Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Aralık 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Abdil YILDIRIM

Size de çıkabilir



Yeni bir yıla daha girmek üzereyiz. İnsanlar yeni yıla, yeni bir heyecan ve yeni bir ümitle girmek isterler. Ne var ki, ümit deyince, akla ilk gelen piyango heyecanı olur. Zengini fakiri, köylüsü şehirlisi, büyük ikramiye hayali ile bayilere koşarlar. Gişe önlerinde bilet almak için kuyruğa girenlere haberciler “Büyük ikramiye size çıkarsa neler yaparsınız” diye sorular yöneltirler. Verilen cevaplar aşağı yukarı hep aynıdır. Her iştirakçi, fakirlere yardım etmek, okul veya hastane yaptırmak, çocuk okutmak, hayır kurumlarına bağış yapmak gibi hayırlı işlerde kullanacaklarını söylerler. Zaten bu kadar yardım yaptıktan sonra kendilerine pek bir şey kalmayacaktır ama olsun hayır kazanmak onlara yetecektir.

Ne var ki, bütün bu vaatler, kazanılmayan bir para ile yapılmaktadır. Büyük ikramiye çıktıktan sonra ise, daha önce bol keseden para dağıtanlar önce ortalıktan kaybolup, izlerini kaybettirirler. Sonra da soluğu yurtdışında, tatil ve eğlence yerlerinde alırlar. Döndükleri zaman da çok defa sıfırı tüketmiş olurlar.

Kumar illetinin ne kadar yıkıcı bir âfet olduğunun farkında olmayanlar, bunu bir eğlence ve şans deneme fırsatı olarak görürler. Zaten çokları da bu çekilişin bir kumar olduğunu kabul etmezler. Zira piyango çekilişi, devlet eliyle yapılmakta ve isminin başında da “milli” ifadesi yer almaktadır. Oldukça yüksek bir ikramiye ortaya konulduğu için de, çok cazip gelmektedir. “Size de çıkabilir” ve “Ya çıkarsa?” gibi sloganlarla, insanların hırs damarı tahrik edilirken, ümitleri de istismar edilmektedir.

“Ya çıkarsa” ümidini ben Nasreddin Hoca’nın göle maya atmasına benzetiyorum. Demek ki “Çıkma ihtimâli çok düşük ama, bir de çıkarsa, ihya oldunuz” demek isteniyor. Ama bugüne kadar piyangodan büyük ikramiye isabet edenlerden hiç kimsenin ihyâ olduğunu hatırlamıyoruz. Bu “sözde talihlilerin” akıbetleri bir araştırılsa, aslında ne kadar talihsiz oldukları ortaya çıkacaktır. Bizim bildiğimiz birkaç tanesi var ki, ikramiyelerini aldıktan sonra çeşitli musîbetlere maruz kaldılar, sonunda eski günlerini arar hale geldiler. Kimisi eşinden ayrıldı, yuvasını yıktı, kimisi sonradan görmenin görgüsüzlüğü ile şımarıp suç işledi, hapislere düştü, kimisi de kumarda kazandığını yine kumarda kaybetti. İnsan bunları ibret nazarı ile bir idrak etse, “Size de çıkabilir” diyenlere karşı “Aman bana çıkmasın” diyecektir.

Benim asıl vurgulamak istediğim bu değildi. Bir piyango çekilişi daha var ki, bütün insanlar ister istemez buna iştirak ediyorlar. Her gün çevremizde birkaç kişiye isabet ettiğini görüyoruz. Bize de isabet etme ihtimâli, piyango kumarından bin defa daha yüksektir. Bu piyango, “ecel” piyangosudur. Her an bize de çıkabilir. Geçen yılbaşından bugüne kadar yakınlarımızdan kaç kişiye ecel piyangosu isabet etti, bir düşünelim. Kaç dostumuzu veya tanıdığımızı kaybettik? Çekiliş tarihi belli olmadığından, her an bize de çıkabilir. Bunun da iki ihtimali var. “Ya daimî haps-i münferid pusulasını tut, bu açık kapıya gir,” veyahut “Sana müjde! Milyonlar altın bileti sana çıkmış, gel al” denilecektir. Böyle bir ikramiye kazanmak her insanın en büyük derdi ve ümidi olmalıdır. Bütün yatırımlarını bunun için yapmalıdır.

Hayatımızın her ânını, bu büyük ikramiyeyi kazanma arzusu ve ümidi ile değerlendirmeliyiz. Çekiliş sırası bize geldiğinde, ebedî saadeti kazandıracak olan büyük ikramiye bize isabet etmezse, işte o zaman yandığımızın resmidir.

Piyangodan ikramiye kazanmak için “ya çıkarsa” diye bilet alanlar, asıl ikramiyenin ebedî saadet kazanmak olduğunu bir düşünseler, “Ya çıkmazsa” diye dehşete kapılacaklardır. Onun için ömür sermayemizi böyle bir bilet için harcamalıyız. Zira çekiliş devam ediyor. Her an ecel piyangosu bize de çıkabilir, “Size de çıkabilir.”

29.12.2007

E-Posta: abdilyildirim@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (26.12.2007) - Sayın Fazıl Say, gel bu işten cay

  (25.12.2007) - Sıra büyük kurbanları kesmeye geldi

  (20.12.2007) - Bayramlar mutluluğun resmidir

  (13.12.2007) - Ne olmuş yani?

  (11.12.2007) - Sevelim, sevilelim

  (08.12.2007) - Dünyayı avucuna alanlar ve kalbine koyanlar

  (30.11.2007) - Sözlerin en güzeli

  (14.11.2007) - Gitmenin anlamı

  (07.11.2007) - Her zamankinden daha çok

  (01.11.2007) - Yanlış teşhis

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri