"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ebu Humud ve develer

28 Nisan 2019, Pazar
Bazen insan gaflet anlarında düşünür ve sorar:

‘‘Dünyada bu kadar canlı var, bütün bunlar ne yerler ne içerler?’’ Merakından değil de gafletinden ve belki de bilmediğinden dolayı böyle kendi kendisine sorar ve düşünür. Esasında ehl-i iman için ve kendisini insan bilen ve Allah’ın varlığını kabul eden herkes için bu sorunun cevabı tek cümledir ve kolaydır. ‘‘Kim bütün bu bildiğimiz, bilmediğimiz; duyduğumuz, duymadığımız; gördüğümüz, görmediğimiz canlıları, mahlûkatı yaratmış, hayat ve vücut vermişse; elbette ki onlara rızık veren de, doyuran da, şefkatle, merhametle bakan da O’dur (cc).

Yazımıza böyle bir giriş yapmamızın sebebi ise sıcak yerlerde, çöllerde yaşayan, Cenab-ı Hakk’ın merhametle, şefkatle baktığı mahlûkatın rızıklandırılmaları, hayatlarının devam ettirilmesi ve vücut bulmalarıdır…

Cenab-ı Hak her yere, mahalle, memlekete ve seyyarelere göre; buraların şartlarını yaratıp, yaptığı ve devam ettirdiği gibi; yine buralarda hayat ve vücut verdiği mahlûkatına, can verdiği yarattıklarına da buralarda hayatlarını devam ettirecek özellikleri, güzellikleri ve şekilleri vermiştir...

Bizim memleketimizde Ege Bölgesi’nde Manisa, Denizli, Uşak, Antalya’nın bazı ilçelerinde Rabbimizin yarattığı garip ve acib ve de aynı zamanda mübarek olan (çünkü peygamberler bineğidir) develeri görmüşüzdür. Kendilerine mahsus şekilleriyle gayet sakin, mütevazı ve çalışmaya, iş yaptırılmaya müsait ve müstaid hayvanlardır develer…

Enin ederek, ağlayarak Peygamberimizin (asm) mu’cizelerine mazhar olmuştur develer…

Neden böyle bir giriş yaptık, çünkü son senelerde yaptığımız Orta Doğu seferlerinde, Ceziretül Arap’ta, Suriye’de, Irak’ta, Kuveyt’te bu mübarek hayvanları çok görmek ve görüntülemek imkânı oldu.

Son Suudi Arabistan ve Kuveyt ziyaretlerimizde ahbaplarımızın rehberliğinde yaptığımız gezilerde deve sürülerini, deve çiftliklerini hatta deve yarışlarını gördük…

Deve çiftliği deyince Kuveyt’te Ebu Humud’un çiftliğinde gördüklerimizden ve dinlediklerimizden biraz bahsetmek isteriz.

Evvelâ kadim dostum Kuveytli Hacı Muhammed Bey bizleri Rabbimizin Gaşiye Sûresi 17. âyeti ile uyardı ve dikkatimizi çekti: “Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı…”

Sonra verdiği şu kısa bilgiler ışığında develeri bir nebze olsun tanıyabildik… Cenab-ı Hak develere has özellikler vermiştir...

Develerin vücudunu kaplayan sık tüyler yakıcı güneş ve soğuğa karşı çok muazzam bir koruma sağlar. Çöl develeri 70 derecelik sıcaktan etkilenmezken, Kuzey Asya kuşağındaki develer 52 derecelik soğuklarda yaşayabilirler.

Develerin ayakları geniş tabanlı, yayılma, genişleme özellikli ve alt kısmı da sıcak kumlara karşı özel kaplamalıdır…

Develerin burunları çok büyük, uzun ve çok sayıda kanallardan oluşmaktadır… Burunlarında salgılanan mukoza sayesinde havadaki nemi tutabilmekte 40 derecelik soludukları havayı bu sayede 20 dereceye düşürebilmektedirler… Allah (cc), adeta hava filtresi ve klimayı burunlarına takmış. Şiddetli kum fırtınalarında ise bu sanat harikası burun deliklerini kapatabilmektedirler…

Devenin gözleri iki kat kirpiklidir. Kirpikler, kapan gibi iç içe geçerek, gözü şiddetli kum fırtınalarına karşı tam bir korumaya alırlar.

Develer günde 160 km yol yürüyebilirler. Ağız ve dudak yapıları; tükürük salgıları özel olduğu için çok sert dikenleri ve yiyecekleri rahatlıkla yiyebilirler. Mideleri ise dört yüzlüdür. Bu sindirim sistemi sayesinde her şeyi rahatlıkla yiyip öğütebilirler...

Develerin kan ve hücre yapıları da çöl şartlarında uzun süre susuz yaşayabilmelerini sağlayacak şekilde yaratılmıştır. Vücudundaki hücre duvarları hücrelerin fazla su kaybetmesini engelleyecek bir yapıda dizayn edilmiştir.

Ebu Humud ve Ebu Talhal’dan, evlâdı Talhal’dan develerle alâkalı bütün bu malûmatı alırken; bir yandan da taze sağdıkları deve sütünü afiyetle içiyoruz. Ebu Halid Cemal ise deve sütü ile alâkalı olarak bize şu bilgileri verdi: “Deve sütü inek sütünden daha yararlıdır. Çünkü deve sütünde bulunan C vitamini, inek sütünden üç kat daha fazladır.’’

Kuvvetli dostlarımızın verdikleri bilgilerden sonra ister istemez aklımıza şu sorular ve cevapları geliyordu:

‘‘Devenin burnu, ayakları, midesi, mukozası, ağzı, kirpikleri, dayanıklı kemikleri, kalın ve özel derisi, sık ve izaleli tüyleri ve hakeza bütün vücudu bu kızgın çöl ortamı için devenin kendisi tarafından mı hazırlanmıştır? 

O mu kendisini tam müştemilâtlı bir çöl gemisine dönüştürmüştür? Haşa! Ve bütün diğer yaratılmış canlılar gibi elbette ki bütün bunları yapamaz!’’

Evet adımız gibi inanıyoruz ki deve Allah’ın çok özellikli olarak yarattığı; çok mübarek ve özel, peygamber biniti, âyetin ibretle nazarlara verdiği ve bir çok fizikî özellikler donatılarak insanlara hizmet için donattığı çok mükemmel ve vasıflı bir hayvandır...

İnsan bu mübarek hayvanın yaratılışındaki mu’cize sanatları düşünmeli, tefekkür etmeli ve Allah’a hamd, şükür ve zikir de bulunarak yüce Allah’ın şanını, büyüklüğünü akl ederek, tanıyıp, takdir edebilmelidir.

Ebu Humud’a ve Kuveytli ahbaplarımıza teşekkür ediyor ve selâmlarımızı yolluyoruz..

RİFAT OKYAY

Okunma Sayısı: 614
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı