Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Abdurrahman ŞEN

"Yeni" şeyler söylemek lâzım da!



Malûm, yeni bir takvim yılına girdik.

Geride bıraktığımız yıl, UNESCO tarafından da bütün dünyada "Mevlânâ Yılı" olarak kutlandı. Tam "bizlik" bir yaklaşımla koca bir yılı devirdik.

Bilmeyenlerin ucundan kıyısından tanımasına vesile olabilen, az bilenlerden kimilerinin kafasının karışmasına sebep olan, az daha fazla biçimde Mevlânâ bilgisi olanları ise üzen yılın ardından, Mevlânâ'nın; "Düne ait ne varsa dünde bırak cancağızım. Bugün yeni bir gün ve yeni şeyler söylemek lâzım!" uyarısını hatırladım ister istemez. Her yeni günde, her yeni haftada, ayda, yılda olduğu gibi.

Az önce ifade ettiğim burukluğu düşünürken de; yeni şeyler söyleyebilmek için bazı mesafelerin kat edilmiş olması gerektiği gerçeğini hatırladım. O zaman da "yeni" şeyler söyleyebilecek ortamın oluşmasını sağlamak adına bazı hatırlatmaları tekrar tekrar yapmak gerektiğine kanaat getirdim.

İşte bu noktada, "yeni" şeyler söylemeden evvel yapmamız gereken hatırlatmaların başında, kültüre ve san'ata gereken ehemmiyeti vermemiz gerçeği yatıyor.

Merhum Fethi Gemuhluoğlu Ağabey; "Biz san'at yoluyla düşürüldük bu hâle, yine oradan kalkacağız." dermiş sık sık.

Bugün içinde bulunduğumuz kültürel erozyonun sonu yok. Tam anlamıyla dibe vurduğumuzu söylediğimize inanmayanların, toplumsal fotoğrafımız olan ekranlardaki "haber" kuşaklarını seyretmeleri bile yeterlidir. "Müzik" adına sunulan "ritimli gürültü" bu milletin müzik birikiminin hangi aşamasını yansıtmakta? Ya "magazin" olarak sunulanlarda gözümüze takılanlara ne demeli?

İşte bu şartlar ve manzaralar karşısında her fırsatta, her ortamda ve her geçen gün daha bir telâşla, ısrarla "kültür arıyorum" diyorum. Ortalığı saran "kültürcüler"den de "kültür"ün kurtarılması adına bu ısrarın ve dikkatin yayılması gerektiğine inanıyorum.

Her alandaki yabancı hayranlığımızın salgın bir hastalık gibi yayıldığını gördükçe.

Daha bir hırsla, daha ihtiyacımız olduğu inancıyla her alan ve ortamda kültür arıyorum. Çevreme de bu alandaki hatırlatmamı yapmaya özen gösteriyorum.

Karınca kararınca!

Kaç kültüre beşiklik etmiş Anadolu toprakları üzerinde, kültürsüzlükten öte umarsızlıkların eline terk edilmiş ülke insanımıza; "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!" diye - bir kere daha- haykırmaya çalışıyorum anlayacağınız. Durum daha da vahim olmadan!

Üstelik çarenin uzağımızda değil, yine bu toprakların kültür genlerinde olduğunu da vurgulamaya gayret ediyorum hep.

Bu vahim manzara, bu kültürel kuraklık daha ne kadar sürecek böyle?

Bu acıklı kültürsüzlük ortamından kurtuluş çok mu zor?

Bizi bu durumdan hangi siyasî güç kurtarabilir?

Elbette kültürsüzlükten kurtulmaktan bahsetmeye başlayınca, yukarıdaki sorularla sınırlı kalmak mümkün değil.

Çare eğitimde. Çare "kültür" kavramını hayatımızın nirengi noktasına oturtabilmekte. Bunu yapabilecek olanlar da kültür adamlarıdır. Yazılarıyla, konuşmalarıyla, kitaplarıyla ve yayınlayacakları dergilerle.

Yoksa. Ülke kurtuluşu asla -en iyi niyetlisi de olsa- herhangi bir siyasî partinin ve ekibinin 500 milletvekiliyle meclise girmesinde değil! İlköğretimini tamamlayan öğrencilerinin hiç yoksa dörtte birinin "kültürlü" yetişmiş olmasından geçiyor!

Yani; içinde bulunduğumuz çıkmazlarımızdan kurtuluşumuz asla "siyasal" değil, "kültürel" hamlelerle mümkün.

Öğrencisi olmakla övündüğüm sevgili hocalarımdan Prof. Dr. Kemal Eraslan'ın İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ndeki ilk dersinde söylediği şu sözleri bilmeye ve gereğine göre hareket etmeye aslında en başta yöneticilerimizin ihtiyacı var.

Hocamızın 30 yıl kadar önce bize söyledikleri, benim kelimelerimle şöyleydi: "Ülke olarak, çok modern binalar yapmak istediğinizde paranızın gücü nispetinde, dünyanın en başarılı mimarlarını getirtebilir ve istediğiniz biçimdeki binaları o mimarlara yaptırtabilirsiniz.

"Bir hastanız olduğunda, hangi din ve milletten olursa olsun bir doktora başvurabilir, teknik bir konuda başınız sıkıştığında ya da ihtiyaç duyduğunuzda ilgili alandan bir mühendise işinizi yaptırtabilirsiniz. Dini ve milliyeti ne olursa olsun.

"Ama kültür öyle değil.

"Kültürel bir konuda bilgiye ihtiyaç duyduğunuzda bir Amerikalıdan, bir İngiliz'den, bir Rus'tan ya da bir Hollandalıdan yardım isteyemezsiniz. Kültürünüzü kendiniz bilmeli, kültürünüze kendiniz sahip çıkmalısınız. Bir millet kendi kültürünü öğrenmek için yabancılara muhtaç durumlara düşmemeli. Eğer düşerse o milletin kültürü kalmaz, kendisi kalmaz!"

Muhterem hocamız daha sonra Türkoloji çalışmalarında Rusya, Hollanda gibi ülkelerin çalışmalarındaki zenginliklerden de örnekler vermişti. Hatta bir ara Türkoloji'nin merkezinin bile elimizden alınacağı noktalara geldiğimizi de ilerleyen yıllarda duyup, dinledik diğer hocalarımızdan da.

Bugün ülke olarak bulunduğumuz nokta birçok bakımdan-ne yazık ki-gurur verici değil.

Öncelikle, hâlâ bazı kimselerin sandığı gibi "kültür" kavramından, okuyup-yazmayı- diploma sahibi olmayı anlamadığımızı, asla öyle anlaşılmaması gerektiğini hatırlatayım.

Kültür bir bütün. O milletin tarih sahnesinde boy gösterdiği günlerden günümüze kadar uzanan ve geleceğe de uzanacağına inanılan uzunca ve kalınca bir zincir. Bu uzun zincirin halkaları ne kadar kalın/muhkem ve uzun ise o milletin kültürel kökleri de o kadar uzun ve sağlam demektir.

Türk milleti olarak, Sultan Alparslan'ın attığı adımla beraber girdiğimiz, yerleştiğimiz ve yurt edindiğimiz Anadolu'daki mevcut kültürleri, yanımızda getirdiklerimizle birlikte harmanlayarak, dünyaya mükemmel bir kültür aynası tutmuşuz. Asırlarca.

Sadece şu bir-iki gerçeği harekete geçirebilmek için de kültürümüzün temel kaynaklarına yönelmemiz yeterli aslında. Ahmet Yesevî'ye kulak verecek, Mevlânâ'yı, Hacı- Bektaş-ı Veli'yi, Hacı Bayram-ı Veli'yi ve Yunus Emre'yi iyi okuyacağız, doğru okuyacağız.

"İyi ve doğru okumak da ne ki?" diyenlere de derim ki. Başta bu gönül erleri olmak üzere, fikir büyüklerimizi, ustalarımızı, üstatlarımızı okurken, günümüzün siyasî yelpazelerinin rüzgârıyla, hele hele bağlı olunulan dinî veya siyasî oluşumların telkinleriyle, ".muhterem kesin böyle demek istemiştir!" çarpıtmasıyla değil. "Acaba bu muhterem ne demek istemiştir?" sorgusuyla, yaklaşımıyla okumalıyız, faydalanmalıyız. Aksi takdirde kendimize hiçbir kültürel fayda sağlayamadığımız gibi o değerli insanlara da zulmetmiş oluruz!

Bence. Faydalı ve doğru tespitler yapabilmek için 17. yüzyıldan sonraki askerî ve siyasî sapmalar öncesine daha sağlıklı bakmamız lâzım. Ve 12. yüzyıl aynalarından doğru biçimde faydalanmamız elbette!

Bu birlikteliğimizi de bir taleple, bu sütunlarda sıkça yaptığım bir teklifle noktalamak istiyorum.

Hangi ideolojiye inanıyorsanız inanın. Kafanızdaki her türlü güncel ve çoğu paslanmış siyasî kırıntılardan beslenen ayrılıkları önce kültür adamları olarak bizler bir kenara bırakalım ve uluslar arası arenada onurumuzla gerçekten ayakta kalmak istiyorsak kültürel seferberlik bayrağını açalım. Bir an önce hem de!

Yarın çok geç olmadan!

Var mısınız dostlar?

06.01.2008

E-Posta: beyazsanat@ttnet.net.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (30.12.2007) - 2007'ye bakarken

  (23.12.2007) - 'Bir destan adam'ı anabilmek!

  (16.12.2007) - Mevlânâ'nın farkına bir varabilsek!

  (09.12.2007) - "Mevlânâ Yılı" bitiyooor!

  (02.12.2007) - "Karagöz" deyip geçersek...

  (25.11.2007) - Mehmet Zeki Akdağ

  (18.11.2007) - Ekrem Kaftan şiiri üstüne...

  (11.11.2007) - Ah şu TV dizileri...

  (04.11.2007) - Nihayet!

  (29.10.2007) - Nasrullah Camii vaazı - 2 -

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri