Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 22 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Drakuletta



Eski KGB Başkanı Putin'in sanki plastikten bir yüzü var. Bu plastik surat KGB'li günlerinin yadigarı olmalıdır! Geçmişi itibarıyla, Sarkozy'nin de Mossad tezgahından geçtiği söyleniyor. Onun suratı da "En Son Babalar Duyar" dizisinden Kadir tiplemesine çok benziyor. Tıpkısı. Sadece suratı değil eylem, konuşmaları ve mimikleri de öyle. Mine Kırıkkanat'a göre başkanlık dönemini sonuna kadar yürütmesi zor görünüyor. Şarlatanın teki. En son kendisini Cezire'de dinledim. Soru öyle olmadığı halde üste çıkabilmek için: "Ben İsrail ve Amerikan dostluğundan dolayı özür dilemem" diye kestirip atıyordu. Halbuki kendisine 'Yanlı olarak algılanıyorsunuz ve bu durumda Filistin ve Araplarla nasıl yakın bir ilişki türü kurabilir ve hakem pozisyonu alabilirsiniz?' diye soruluyordu. Ama Sarkozy tam bir tecahülü arifan ustası. Fakat herkes de bunu göremeyecek kadar kör ve sersem değil. Sarkozy'nin 1980'li yıllara dayanan Mossad ajanlığı veya hafif tabiriyle işbirlikçiliği doğru mudur bilinmez ama son sıralarda nedense istihbaratçılar çok fazla ortalıkta ve hükümet postlarında görülüyorlar. Gates de bunlardan biri. CIA başkanlığından savunma bakanlığına geldi. Ama asıl önemlisi İsrail'de yüzü bir Türk meslektaşı andıran Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin Mossad geçmişi olması. Esasında Amerikan Dışişleri Bakanı Rice ile birbirlerine çok yakışıyorlar. İkisi de tuttuğunu koparan cinsten. Kuvvetli şahsiyetleri var. Gerçekten de söylemek gerekirse, ikisinin de güçlü şahsiyetleri var. Buna rağmen Livni için İsrail'in kadın yüzü deniliyor. Golde Meir veya Thatcher gibiler.

Bununla birlikte, İsrail dışişleri bakanı olarak görev yapmak oldukça zor olmalı. Livni de bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor. Kendisi bir ara Olmert'in postuna göz dikmişti. Şimdi durulmuş görünüyor. 2006 yılında Lübnan saldırısı sırasında ve Annapolis'te de zor sınavlar verdi. Annapolis'teki toplantı sırasında Arapların kendisine yüz vermemesi ağrına gitmiş. Bunu basınla da paylaştı. En azından dolaylı olarak. Zirve veya toplantı sırasında barış yapmadan barış yapmış gibi Araplarla ilişkileri normalleştirebilmek için en azami sayıda Arap mevkidaşı veya meslektaşıyla görüşmeye gayret etmiş. Bu bağlamda, Bahreyn, BAE, Umman, Fas ve Tunus'lu mevkidaşlarıyla görüşmüş... Bununla birlikte Suudi Arabisan Dışişleri Bakanı Suud Faysal ve Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdat yani iki Faysal kendisiyle tokalaşmaktan imtina etmişler. Bu da kendisine gayet dokunmuş. Onlarla temas kurmak isteyip istemediğinin sorulması üzerine şunları söylemiş: "Benimle konuşmayı reddeden birisini haliyle asansöre binmeye zorlayamam..." Livni burada üst perdeden konuşsa bile durumun bu minvalde olmadığını herkes biliyor. Kapalı kapılar ardında Livni kendisiyle neden konuşmadıklarına ve tokalaşmadıklarına dair Arap bakanlara dert yanmış ve adeta yalvarmış. Washington Post'a göre Arap meslektaşlarından neden kendisini reddettiklerini ve konuşmaktan kaçındıklarını sormuş. Annapolis zirvesi sırasında kapalı oturumlarda Arap bakanlara şöyle seslenmiş ve serzenişte bulunmuş: "Neden kimse benimle tokalaşmak istemiyor/Neden kimse benimle konuşmak istemiyor?'

Amerikan gazetesine göre özellikle de bu sözleriyle Suudi Dışişleri Bakanı Suud Faysal'ı hedef almış.

***

Hollanda'nın Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Frans Timmermans, Livni'nin toplantıda Arap bakanlara şöyle seslendiğini söylüyor: "Bana parya olarak muamele etmekten vazgeçin. Bana cüzzamlıymış gibi davranmaktan vazgeçin..." Hollandalı bakan bu husustaki izlenimlerini ve intibalarını şöyle aktarıyor: "Sanki onlar Livni'den Drakula'nın kızkardeşiymiş gibi kaçınıyorlardı..." İsrail gibi bir devletin başında veya dışişleri bakanlığı postunda oturan birisinin herhalde buna hazır olması ve göze alması lazım.

Gazze'nin hali içler acısı. İnsani bir felaketi yaşıyor. Bu insanlar kendi topraklarında yabancı bir işgalcinin sebep olduğu felaketi yaşıyorlar. Araplar da seyirci makamında bile olsalar elbetteki İsrail'e gönül hoşnutluğuyla bakmaları mümkün değil. İsrail galiba bir de işgalin diş kirasını istiyor. Öldürdüğü insanların kefen veya ip parasını tahsil etmeye çalışıyor. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suud Faysal, Annapolis'e gitmeden önce toplantılar sırasında hiçbir İsrail'li temsilci ile el sıkışmayacağını önceden ilan etmişti. Ve bunun gerekçesini de 'Tiyatrovari eylemlere gerek yok' diyerekten izah etmişti. Gerçekten de Amerikalıların ve İsraillilerin amacı barış yapmak değil barışı unutturarak Araplarla ilişkileri normalleştirmek. Bunun için de zaten Annapolis gibi tiyatrolara başvuruluyor. Faysal da tiytro içinde başka bir tiyatro sahnesi icra etmek istememiş olacak. Artık bu kadarını da sineye çeksinler.

***

Bununla birlikte Livni'nin iktifa edebileceği kadar ikili görüşmeler de icra edilmiş. Türkiye'den Pakistan'a kadar birçok ülkenin katıldığı Annapolis zirvesinde Livni yine de doya doya sohbet edebileceği ve yalnızlığını paylaşabileceği partnerler bulabilmiş. Ürdün Dışişleri Bakanı Selahaddin Beşir ile bol bol görüşmüş. Bilindiği gibi İsrail ile Ürdün 1994 yılından itibaren tam diplomatik ilişki kurmuş bulunuyorlar. Ürdün'ün dışında en azından Mısır ve Moritanya ile ilişkiler ise eski tadında bulunmuyor. Moritanya'da yapılan darbeden sonra yeni düzen İsrail'e mesafeli duruyor. Mısır ile İsrail'in arası da Gazze Şeridi'ndeki gelişmeler yüzünden açılmış bulunuyor. Bu durumda İsrail'in yalnızlığını giderecek seçenekler de kendiliğinden azalmakta. Bunun suçlusu kim?

Velhasıl Livni sonunda kalıbına uygun bir lakap bulmuş: Kont Drakula'nın kızkardeşi: Drakuletta...

22.01.2008

E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (21.01.2008) - Talabani, Maliki ve İran

  (20.01.2008) - Asrımızın Sadi'si

  (18.01.2008) - Odinga'dan Obama'ya

  (17.01.2008) - 'Napolyon evine dön'

  (16.01.2008) - Hem simge, hem tukus

  (14.01.2008) - Butto hanedanlığı ve Şia

  (13.01.2008) - Bush'a ağız ve gönül dolusu şükran

  (11.01.2008) - Korkut Özal'ın analizi

  (10.01.2008) - Tonkin'den Hürmüz'e

  (09.01.2008) - Bush'un serap turu

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri