"Gerçekten" haber verir 04 Mayıs 2009
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formuİletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

Ahmet ÖZDEMİR

Küresel ekonomik krize çareler



—Dünden devam—

Said Nursî, en son dersinde dikkat çektiği ve “çok ehemmiyetlidir” dediği bir mesele daha vardır ki, o da günümüzün ifadesiyle “küresel ekonomik kriz”dir.

Dünya, merkez üssü ABD olan bir ekonomik kriz depremiyle sarsılıyor. Ülkemiz de bu krizden nasibini alıyor. Bu sarsıntının etkisi ne kadar süreceği de henüz belli değil. Devletler bu ekonomik krize çareler arıyor. Toplantı üstüne toplantılar yapılıyor. Halbuki ABD, dünyanın süper devletiydi. Herkese akıl veriyordu. Şimdi kendisine akıl verecek kimseleri arıyor.

Temelleri yıpratılmış bir binanın odalarını boyamak bir fayda verir mi?

Kökleri çürütülmüş bir ağacın dallarını ilâçlamak ne kadar fayda verir?

Materyalist Batı medeniyetinin ortaya çıkardığı, faiz ve sömürüye dayalı kapitalist sistemin çöküş sinyali olarak yorumlanan bu kriz de bir başka “İlâhî ikaz” olsa gerek.

Bediüzzaman dünyayı sarsan bu krize yarım asır önce çareler gösteriyordu. Onun şu sözlerine kulak verelim: “Hükm-ü Kur’ân’a göre, bu zamanda mimsiz medeniyetin icâbâtından olarak hâcât-ı zaruriye dörtten yirmiye çıkmış. Tiryakilikle, görenekle ve itiyadla, hâcat-ı gayr-ı zarurîye, hâcât-ı zarurîye hükmüne geçmiş. Âhirete iman ettiği halde, ‘Zaruret var’ diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor.”1

Bediüzzaman bozuk, sefih medeniyeti “mimsiz medeniyet” olarak vasıflandırıyor. Medeniyet kelimesinin başındaki “mim”i kaldırırsanız “deniyet” kalır ki, bu da alçaklık, ahlâksızlık, pislik, kötülük gibi anlamlara gelmektedir.

Bediüzzaman ekonomik krize iki açıdan bakmaktadır: Mimsiz medeniyet ve Müslümanlar. Günümüzde ne yazık ki, Müslümanlar daha çok mimsiz Batı medeniyetinin etkisi altında kalmışlardır.

Eskiden zarurî ihtiyaçlar dört iken şimdi yirmiye çıkmıştır. Zarurî ihtiyaçları dörtten yirmiye çıkaran mimsiz medeniyettir. Günlük hayatımıza ve etrafımıza bakacak olursak ihtiyaçlarımızın ne kadarı zarurî, ne kadarı zarurî olmadığına karar verebiliriz. Burada Said Nursî, etken sebepleri sayarken “tiryakilik”, “görenek” ve “itiyat”lara (alışkanlıklara) dikkat çekmektedir.

Müslümanlar açısından bir tehlikeyi de göz ardı edemeyiz. Bu tehlike dünya hayatını değil, ahiret hayatını tehdit etmektedir. Ahirete iman eden kimseler bile “zaruret var” diye bir bahane arkasına sığınmaktadırlar. Halbuki zaruret yok, zaruret zannı vardır. Hareketler de bu zanlara göre şekillenmektedir. Dünya menfaatleri ve lüks geçim derdi için dünya âhirete tercih edilmektedir.

Günümüzde iktisat ekonomisine değil, sanki daha çok israf ekonomisine yer verilmektedir. Medyada tüketim çılgınlıkları adeta birbirleriyle yarışır oldu. Her ne kadar dünyada ve ülkemizde ekonomi üniversiteleri, iktisat fakülteleri olsa da, daha çok iktisat etmeyi değil, israf etmeyi öğreniyoruz adeta.

Bediüzzaman’a göre Batı medeniyeti, semâvî kanunlara muhalif olarak hareket ettiği için günahları sevaplarına, hatâları, zararları, faydalarına üstün gelmiştir. Medeniyetten beklenen hakikî maksut olan herkesin istirahati ve dünyevî hayatın mutluluğu bozulmuştur. İktisat, kanaat yerine israf ve sefahet; çalışmak ve hizmet yerine tembellik ve istirahat meyli galebe çaldığından, çaresiz insanlığı hem gayet fakir, hem gayet tembel eylemiştir.2

Semâvî Kur’ân kanununda, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır”3 ve “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz”4 fermanı yer almaktadır. İnsanlığın hayat mutluluğu, iktisat ve çalışmaktadır ve onunla insanlığın zengin, fakir tabakası birbiriyle barışabilir. Bu mesele Risâle-i Nur’da geniş biçimde açıklanmıştır.

Bediüzzaman, medeniyetin üzerinde durduğu ve insanları yanlışlara sürükleyen iki probleme vurgu yapmaktadır:

1- “Bedevîlikte beşer üç dört şeye muhtaç oluyordu. O üç dört hâcâtını tedarik etmeyen, on adette ancak iki- siydi.”

Eskiden yeni evlenenlerin çeyizleri belli başlı eşyalardı. Bunlar bir hayvana yüklenip gönderilirdi. Bununla yeni bir yuva kurulurdu. Eşyalar eskiyinceye kadar yenisi alınmazdı. Sonradan çeyizler bir traktör veya kamyonetle gönderilir oldu. Şimdi ise bir kamyon taşıyamaz hâle geldi. İlk örneğimizde olanlar daha mutlu idiler. Eşyalar arttıkça mutluluklar azalmaya başladı. Görenek belâsıyla eşyalar hızla değiştirilmeye başlandı. Lâkin eldeki para alınan eşyayı karşılayamaz oldu. Böylece evlilikler borçla başladı. Bu borçları nasıl ödeyeceklerini düşünmekten de çiftlerin geceleri gündüz oldu. Bir kişinin çalışması masrafları karşılamaya yetmeyince iki kişi (karı-koca) çalışmaya başladı. İkisinin geliri de yetmeyince ileriye dönük borçlanmalar başladı. Hayat, bu borçları ödemek için ipotek altına alındı. Sonunda mahkemeler ve hapishanelerde biten aile faciaları yaşanmaya başladı. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Said Nursî, şimdiki Batının zâlim medeniyetinin insanlığa verdiği zararları şöyle özetliyor:

“Su-i istimâlât ve isrâfât ve hevesâtı tehyiç ve havâic-i gayr-ı zarurîyeyi, zarurî hâcatlar hükmüne getirip görenek ve tiryakilik cihetiyle, şimdiki o medenî insanın tam muhtaç olduğu dört hâcâtı yerine, yirmi şeye bu zamanda muhtaç oluyor. O yirmi hâcâtı tam helâl bir tarzda tedarik edecek, yirmiden ancak ikisi olabilir; on sekizi muhtaç hükmünde kalır.”

Su-i istimaller, israflar, hevesleri kamçılamakla, zarurî olmayan ihtiyaçları, zarurî ihtiyaçlar hükmüne getirip görenek ve tiryakilik yönüyle şimdiki o medenî insanın tam muhtaç olduğu dört ihtiyaç yerine, yirmi şeye şu zamanda muhtaç oluyor. Yukarıda anlattığımız gibi yirmi ihtiyacını helâl yoldan karşılayacak şu zamanda ancak yirmi kişiden ancak iki kişi bulunabilir. On sekizi bunları karşılayamayacak durumdadır.

Demek, bu hazır Batı medeniyeti insanı çok fakir ediyor. O ihtiyaç yönünde insanlığı zulme, başka haram kazanmaya sevk etmiştir. Çaresiz avâm (fakir) ve havas (zengin) tabakasını daima kavgaya ve çatışmaya teşvik etmiştir.

Said Nursî, Kur’ân’ın temel kanunu olan zekât ve faize dikkat çekerek: “Vücub-u zekât (zekâtın farziyeti), hurmet-i riba (faizin yasaklanması) vasıtasıyla avâmın havassa karşı itaatini ve havassın avâma karşı şefkatini temin eden o kudsî kanunu bırakıp burjuvaları zulme, fukaraları isyana sevk etmeye mecbur etmiş. İstirahat-i beşeriyeyi zîr ü zeber etti” der. Günümüzde fakirlerin zenginlere karşı düşmanlığını önlemek için zekâtın yaygınlaştırılması en önemli bir düsturdur.

2- Teknolojik gelişmelerin sonucunda insanlık tembelliğe, sefahete, istirahate ve nefsânî heveslerin peşine düşmüştür. Bunların sonucunda insanlık kanaatsizlik, iktisatsızlık yoluyla sefahet, israf, zulüm ve harama kaymıştır. Halbuki teknolojik gelişmeler insanlığa birer nimettir. Nimetler şükür gerektirmektedir. Bu meseleye Said Nursî şu sözleriyle işaret etmektedir: “Bu medeniyet-i hâzıranın harikaları, beşere birer nimet-i Rabbaniye olmasından, hakikî bir şükür ve menfaat-i beşerde istimâli iktiza ettiği halde, şimdi görüyoruz ki, ehemmiyetli bir kısım insanı tembelliğe ve sefahete ve sa’yi ve çalışmayı bırakıp istirahat içinde hevesâtı dinlemek meylini verdiği için, sa’yin şevkini kırıyor. Ve kanaatsizlik ve iktisatsızlık yoluyla sefahete, israfa, zulme, harama sevk ediyor.”

Meselâ, radyo, televizyon, internet vb. büyük bir nimet iken, insanlığın faydasına sarf edilmekle bir mânevî şükür gerektiği halde, beşte dördü nefsânî heveslere, lüzumsuz, boş şeylere sarf edildiğinden, tembelliğe sevk edip çalışma şevkini kırıyor. Hakikî vazifesini bırakıyor.

Hattâ çok menfaatli olan bir kısım harika vasıtaları, çalışmak için ve hakikî insanlığın faydalarına kullanılmak lâzım gelirken, ondan bir ikisi zarurî ihtiyâçlara sarf edilmeye karşılık, ondan sekizi keyif, nefsânî arzular, seyre, tembelliğe mecbur ediyor. Bu iki küçük örneğe binler başka örnekleri bulmak mümkündür.

Özetle söylemek gerekirse, mevcut Batı medeniyeti, Bediüzzaman’ın dediği gibi;

“Semavî dinleri tam dinlemediği için, beşeri hem fakir edip ihtiyacatı ziyadeleştirmiş. İktisat ve kanaat esasını bozup israf ve hırs ve tamahı ziyadeleştirmeye, zulüm ve harama yol açmıştır.

“Hem beşeri vesait-i sefahete teşvik etmekle, o biçare muhtaç beşeri tam tembelliğe atmış, sa’y ve amelin şevkini kırıyor. Hevesata, sefahete sevk edip ömrünü faydasız zayi ediyor.

“Hem o muhtaç ve tembelleşmiş beşeri, hasta etmiş. Su-i istimal ve israfatla yüz nev'î hastalığın sirayetine, intişarına vesile olmuş”tur.

İnsanlık Kur’ân-ı Hakîm’in iktisat derslerini iyi dinlemeli. İsrafta hayır olmadığını bildiği gibi, hayırda da israf olmadığını bilmelidir. Dipnotlar: 1- Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, s. 872. 2- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 649. 3- Necm Sûresi, 39. 4- A’râf Sûresi, 31.

04.05.2009

E-Posta: ahmetozdemir@nurasya.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (03.05.2009) - Müsbet İman hizmeti

  (24.04.2009) - Kâinatın Sultanına muhatap olmak

  (17.04.2009) - O’nun (asm) gelişiyle dünya nura gark oldu

  (24.03.2009) - BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ'NİN VASİYETİ

  (25.02.2009) - “Kırk”ların hikmetine bir kırk daha eklendi

  (05.02.2009) - “Kırklar”ın hikmeti -2

  (04.02.2009) - “Kırklar”ın hikmeti -1

  (01.02.2009) - İstanbul seyahatinden notlar

  (20.01.2009) - “Aklen Hulusi, kalben Sabri, vicdânen Hüsrev hükmünde olan Refet Bey”

  (01.01.2009) - Risâle-i Nurlar usandırmaz

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır

Kurumsal Linkler:
Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl

Reklam Linkleri:
Risale Yorum- Risale Çocuk- Oktay Usta - Euro Nur - Fıkıh İnfo- Ahmet Maranki- Cevşen - Yeni Asya Barla - Makdis