"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nasıl yaşarsan

06 Kasım 2019, Çarşamba 23:38
Yüce Allah insandan imandan sonra “salih amel” istemektedir. İmansız amel insanı kurtarmadığı gibi, amelsiz iman da insanı kurtarmaz. Peygamberimiz (asm) “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!” buyurmuşlardır.

Peygamberimiz (asm) vefatından önce ümmetine son vasiyeti olarak “Namaz... Namaz... Sakın namazı terk etmeyiniz!” ferman etmişlerdir. Çünkü namaz kurtuluşa vesiledir. Hz. Ömer (ra) namazda, Hz. Osman (ra) Kur’ân okurken, Hz. Ali (ra) namaza giderken şehit olmuşlardır. Hz. Hâlid b. Velid (ra) öleceğini anlayınca “Atımı eğerleyin, kılıcımı belime bağlayın ve beni ata bindirin! Benim gibi ömrü cihad meydanlarında geçen birisinin yatağında ölmesi doğru olmaz” demiştir. 

Evliyadan Cüneyd-i Bağdâdî (ks) hasta ve ıztırab halinde Kur’ân okuyarak Cuma gecesi vefat etmiştir. 

Bilâl-i Habeşî’nin (ra) hanımı öleceği için “Vah! Vah!...” diye ağlarken o “Oh! Oh!...” diyordu. “Neden böyle diyorsun?” diyenlere: “Resulullah’a kavuşacağım... Bu duruma sevinilmez mi?” diye cevap verdi. (Gazali, İhya, Salihlesin Son Sözleri, 10: 320.)

Ölmekten değil, günah işlemekten korkmalıdır.

İmanla Ölmek

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri der ki: “Herkesin iman mukabilinde bu zemin yüzü kadar bağlar ve kasırlarla müzeyyen ve baki ve daimî bir tarla ve mülkü kazanmak ve kaybetmek dâvâsı başına açılmış. Eğer iman vesikasını sağlam elde etmezse kaybedecek. Ve bu asırda maddiyyunluk taunu ile çoklar o dâvâsını kaybediyorlar. Hatta bir ehl-i keşf ve tahkik bir yerde kırk vefiyattan yalnız birkaç tanesinin kazandığını sekeratta müşahede etmiş; ötekiler kaybetmişler.

Acaba bu kaybettiği dâvânın yerini bütün dünya saltanatı o adama verilse dolurabilir mi? Sizden soruyorum!” (Bediüzzaman, Asay-ı Musa, 20.)

Peygamberimiz (asm) buyurdular: “Biriniz Cennet ehlinin amelini işler, nihayet Cennet ile kendisi arasında bir veya iki arşın mesafe kalır ki Cehennem ehlinin amelini işler de Cehenneme atılır. Yine kişi Cehennem ehlinin amelini işler biraz mesafe kalır, bu sefer de Cennet ehlinin amelini işler de Cennete gider.” (Buhari, Kader, 1.)

Yine Peygamberimiz (asm): “İlk ve son sözü ‘Lâ ilâhe illallah’ olan Cennete girer” (Tirmizi, Cenaiz, 7; Ebu Davud, Cenaiz, 19.) buyurdular. 

İnsan son nefesine yaklaştığı sekerat vaktinde şeytan mü’minin imanını çalmak için onun sağına ve soluna yaklaşır. Ona çeşitli şekillerde görünerek çeşitli vesveseler verir, tâ inkâr edene kadar ondan ayrılmaz. (İmam Şârânî, Tezkiretü’l-Kurtubî, 45-47.) Ölecek olan kimse imanı kavi ve salih amel sahibi değilse o zaman son andaki fitnelere kapılır da imanını kaybeder. Bu sebeple Peygamberimiz (asm) “Sekerat vaktinde ölecek olana iman telkin ediniz. Kelime-i şehadeti yanında söyleyiniz.” (Tirmizi, Cenaiz, 7; İbn-i Mâce, Cenâiz, 3.) buyurmuşlardır.

Bu fitnelerden ancak iman-ı tahkiki sahibi olan kimse kurtulabilir. Böylelerinin son anda şeytanı yanından kovduğuna dair pek çok rivayet vardır.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri “İman yalnız taklidî ve icmâlî bir tasdikten ibaret değildir. Bir çekirdekten tâ hurma ağacına kadar ve eldeki ayinede görünen güneşten tâ gökteki güneşe kadar nasıl mertebeler var; imanda da öyle mertebeler vardır. ‘Bütün marifetlerin ve kemâlât-ı insaniyenin en büyüğü imandır ve iman-ı tahkikiden gelen tafsilli ve bürhanlı marifet-i kutsiyedir’ diye ehl-i tahkik ittifak etmişlerdir. 

İman-ı tahkikî, ilme’l-yakînden hakka’l-yakîne yakınlaştıkça daha selbedilmeyeceğine ehl-i tahkik ittifak etmişler. Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir. Bu nevi iman-ı tahkikî ise yalnız akılda durmuyor, belki hem akla, hem kalbe hem öyle letâife sirayet ediyor ki şeytanın eli öyle yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalır.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybî, 175.)

Öyle ise imanımızı inkişaf ettirmeli ve taklitten tahkika çıkartmalıyız.

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a ve resulüne iman ediniz!” (Nisa Sûresi, 4: 136.) emreder. Bir diğer âyette “Gerçek mü’minler o kimselerdir ki, Allah’ın adı zikredilince kalpleri korkuyla titrer ve O’nun âyetleri okunduğunda, imanları artar ve daima Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal Sûresi, 8: 2.) buyurur.

Yeni Asya Araştırma Ekibi

 

Okunma Sayısı: 618
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı