Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Nisan 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Ölüm sarsıntısı gelince



Tuğba Hanım:

*“Sekerat ne demektir? Sekerata giren Müslüman için neler yapılır?”

İnsan güzel dünya hayatından benzersiz güzel ahiret hayatına giderken, fani bir misafirhaneden ebedî bir mülke geçerken, imtihan dünyasından hakikatler âlemine intikal ederken bir miktar sarsıntı geçirebilir. Bu sarsıntıyı, bu geçişin tabiatına vermek lâzım. Fakat her zorlukta Allah’a sığındığımız gibi, bu sarsıntının şiddetinden de hiç şüphesiz Allah’a sığınmak gerekir.

Sekerât, ölüm sarsıntısı ve sarhoşluğu demektir. Ölüm sarhoşluğu kişinin aklını ve salim düşüncesini kaybetmesine yol açabilir. Kişiyi, ne yaptığını ve ne söylediğini bilmez duruma düşürebilir. Bu açıdan kendisinde ölüm belirtileri görülen hastaya veya sekerâta girdiği anlaşılan kişiye iman ve inanç yapısını bozmadan ruhunu teslim edebilmesi için yardımcı olmalıdır.

Sekerâta giren hastaya yapılması gereken sünnetler şunlardır:

1- Sekerâta giren hasta, yüzü kıbleye getirilecek şekilde sağ yanı üzerine yatırılır. Eğer sağ yanı üzerine yatırılmasında zorluk varsa, ayaklarının iç kısımları ve yüzü kıbleye gelecek şekilde sırt üstü yatırılır ve başı altına bir yastık konularak yüzünün kıbleyi görmesi sağlanır.

2- Sekerâta giren hastanın yanında yüksek sesle konuşulmaz ve tartışılmaz. Sevdiği bir kişi tarafından kendisinin duyacağı şekilde tatlı bir fısıltı ile ve yumuşak bir dil ile Kelime-i Şehâdet veya Kelime-i Tevhid getirilir.

Son nefeste şehadet kelimesi veya tevhid kelimesi getirmenin önemi büyüktür. Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki:

“Her kim ki, son sözü Lâ İlâhe İllâllah demek olursa o kimse Cennete girer.”1

“Her kim, Allah’tan başka ilâh olmadığını bilerek ölürse Cennete girer.”2

“Ben Allah’tan başka hak ilâh olmadığına ve benim Allah elçisi olduğuma şehâdet ederim. Bu iki hususta şüphe etmeyerek ve Allah’a bu iki şehâdetle kavuşan her kul, muhakkak Cennete girecektir.”3

“Kim ki lâ ilâhe illallah Muhammedü’r-Resûlullah şehadetini getirirse Allah ona ateşi haram kılar.”4

“Ümmetimden kim ki, Allah’a hiçbir şeyi eş tutmayarak ölürse, o kimse Cennete girer.”5

Ölmek üzere olan bir Müslüman’ın yanında bulunduğumuzda ona fısıltı halinde tevhid kelimesini veya şehadet kelimesini söyleyerek hatırlatmamız sünnettir. Peygamber Efendimiz (asm): “Ölmek üzere olan kimselere lâ ilâhe illallah sözünü telkin edin”6 buyurmuştur. Fakat “Bunu söyle!” dememeliyiz ve baskı yapmamalıyız. Bir defa söylemesi ve son sözü Kelime-i Tevhid olması yeterlidir.

3- Sekerât halinde bulunan kimsenin yanında Yasin Sûresi okumak sünnettir. Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Ölümü yaklaşan kimselerin yanında Yasin Sûresi okuyun.”7

4- Sekerât halinde bulunan kimsenin yanında hayır söz söylemeliyiz, hayır duâda bulunmalıyız. Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Hastaya veya ölüye geldiğinizde hayır söz söyleyin. Çünkü melekler sizin söylediklerinize ‘Âmin’ derler.”8

5- Hasta, ölüm esnasında Allah’ın kendisini bağışlayacağı hakkında hüsn-ü zanda bulunmalıdır. Yani Allah’a, günahlarından bağışlanarak gittiğini düşünmelidir. Bu sünnettir. Nitekim imanını muhafaza eden kişinin bütün günahlarının Cenâb-ı Hak tarafından bağışlanacağını ummak, bizzat Cenâb-ı Hakk’ın müjdesine uygundur. Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak şöyle buyurmuştur: “Kulum beni nasıl tanırsa, onunla öyle muâmele ederim.”9

Cenâb-ı Allah, ehl-i iman olarak, ölenlerimizi bağışlasın, kalanlarımıza sıhhat ve afiyet versin. Âmin.

Dipnotlar:

1- Nesâî, Cenâze, 4; Tecrit Terc., 4/264

2- Müslim, Îmân, 10/43

3- Müslim, Îmân, 10/44

4- Müslim, Îmân, 10/47

5- Buhârî, Cenâiz, 617; Riyâzu’s-Sâlihîn, 413

6- Tirmizî, Cenâze, 7; İbn-i Mâce, Cenâiz, 4; Müslim, Cenâiz, 1, 2; Nesâî, Cenâze, 4

7- Ebû Dâvûd, 3121; İbn-i Hibban, 720

8- Tirmizî, Cenâze, 7/984

9- Bedîüzzaman, Sözler, s. 39; Buhârî, Tevhid, 15; Tirmizî, Tevbe, 1; Müslim, Tevbe, 1

29.04.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.04.2008) - Kısa kısa

  (27.04.2008) - Vehhabilik üzerine

  (26.04.2008) - Hayatın içinden

  (25.04.2008) - İbadet telâfileri: Kefaretler

  (24.04.2008) - Kefareti zor bir kul hakkı: Gıybet

  (23.04.2008) - Tecvidin hükmü üzerine

  (22.04.2008) - Dinde ihlâsı korumak

  (21.04.2008) - Vahidiyet ve ehadiyet kavramları üzerine

  (20.04.2008) - İnsanlığın kurtuluşu ve Hazret-i Muhammed (asm)

  (19.04.2008) - Hayatın içinden

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri