"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Salgınla mücadele ‘ortak akıl’la başarılır

21 Haziran 2020, Pazar 00:11
Dünyanın tamamını içine alan bir SALGINLA SAVAŞ sadece SAĞLIK MESLEK grubu ile başarılamaz. Ekonomi, eğitim, güvenlik, sosyoloji, ilahiyat, sanatçı, iletişimci vd. gibi bütün meslek gruplarının ORTAK AKLI ile başarılabilir.

DİZİ - 2: DR. MUSTAFA NACİ YALÇINKAYA
doktormnaci33@hotmail.com

KOVİD-19 Mücadelesinin 1. Dönem Değerlendirme Raporu (3)

***

KORONAVİRÜS MÜCADELESİ (III)

TÜRKİYE’DE 1. DÖNEM YAPILANLAR

2019 yılının son aylarında Çin’de baş gösteren KORONAVİRÜS hastalığı 2020’nin ilk aylarında bütün dünyaya yayılarak PANDEMİ oluşturması ülkemizi de harekete geçirdi. Ülkemizin coğrafi yapısı gereği “kara-deniz-hava ulaşımlarında” önemli bir KAVŞAK konumundadır. Solunum yolu (damlacık ile) ve sadece insandan insana taşınıp yaşayabilen virüsün bizi etkilememesi söz konusu bile olamazdı. Virüsle mücadele için çalışmalara erken başlanılması bizi avantajlı hale getirdi. Pandemi tarzındaki bir salgınla mücadelede başarı sadece tıbbî mücadele ile olamayacağı için çok yönlü hazırlık yapılmaya başlandı. İdarî, tıbbî, sosyoekonomik, siyasî, iletişim ve medya alanları gibi topyekûn bir SEFERBERLİK hareketi başlatıldı. 

Bugüne kadar yapılan mücadele sonrası gelinen noktada; ülkemizin idarî yapısının, sağlık alt yapısı-insan gücünün, demografik dağılımın, kültürel yapının, yaşama tarzının, temizlik alışkanlıklarının, özellikle salgında koruyucu-tedavi edici malzemelerin (maske-tulum-gözlük-solunum cihazı vs.) üretici ülkesi olmamız gibi birçok faktörün etkili olduğunu gördük. Son yıllarda dünyada yaşanan SARS-EBOLA-KKK vb. gibi salgın hastalıklar hem Dünya Sağlık Örgütünü (DSÖ) hem de ülkelerin Sağlık Bakanlıklarını harekete geçirmiş idi. Bu vesileyle 2019 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde var olan HALK SAĞLIĞI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ sorumluluğunda PANDEMİK İNFLUENZA ULUSAL HAZIRLIK PLANI yapıldı. Bu rapor 229 sayfa olup çok güzel hazırlanmış bir plandır.

Özet olarak Sağlık Bakanlığı’ndan 54, diğer 11 Bakanlıktan 47, 2 Başkanlıktan 4 ve 2 diğer kurumlar olmak üzere sahasında uzman ve yetkili olan 107 kişinin katılımı ile yapılan bir PLAN.

(Kaynak; https://www.grip.gov.tr/depo/saglik-calisanlari/ulusal_pandemi_plani.pdf)

ÜLKEMİZDE VERİLEN MÜCADELENİN ÖNE ÇIKAN YÖNLERİ:

i- MÜCADELE İÇİN “BİLİM KURULU” OLUŞTURULMASI;

Ülkemizde sağlık çalışanlarının ön saflarda olduğu bu mücadelede başarılı olunmasında en büyük faktörlerden birinin BİLİM KURULU olduğu ortak kanaattir. Kurulun oluşumunda ülkemizin saygın üniversitelerinden alanında kendini yetiştirmiş ve bir o kadar da fedakâr BİLİM İNSANLARININ varlığı başlı başına bir başarıdır. 

* Salgının kontrolünü, filyasyon çalışmaları (temaslı tesbiti) ve test yaptırma şartlarında değişimler yaparak belirledi.

* Tedavilerin şemasını gün gün saat saat dinamik bir şekilde gerekli değişiklikleri de yaparak oluşturdu.

* Salgının birinci aşamasını başarı ile tamamlayıp ikinci üçüncü aşamalara geçişin hazırlık çalışmalarını yaptı.

* Kurul üyeleri sık sık TV ekranlarına çıkarak toplumu bilgilendirme görevi yaptı. Bu görevi yaparken de süreci olumsuz etkileyecek tuzak soruları ustaca geçiştirmeyi de başardılar.

ii- SAĞLIK ÇALIŞANLARININ FEDAKÂRLIKLARI:

Salgının başladığı ilk günden bugüne kadar mücadelenin en ön safında hizmet veren SAĞLIK ORDUMUZUN çalışkanlığı, fedakârlığı ve başarma inancı bizi bu günlere getirdi. Salgın sonrası günlerde yaşanmış birçok fedakârlık hikâyeleri göreceğimiz kesin. Evinden, bebeklik çağındaki yavrusundan, evliliği üzerinden 1 yıl geçmemiş eşinden, kendini huzur ve güvende hissettiği aile ocağından günlerce-haftalarca ayrı kalarak bu ayrılıkları hiç yaşamıyormuş gibi mesleğini fedakârca yapan hasta olan hatta bu uğurda ŞEHİT olan bir MESLEK GURUBUDUR SAĞLIK ÇALIŞANLARI. İyi ki varız ve iyi ki bu gurubun bir mensubuyum.

iii- SAĞLIK ALT YAPIMIZ:

Hem fizikî alt yapı hem de İNSAN GÜCÜ olarak sağlık alt yapımızın güçlü olması çok önemliydi. Bu alt yapının oluşumunda ülkemizdeki sağlık mevzuatı alt yapısının Cumhuriyetimiz ile yaşıt olmasının rolü çok önemli. Bununla beraber hem Cumhuriyet öncesi (14 Mart Tıp Bayramı, 14 Mayıs Eczacılar Günü gibi önemli günlerin başlangıcı 2 asra yakındır) hem de 2000 yılından sonra yapılanları gör(e)memek haksızlık olur. 

Bu salgında çok yoğun olarak kullandığımız Tomografi ve MR cihazlarımız da TANI koymamızı kolaylaştırdı. Bu kullanımın yan etkilerini önümüzdeki günlerde yapılacak akademik çalışmalar ile mutlaka göreceğiz. Ülkemizde Tomografi ve MR kullanımının gelişmiş ülkelere göre çok fazla olduğu eleştirisini yapan bir hekim olarak KORONAVİRÜS SALGININI kontrol altına almayı başarmamızda büyük rolü olduğu kesin. Koruyucu sağlık hizmetlerinin tedavi edici sağlık hizmetlerine kıyasla çok daha az maliyetli olduğu bir gerçek. Tedavi edici hizmet sektörünün üst sınırı olmadığı bir dünyada MUTLAKA, ama MUTLAKA KORUYUCU SAĞLIK HİZMET PERSONEL ve ALT YAPISINA daha fazla önem vermemiz gerekir. Koruyucu sağlık hizmetlerine yapılacak bütün harcamalar SALGIN HASTALIKLARIN OLUŞUMUNU-ÖNLENMESİNİ DE sağlayacaktır.

İLK TEDBİRLER:

Ülkemizde KORONAVİRÜS SALGINININ birinci evresindeki başarıda SAĞLIK SİSTEMİMİZ tarafından yapılan uygulamalarda en önemli paya sahip çalışmaların başında FİLYASYON ÇALIŞMALARI gelir demek abartılı bir yorum değildir. Bu aynı zamanda SAĞLIK SİSTEMİNDE KORUYUCU HEKİMLİĞİN ne kadar önemli olduğunun sahada gösterilmiş bir delilidir. Ve bu başarıda TOPLUM HEKİMLİĞİ-KORUYUCU HEKİMLİK alanında çok büyük hizmetler vermiş Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki merhum hocamız Prof. Dr. Nusret FİŞEK’in emekleri çok büyüktür. Öğrencisi olmakla ONUR duyduğum hocamızı saygıyla yad eder Allah’tan RAHMET dilerim. Bilim Kurulu’ndaki değerli hocalarımızın da HOCASI olduğunu bilmek ayrı bir öneme sahip DEĞERDİR.

SOSYAL İZOLASYON:

KOVİD-19 virüsünün insan nefesi ve damlacık yolu ile bulaştığı bilgisi bize bir avantaj sağladı. Nefes-öksürük ile damlacıkların en fazla 1-1.5 m mesafeye kadar ulaşabildiği için bu mesafeye SOSYAL MESAFE dedik. Ve hayatın her alanına bunun uygulanması gayreti başladı.

EL YIKAMA:

Kovid-19 virüsünün bulaşma yolu olan ağız ve burun olduğundan sık sık elleri yıkamak gerektiği vurgulanmaya başlandı. Çünkü havada asılı duramayan virüs her hâlükârda masa-zemin-elbise-eşya vs.lere düşecek. Ve virüsleri, temas eden ellerimizle ağzımıza-burnumuza hatta gözümüze sürerek TAŞIYICI olmamızı önlemenin tek yolu ELLERİ YIKAMAK veya DEZENFEKTE etmek. En kolay basit ve ekonomik olanı ise sabunla EL YIKAMAK. Bu arada önerilmeyen hatta yapılmaması gereken bir husus ta ELDİVEN KULLANMAKTIR. Günlük hayatta özellikle tezgâhlarda-kasalarda-pazarlarda çalışanlar eldiven kullandığı zaman ellerine bulaşan virüsü birinden alıp bir diğerine nakledebilir. Ayrıca havasız kalan ve terleyen cilt her türlü hastalığa hazır hale gelir. O halde kural; ELLERİ YIKA ELDİVEN KULLANMA.

EVDE KALMAK:

Risk guruplarına sokağa çıkma yasağı getirilmesi nüfusun çok önemli bir oranını İZOLE etmiş oldu. Lâkin herkes virüse TAŞIYICI olabileceğinden mümkün olduğu ölçüde herkes EVİNDE KALARAK taşıyıcılık yapmaması gerekir. Bu kuralın da ciddî olarak uygulandığını gördük. 

Aynı evde birlikte yaşanılan büyükleri ve çocukları korumanın yolu oldu evde kalmak.

MASKE: Hastalığın yayılmasında etkili bir tedbir olan MASKE, takan kişiyi korumuyor. Bu sebeple herkes maske taktığında koruma etkisi ancak istenilen seviyede olur. Kullanım amacına göre de farklı maskeler kullanılır.

KORONAVİRÜS MÜCADELESİNDEKİ AKSAMALAR:

i- MASKE-ŞAHSÎ KORUYUCU EKİPMAN (KKE) TEDARİKİ:

Virüsün ilk kaynağı ÇİN’de hastalık başlayınca ülkemizden maske İHRACI hızlandı. Hem fiyatlar artmaya başladı hem de üretim artmaya başladı. Ülkemizde virüse karşı tedbirler alınmaya başlayınca MASKE fiyatları jet hızıyla 1-2-3-10-20 katına kadar çıktı. Beraberinde stoklanma işi de başlayınca sağlık personeli ve maske kullanan hastalar (diyaliz-kemoterapi vb.) maske bulamaz oldu. 

Lâkin MASKE konusundaki kargaşa devam etti. Çünkü ilk günlerde toplumun içinde virüs bulaşmış, ama hasta olmayan kişi vak’a sayısı çok azdı. İlerleyen haftalarda bu oran artınca Bilim Kurulu’nun tavsiyesi doğrultusunda Sağlık Bakanlığı maske kullanılmasını tavsiye edince sıkıntı başladı. Çünkü piyasada satış yok. Hülâsa MASKE DAĞITIM işi denizi aşıp derede boğulmaya benzetildi. Benzetildi diyorum. Çünkü KORONAVİRÜS MÜCADELESİNDE maske kullanımının ciddî katkısı var. Lâkin mücadelenin ANA FAKTÖRLERDEN olmayıp destek grubu içinde olan bir faktör. Başarılı yürütülen bir MÜCADELEYE saldırmak isteyenlerin arayıp ta bulamadığı bir koz oldu. Halbuki maske konusunda esas yapılması gereken FİYAT-ÜRETİM-İHRACAT kontrolü zamanında ve doğru olarak yapıldı. Ama görmek istemeyenler gör(e)medi. Şimdi ise yine doğru bir karar ile TAVAN fiyat belirlenip serbest satışı sağlandı. En son yapılan başta yapılabilir miydi? Belki. Ama bu VİRÜSLE MÜCADELEDE tecrübemizin olmadığını hatırlamak gerekir.

ii- UMRE SEYAHATLERİ:

Bilim Kurulu oluşturulup İran sınırının kapatılması kararı verildiği günlerde UMREYE gidiş-gelişler durdurulabilirdi. Ve umrede olup dönenlere 14 günlük karantina uygulaması “EVDE TAKİP SİSTEMİ” ile olmamalıydı. Daha sonra yurt-misafirhane gibi yerlerde yapılan şekli ile yapılabilirdi. O dönemde yaklaşık 30-40.000 umreci vatandaşımızın yanı sıra 300-350.000 civarında yurt dışından ülkemize giriş olmuş. Yurtdışı GİRİŞ-ÇIKIŞLARDAKİ tedbirler daha erken ve daha sıkı uygulanabilirdi.

iii- YARDIM TOPLAMA YETKİ KARGAŞASI:

Biz millet olarak zor günlerimizde maddî manevî yardımlaşmayı seven ve uygulayan bir milletiz. Darda kalanın; zenginliğine-fakirliğine, güçlülüğüne-güçsüzlüğüne, makamına-mertebesine bakılmaz. Darda kalan dahi bu yardımlaşmayı yapar. Batı medeniyeti ile aramızdaki en önemli farklardan biridir bu özellik. Düzce depreminde, Gölcük depreminde en son Elazığ depreminde bu durumu gördük ve yaşadık. Bu gün yaşanılan ise İNSANLIK TARİHİNDE yaşanan bir İLKTİR. Ülke olarak bize düşeni yaşıyoruz-yaşayacağız.

iv- BİLGİ KİRLİLİĞİ ve ŞEFFALIK OLMADIĞI TARTIŞMALARI:

Bu hususta da çok polemikler yapıldı. Yapılan mücadeleyi değersizleştirmek için özellikle sosyal medya olmak üzere kamuoyunda abuk sabuk bilgiler paylaşıldı. Toplu mezar videoları, ölüm sayılarının söylenenin çok çok üzerinde olduğu hatta koca koca medya mensubu insanlar TV ekranlarında ellerinde hesap makinaları 444 ile (niye 444 o da bilinmez) bazı rakamları çarparak-bölerek ölüm sayılarını hesaplamaya kalktılar. Kovid’den ölenler başka ölüm sebepleri ile defnedildiğini Mezarlıklar Müdürlüğü verileri ile ispat etmeye kalkıştılar. Ülkemizde işlerin çok kötü gittiğini açıklanan rakamların asla gerçeği yansıtmadığını ÜNVANLI İNSANLAR izah etmeye çalıştı. Bütün bu yaygaralar salgınla savaşanların MORAL-MOTİVASYONLARINI olumsuz etkilediği kesin. 

v- SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UYGULAMASI:

Hatırlanacağı üzere KORONAVİRÜSLE MÜCADELENİN başladığı ilk günden itibaren en az 2 hafta olmak üzere ülke genelini kapsayan 1 aylık GENEL SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI uygulanması istekleri başlamıştı. Dünyanın tamamını içine alan bir SALGINLA SAVAŞ sadece SAĞLIK MESLEK grubu ile başarılamaz. Ekonomi, eğitim, güvenlik, sosyoloji, ilahiyat, sanatçı, iletişimci vd. gibi bütün meslek gruplarının ORTAK AKLI ile başarılabilir. 

Sonuç olarak: Yaptığım bu değerlendirme akademik bir makale olmayıp şahsî değerlendirmelerimdir. Mutlaka eksiği-hatası vardır. Olumlu-olumsuz bütün eleştirilere açığım. 

Saygılarımla.

-SON-

Okunma Sayısı: 7247
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı