız ve ağzımızın orucuyla bir araya gelip barışacağız, birbirimize ikram edeceğiz, iyilik edeceğiz, hayır duâ edeceğiz.

Oruç emriyle Rezzak oluşunun bilinmesini isteyen Cenâb-ı Hak, rızk verdiği kullarının da birbiriyle kardeş olmasını istemektedir. “Mü’minler ancak kardeştirler” (Hucurât Sûresi, 49/10) hükmü bize bunu hatırlatır.

Bu Ramazan’da sevgiyi, kardeşliği ve barışı başaralım; bize yeter.

11.09.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (10.09.2007) - Ramazan orucunun hikmetleri

  (09.09.2007) - Kur'ân-ı Kerim'i okuma adabı

  (08.09.2007) - Ruhun mahiyeti

  (07.09.2007) - Gücünün yettiği kadar yapmak

  (06.09.2007) - Hukukun kestiği parmak acımaz

  (05.09.2007) - Yemin bozmak

  (03.09.2007) - İmam-ı Azamın fıkıh akademisi

  (02.09.2007) - Münafık kime denir?

  (01.09.2007) - Kur’ân dünyayı hidayetiyle kuşatmıştır

  (31.08.2007) - İçimizden geçenler ve sorumluluklarımız

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri