24 Temmuz 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kazım GÜLEÇYÜZ

Önemli bir ölçü


A+ | A-

Maalesef seyrek yazan, ama yazdığında temel meseleleri ele alıp esaslı tahlillerle ufuk açıcı, kalıcı ve sağlam yorumlar yapan değerli yazarlarımızdan Orhan Dindar’ın “Ergenekon: Bir dâvânın serencamı” başlığıyla yayınladığımız yazı serisini takip ediyor musunuz?

Bugün dokuzuncu bölümü neşredilen ve yarınki bölümle bitecek olan diziyi okumadıysanız, çok şey kaçırdınız demektir. Bu kaybı bir an önce telâfi etmek için, özel vakit ayırın, eski bölümleri de önünüze koyarak, başından itibaren okuyun.

Bitirdiğinizde, bugüne kadar hakkında çok şey söylenen, kimilerince hafife alınırken bazılarının da ölçüleri zorlayacak derecede müfritane tavırlarla önyargılı itham ve demagojilere konu yaptıkları Ergenekon meselesini, ifrata da, tefrite de kaymadan dengeli bir tavırla yorumlamanın pekâlâ mümkün olduğunu görüp rahatlayacaksınız.

Ve konuyu, gereksiz detaylardan arındırılmış şekilde, anahatlarıyla ve özüyle kavrayacaksınız.

Ayrıca, önce Ergenekon meselesinde sergilenip daha sonra anayasa paketi ve referandum gibi konulara da taşınan ölçüsüz tarafgirlik veya aleyhtarlığa; herşeyi akla karaya sıkıştırıp ara renkleri red ve inkâr eden ve nüanslara hayat hakkı tanımayan bir toptancılığa; adeta psikolojik harp yöntemleriyle yürütülen propagandalarla kendi dediğini hakim kılmaya uğraşan bir hegemonyacılığa ve üstelik bütün bunların “demokratlık adına” ortaya konulmasındaki garipliğe prim vermeyen dengeli bir yaklaşımın ipuçlarını bulacaksınız.

Bu noktada Dindar’ın Bediüzzaman’dan aktardığı önemli bir ölçüye özellikle dikkat edip değerlendirmelerimizde onu esas almamız gerekiyor:

“Bir fırka kendisine bir imtiyaz taksa, herkesin en hassas nokta-i asabiyesine daima dokundura dokundura zorla herkesi meşrutiyete muhalif gibi gösterse ve herkes de onların kendilerine taktığı ism-i meşrutiyet altında olan muannid istibdada ilişmişse, acaba kabahat kimdedir?” (Divan-ı Harb-i Örfî, Eski Said Dönemi Eserleri, s. 143)

Said Nursî’nin, istibdada karşı meşrutiyeti savunma iddiasıyla ortaya çıkıp, zaman içinde, özellikle de iktidar gücünü ele geçirdikten sonra meşrutiyetçiliği tekellerine alarak, kendileri dışındaki herkesi meşrutiyet karşıtı olarak gösteren ve üstelik meşrutiyete tamamen aykırı baskıcı uygulamalara yönelen bir kısım İttihatçılar için dile getirdiği bu tesbit, yakın geçmişte aksi yönde sergiledikleri tavırları “unutarak” şu günlerde demokrasi bayraktarlığına soyunan ve bu işi kimselere de bırakmayan birilerine tam olarak uyuyor.

Bunlara karşı, yine Bediüzzaman’ın şu ifadesini de, önemle altını çizerek tekrarlamak gerekiyor:

“Meşru hakikî meşrutiyetin müsemmasına (isminin mânâsına uygun içeriğine) peyman (yemin) ettiğimden, istibdat ne şekilde olursa olsun, meşrutiyet libasını (elbisesini) giysin ve ismini taksın, rast gelsem sille vuracağım.” (a.g.e., s. 136)

Demek ki, sadece “Demokratım ve özgürlükçüyüm” demekle demokrat ve özgürlükçü olunmuyor. Bu söylemlerin, bu kavramlara uygun icraatlarla tamamlanıp desteklenmesi gerekiyor. Aksi halde inandırıcılık problemi ortaya çıkıyor.

Demokratlık söylemlerini aynı yöndeki icraatla destekleyemedikleri, hattâ zaman zaman tam tersini yaptıkları halde, demokratlığı tekellerine alıp, kendileri gibi düşünmeyen herkese bir kulp takarak bir “karşı kamp” oluşturanlar ise, kutuplaşmaya dayalı bir gerginliği tırmandırmaktan başka birşey yapmış olmuyorlar. Ve işin garibi, prensipte demokrat düşünceye sahip birçok insanı da, sırf kendilerine biat edip teslim olmadıkları, tam tersine mesafeli ve eleştirel bir duruş ortaya koydukları için muhalif ilân ediyor ve bu inhisarcı, itici, damgalayıcı ve dışlayıcı tavırları sebebiyle, onları da “karşı kamp”ta yer almaya zorluyorlar.

Oysa demokratlık kimsenin tekelinde değildir. Hele geçmişleri bu konuda inanılmaz defolarla dolu olanların bugün demokratlık şampiyonluğuna soyunmaları hiçbir şekilde inandırıcı olamaz.

İnandırıcılığın ilk şartı ise, samimiyettir.

24.07.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (23.07.2010) - Cebrail şeytanla barışamaz

  (22.07.2010) - YAŞ ve terfîler

  (21.07.2010) - Özel birlikler

  (20.07.2010) - AKP abartmasın

  (18.07.2010) - Paketin tümü

  (17.07.2010) - Paketin tahlili (4)

  (16.07.2010) - Paketin tahlili (3)

  (15.07.2010) - Paketin tahlili (2)

  (14.07.2010) - Paketin tahlili (1)

  (13.07.2010) - Bu işi Mecliste bitirin


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.