27 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kazım GÜLEÇYÜZ

Silbaştan


A+ | A-

Döndük, dolaştık; ilk ortaya atıldığı tarihten dört buçuk ay sonra, Albay Dursun Çiçek imzalı belge bir kez daha gündemin ilk sırasına oturdu. Bu defaki geliş sebebi, aylarca “Sahte mi, gerçek mi?” tartışmalarına konu olan belgenin orijinalinin ortaya çıktığı ve altındaki “ıslak imza”nın Çiçek’e ait olduğunun Adlî Tıp raporuyla tesbit edildiği yönündeki haberler.

Başından itibaren Albay Çiçek’in arkasında olduğu mesajı veren ve “kâğıt parçası” olarak nitelediği belgeyle ilgili son açıklamasında, “Üretip sızdıranların belirlenip yargı önüne çıkarılmasını bekliyoruz” diyen Genelkurmay, bu son gelişme üzerine yine sıkıntıya girdi. Konunun önce medyada yer almasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmenin ötesinde bir tepki de veremedi.

Askerî Savcılığın takipsizlik kararını müteakip Ergenekon hakimince Çiçek hakkında verilen tutuklama kararının 18 saat sonra kaldırılmasını takiben, konunun Çiçek üzerinden kendisine yöneltilen ve “asimetrik psikolojik harekât”ın bir parçası olarak nitelediği ithamlar yönüyle artık kapandığı kanaatine varan Genelkurmay, buna paralel olarak söz konusu suçlamaların hesabının sorulmasını talep etme “modu”na girmişti.

Albay Çiçek’in Ergenekon savcılarını HSYK’ya şikâyet etmesi ve Genelkurmay’ın da belgeye ilişkin haberi yazan Taraf muhabiri hakkında suç duyurusunda bulunması, bunun yansımalarıydı.

Şimdi bir kez daha başa dönülmüş oluyor.

Yani, Erdoğan’ın dağdan iniş ve açılım için söylediği “silbaştan” durumu, belgede yaşanıyor.

Gerçi son gelişmenin, bir muvazzaf subay tarafından, beraberinde ıslak imzalı orijinal belge ekli olarak Ergenekon savcılarına gönderilen bir ihbar mektubuyla gündeme gelmesinde ve işin zamanlamasında, cevap bekleyen yeni sorular var.

Belgenin orijinalinin ortaya çıkması neden bu kadar zaman aldı? Taraf’ın konuyla ilgili ilk manşetinin atıldığı 12 Haziran’dan bu yana geçen ve çok kritik gelişmelerin de yaşandığı süreç ortadayken, bunca beklenmesinin “hikmet”i ne?

Daha ötesinde, bu gelişmenin, asker içinde içten içe giderek büyüdüğü öne sürülen mücadelede yeni bir aşamayı ifade ettiği söylenebilir mi?

Ve çok önemli bir nokta: Org. Başbuğ’un, bazı kritik konularda yaptığı kesin ve bağlayıcı açıklamaların bilâhare kendisini zora sokacak gelişmelere müncer olması nasıl değerlendirilmeli?

Ergenekon operasyonlarında ele geçirilen mühimmatlar ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğü yere giden gazetecinin askerî helikoptere alınmaması konularında yaptığı açıklamaların bilâhare “açıkta kalması” örnekleri gibi.

Karargâhta ve yakın kurmayları içinde kasıtlı olarak Başbuğ’u yanlış bilgilendirenler mi var?

Yoksa bunlar, çok derinlere kök salmış yapısal ve kurumsal kronik bir sorunun mu tezahürleri?

Ya, ihbarcının, “ ‘Kâğıt parçası’ açıklamasını, belgelerin yok edildiğinden emin olduktan sonra yapan Başbuğ da işin içinde” iddiasına ne demeli?

Peki, zamanlamanın, dağdan iniş sürecine mâlûm sebeplerle ara verilmesiyle ilgisi olabilir mi?

Süreç içinde bunlar da aydınlanır mı, göreceğiz. Ama şu an için beklenen, Çiçek’in ve ayrıca diğer adı geçenlerin savcılığa celb edilip ifadelerinin alınması ve ondan sonra ortaya çıkacak sonuca göre, evvelki beyanlarında “Belge doğru çıkarsa gereğini yapar, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan personeli TSK’da barındırmam” taahhüdünde bulunmuş olan Genelkurmay Başkanının buna göre davranması.

Gelinen nokta, Çiçek’le ilgili iddialar ilk gündeme geldiğinde herkesten önce davranıp öyle bir belgenin bulunmadığı “kanaat”ini izhar eden ve ardından Çiçek’e takipsizlik kararı veren Genelkurmay Askerî Savcılığının işleyişine ve daha genelde, parçası olduğu askerî yargı sistemine ilişkin tartışmaları bir defa daha canlandıracak.

Ama önemli olan, bu tartışmalardan istifadeyle, AB kriterlerine uygun yapısal reformların bir an önce gündeme getirilip hayata geçirilmesi.

27.10.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (25.10.2009) - İdrak ve iman

  (24.10.2009) - DTP’deki ayrışma

  (23.10.2009) - Kritik süreç

  (22.10.2009) - Başlangıç ve sonrası

  (21.10.2009) - Dağdan iniş

  (20.10.2009) - Münih notları

  (18.10.2009) - Yolculuk hızlanıyor

  (17.10.2009) - Yeni dengeler

  (16.10.2009) - AB aynası

  (15.10.2009) - Şüpheli ölümler

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.