"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beğenmek ve beğendirmek

Burhan Kaya
31 Aralık 2019, Salı
Aslında doğru anlamlandırılmadığında çok riskli hatta şirk-i hafi( gizli şirk) ‘ye kapı açan terimlerdir.

Allah insana beğenme duygusunu vermiştir ancak bize sunduğu nimetler vasıtasıyla O’nu beğenmemiz içindir bu duygu. Veya bir insandaki şefkati, merhameti görüp asıl ve sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah’ı görebilmemiz içindir beğenmek. Aksi takdirde mesleğimizde asla yeri olmayan hayranlık, adem-i itimatsız hüsn-ü zan ve ene’leri bir çınar ağacı gibi kök salmış bireyler oluşma ihtimali var. 

Mesleğimizde ancak kardeşimizi takdir etmek vardır. Üstadımız bunu “mesleğimiz haliliye olduğu için, meşrebimiz hıllettir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder” ve devamında bu kardeşliğin esasının esasını ihlas olarak belirler . İhlası kaybedenin de gayet derin bir çukura düşmek ihtimalinin olduğunu belirtir. Kardeşimizin hizmeti yerine onun şahsını beğenmek hem onun ihlasına zulüm hem de bizim meslek ve meşrebimize zehirli bir bal hükmündedir. 

Evet insan doğrudan başkasının şahsını beğenebileceği gibi kendi şahsını da beğenmesi oldukça mühim bir meseledir. İnsan kendi şahsını beğendiğinde kendi nefsine yönelik nazar-ı rıza ile baktığı için şeytanın mühim desisesine kanarak kendi kusurunu itiraf edemez ve nefsini bir avukat gibi savunur. Halbuki takva peygamberi HZ. Yusuf(asm) dahi nefsinden “Bununla beraber ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefs Rabbimin rahmeti olmasa, her kötülüğü emredendir. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir” bu ayete sığınarak, Nefsin mahiyetinin emmare olduğundan bahsederken... 

Risale-i Nur bu müthiş dehlizden çıkış yolunu nefsini suçlayıp, suçunu gördükten sonra tövbe edip şeytanın böyle müthiş şerlerinden Allah’a sığınmak olarak müjdelemiştir. 

Beğenmek hissi ancak ve ancak alemlerin Rabbi olan sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olan Allah’a yöneltilmelidir. 

Allah(C.C) kurduğu müthiş nizamını ve rahmet denizi nimetlerini mükemmel bir özenle kullarına beğendirmek için yaratmıştır. Aslında beğenmek ve beğendirmek kavramları o kadar ağır kavramlar ki beğenmeye en layık olan ve yarattığı bütün kullarını sanatlarına hayran bırakacak sonsuz kuvvet sahibi Allah’a aittir. 

İnsan nefsi kendini aciz ve fakir olan kullara beğendirmek için rezil olmayı hatta ve hatta canını dahi tehlikeye atmayı reva görür. Nefis her an beğendirmek arzusuyladır. Kendi nefsimizi her an sorgulamalı ve şeytanın bu desisesine düşmemek için her an nefsimize karşı uyanık olmalıyız. 

Özellikle gençliğin kör ve sağır hevesatı beğendirmek hissiyle oldukça alakadardır. Gizli zındıka komiteleri ise gençlerin bu zaif damarını çeşitli sosyal iletişim araçlarıyla kullanarak İslam dünyasına ve Risale-i Nur hizmetine zarar vermek için kullanırlar. Gençler her an kendi nefsini şöhretperestlik ile ittiham edip, kendilerini bu hizmete zarar vermemek adına yargılamalıdırlar. Üstad beğendirmek hissini yani şöhretperestliği ehl-i ahiret için en zaif damar olarak belirtmekte ve ehli dalaletin bu damardan istifade etme tehlikesini söylemektedir. Bu tehlikeli ve zaif damardan ve şeytan ve ehli dalaletin şerlerinden kurtulma reçetesini şu sözlerle bizlere göstermiştir. 

“ Evvela rıza-yı ilahi ve iltifat-ı rahmani ve kabul-ü rabbani öyle bir makamdır ki; insanların teveccühü ve istihsanı, ona nisbeten bir zerre hükmündedir. Eğer teveccüh-ü rahmet varsa, yeter. İnsanların teveccühü; o teveccüh-ü rahmetin in’ikası ve gölgesi olmak cihetiyle makbuldür, yoksa arzu edilecek bir şey değildir. Çünkü kabir kapısında söner beş para etmez. “ 

Üstadımızın dediği gibi insanların teveccühü Allah’ın teveccühünün bir gölgesi olması suretiyle makbuldür. Kedi rızkının Allah’tan geldiğini bildiği halde insana teveccüh göstermesi ama minnet eylememesi gibi. O halde şu vecizeleri hatırlamak gerekir: 

- “Düşman istersen nefis yeter. Evet kendini beğenen, belayı bulur zahmete düşer; kendini beğenmeyen, safayı bulur, rahmete gider” 

- “Kabrin arkası için çalışınız hakiki saadet ve lezzet ondadır”

Okunma Sayısı: 1534
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı