Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 03 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Davut ŞAHİN

Taksim rezaleti



Taksim'de yaşanan rezaleti gördünüz. Televizyon ekranları saniye saniye görüntüledi. Gazeteler rezilliği manşete taşıdı. Utandık.

Avustralyalı turistlere yapılan terbiyesizlik, geçen yıla oranla daha da şiddetlenmiş. Seviyesizliğin çıtası hayli yükselirken, tacizciler gemi azıya bile almış. Mağdurlar bir eczaneye sığınırken, onları koruyan eczacıya bile saldırılmış. Yuh! Gençliği bu hale düşürdüler.

Tam bu yazıyı kaleme alacaktım ki, geçen yıl aynı tarihte ne yazmışım diye arşive baktım.

Bir de ne göreyim?

Birlikte okuyalım:

"Yeni yıla girerken, yılbaşı yine rezaletleriyle anıldı. Habercilerin objektifinden kaçmamış, nahoş görüntüler ekrana yansıdı. Taşkınlık yapan gençler, ellerinde içki ve bira şişeleri olduğu halde, tekme/tokat birbirine girdi.

"Gecenin en uygun başlığı hazır: Nişantaşı mı, dağbaşı mı?

"Haberciler, Taksim, İstiklâl Caddesi ve Nişantaşı'na karargâh kurmuş. Öncelikle Nişantaşı'ndaki rezalet ekrana yansıdı. Gençler taşkınlık yapmaya hazır hale getirilmiş. Patlamaya hazır bomba gibi... Ne polis dinliyorlar, ne vicdan.

"Günlerce, televizyondan bangır bangır 'eğlence' anonsları yapıldı. Gazeteler çarşaf çarşaf 'rakı' reklamı yayınladı. İşte neticesi. Ertesi gün muhabir, Nişantaşı sakinleriyle röportaj yapıyor. Hepsinin ortak görüşü şu: Yılbaşında iyi ki burada değildik. Taksim'deki görüntüler, rezaletin ikinci perdesini ekrana getirdi. Taciz görüntüleri yüz kızarttı. Gençler ömrünün en güzel yıllarını sefahatte harcayınca, böylesi dehşet görüntüler ortaya çıkıyor.

"Bediüzzaman Hazretleri de bu tehlikeye yarım asır önce işaret etmiş.

"Diyor ki: 'Ben bir gün sokağa bakarken, o fitnenin tesirli bir nümunesini hissettim. Gençlere çok acıdım. Dedim: Bu biçareler kendilerini, bu mıknatıs gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar, diye düşünürken; birden, o fitneyi ateşlendiren ve talim eden irtidatkâr bir şahs-ı manevî önümde tecessüm etti. Ben de ona ve ondan ders alan mülhidlere dedim: `Ey Cehennem hurileri ile zevklenmek yolunda dinini feda eden ve sefihane dalaleti severek irtikab eden ve hevesat-ı nefsiye lezzeti yolunda dinsizliği ve ilhadı kabul eden ve hayatı perestiş edip ölümden şiddetli korkan ve kabri hatırına getirmek istemeyen ve irtidata yüz tutan bedbaht!.. Kat`iyyen bil ki: Dinsizlik cihetiyle senin bu koca dünyan; bu saatten evvel ve bu dakikadan sonra, bil`umum senin bu kâinatın ve mazi ve müstakbelin ve geçmiş nev`in ve cinsin ve gelecek mahluklar ve nesiller ve gitmiş dünyalar ve milletler ve gelen insanlar ve taifeler tamamen madum ve ölüdürler. İşte, insaniyet ve akıl cihetiyle alakadar olduğun bütün o seyyar dünyalar ve seyyal kâinatlar, mütemadiyen senin dalaletin suretiyle, senin başına dünya dolusu dehşetli ve hadsiz ölümlerin şiddetli elemlerini yağdırıyor. Senin şuurun varsa, kalbini yakıyor... Ruhun varsa, yandırıyor... Aklın sönmemiş ise, gamlar içinde boğuyor. Eğer bir saatcık sarhoşça sefahetin ve pis lezzetin bu nihayetsiz gamlara, hüzünlere, elemlere mukabil gelebilirse o sefahette kal... Yoksa, aklını başına al !.. O manevî cehennemden kurtulmak ve imanın bu dünyada dahi temin ettiği bir manevi cennete girmek ve saadet-i hayatiyeyi tatmak için, Kur`an`ın dersini dinle... Cüz`i, fani bir dakika lezzeti; külli baki, daimi, imani lezzetler ile mübadele et...` (Gençlik Rehberi) Bediüzzaman gençleri ve gençliği uyarıyor. Ona kulak verip, dinlemeli. Aksi halde, bu asrın çekeceği var." (2007'nin ilk yazısı)

Ne dersiniz, tarih tekerrür mü ediyor?

03.01.2008

E-Posta: davut@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (02.01.2008) - Nişantaşı'ndaki uçurum

  (01.01.2008) - Haftasonu notları

  (28.12.2007) - Zıkkım

  (27.12.2007) - Milletin duyguları sömürülmesin

  (26.12.2007) - "İhale" sanatçıları

  (25.12.2007) - Mizaha tahammül edebilmek

  (20.12.2007) - Notlara devam

  (19.12.2007) - Ülke gerçekleri

  (18.12.2007) - Medya kazanı

  (15.12.2007) - Fazıl Say gitmek istiyormuş

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri