Millî Mücadele’nin seyrini değiştiren sarsılmaz sadakatiyle "Şark Fatihi" ünvanını alan Kâzım Karabekir; askerî başarıları, entelektüel birikimi ve eğitimci kimliğiyle vatan sevgisinin vücut bulmuş bir sembolü oldu.
Türk tarihinin en kritik dönemlerine damga vuran Kâzım Karabekir, sadece bir asker değil, aynı zamanda bir milletin vicdanı ve geleceğinin mimarı.
1. Dünya Savaşı’nın ardından Doğu Anadolu’yu işgalden kurtararak "Şark Fatihi" ünvanını alan bu büyük komutan, Millî Mücadele’nin en zor günlerindeki çalışmalarıyla Kurtuluş Savaşı’nın seyrini değiştirdi.
Kâzım Karabekir savaşın yakıcı yıkımı altında kimsesiz kalan binlerce evlada sahip çıkarak okullar açtı ve modern bir eğitim sistemi kurdu. Kimsesiz çocuklara bir gelecek sunan ve halkın gönlünde "Yetimlerin Babası" olarak anılan Karabekir Paşa; askerî dehası, devlet adamlığı ve eğitimci kimliğiyle bugün hâlâ vatan sevgisinin ve toplumsal şefkatin en güçlü sembollerinden biri olarak anılıyor.
Kâzım Karabekir Paşa kimdir?
İSTİKLAL Savaşımızın önde gelen kahramanlarındandır. İlk adı Musa Kâzım olan Kâzım Karabekir Paşa’nın babası, Karaman’a bağlı Kâzım Karabekir ilçesi eşrafından, Mehmet Emin Paşa’dır. Babası İstanbul’da jandarma subayı iken, Kâzım Karabekir 1882 yılında, burada doğdu. Fatih Askerî Rüştiyesi’nde ve Kuleli İdadisi’nde okudu. 1902’de Harbiye’den, 1905 ’te Harp Akademisinden mezun oldu.
Çanakkale Muharebelerine katıldı. Buradaki başarılarından dolayı albaylığa yükseldi. Irak Cephesinde görevlendirilen Kâzım Karabekir, burada İngilizlerle savaştıktan sonra 1917 yılında II. Kolordu Komutanı, 1918 yılında da I. Kafkas Kolordusu Komutanı oldu. 1919’da Erzurum’daki Şark Cephesi Komutanlığına atandı.
Ermeni ordusunu bozguna uğratarak Kars, Ardahan ve Artvin’i, vatan topraklarına yeniden kattı. Gümrü ve Kars Anlaşmaları, onun başkanlığında imzalandı. Bu başarılarından sonra "Şark Fatihi" olarak anılmaya başlandı.
Kurtuluş Savaşı’nın bitmesinden sonra, 1924 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu ve başkan seçildi. 1938 yılında İstanbul Milletvekili seçildi, 1946 yılında Meclis Başkanlığına getirildi. 26 Ocak 1948’de Ankara’da vefat etti.
BEDİÜZZAMAN VE KARABEKİR PAŞA
Musa Kâzım Karabekir, Kurtuluş Savaşında Doğu ordu komutanlığı, daha sonra milletvekilliği ve meclis başkanlığı yapmış asker ve siyasetçidir. Harp Akademisini birincilikle bitirmiştir. Bediüzzaman'ın 1. Dünya savaşında Doğu'da Ruslara karşı mücadelesini bilir ve Üstad'ı takdir ederdi. 1. Dünya savaşından sonra yurdun işgaline karşı mücadeleye Anadolu’dan başlanılması gerektiğine inanan ve Anadolu’ya bu amaçla geçen ilk komutan oldu. Kendisine Genelkurmay Başkanlığı teklif edildiği halde kabul etmedi. Anadolu’ya geçmeden önce Sultan Vahdeddin ile görüştü ve Anadolu’da millî mücadelenin başlatılması ile görevlendirildi. İtilaf Devletlerinin baskılarına rağmen Erzurum Kongresini toplamaktan vazgeçmedi ve sonradan gelen M. Kemal’in katılmasına karşı çıkılması üzerine devreye girerek M. Kemal ve Rauf Beyin katılmalarını sağladı. Kurtuluş Savaşındaki başarılarından dolayı "Şark Fatihi" olarak anılır. Bediüzzaman'ın Meclis'te namaza dair yazdığı beyannameyi Kemal Paşa'ya Kâzım Karabekir okumuştur.
Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisini kurmuştur. Ancak, çeşitli vesileler ve iftiralarla bu görevleri bırakması sağlandı ve 1927'de ordudan emekli edildi. M.Kemal'in ölümünden sonra milletvekili oldu ve Meclis Başkanlığı yaptı.
Hem kalem ehli, hem silah ehli
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Uzman ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ü. Gülsüm Polat Kâzım Karabekir’i anlattı.
Prof. Dr. Nasrullah Uzman, Kâzım Karabekir için "Fotoğraflarda gördüğümüz ciddî ve üniformalı bir portreden çok daha fazlası." diyor.
Sahibi seyf ü kalem. Yani hem kalem ehli, hem silâh ehli. Aslında bu söz Kâzım Karabekir Paşa’nın şahsında somutlaşıyor. Kâzım Karabekir Paşa, standart bir askerden çok daha fazlası.
Prof. Dr. Uzman, Kâzım Karabekir Paşa'nın sorgulayan, merak eden bir kişi olduğunu söyledi:
"Askerî liseden itibaren Kuleli’de, Harbiye’de girdiği bütün okullardan birincilikle mezun oluyor. Akademik olarak çok başarılı. Akademik başarısını entelektüel birikimle eş zamanlı kurguluyor ve ciddî bir birikime sahip. Birçok kez altın madalyayla ödüllendiriliyor ve aldığı madalyalar göğsüne sığmayacak derecede büyük. Entelektüel birikimi yüksek bir portreden bahsediyoruz. Kâzım Karabekir Paşa, babasının ifadesiyle sorgulayan, her şeyin nedenini, nasılını merak eden, olayların tarihî arka planına ve sonuçlarına odaklanan farklı bir bakış açısı geliştiriyor."
Prof. Dr. Gülsüm Polat, Kâzım Karabekir Paşa'nın hayatının her aşamasında vatanını sevdiğini ve askerî kimliğinin onun en önemli yanı olduğunun altını çiziyor...
Karabekir Paşa'nın subaylar içerisinde mutedil bir yapısı olduğunu düşünüyorum. Yapı itibariyle çok sert, ani çıkışları olan bir subay görünümü vermiyor; çok düşünüp karar mekanizmasını çalıştıran ama fikirlerinde de ısrarcı olduğunu, örneğin Doğu'daki harekatı yönetmek adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden defaatle üst üste taleplerini yinelediğini görüyoruz. Yani asker kişiliği onun kimliğinin bence en önemli yanı; ama her aşamada aynı zamanda da vatanını çok seven bir yapısı var.

Çocuklara 'Kâzım' adı verildi
Milletvekilliği döneminde de Doğu’yla ilgilenen Kâzım Karabekir, 1945 sonrasında Sovyet taleplerine Büyük Millet Meclisi Başkanı sıfatıyla, Büyük Millet Meclisi kürsüsünde kesin bir şekilde karşı çıktı.
Kars ve Ardahan’ın Türkiye’nin bel kemiği olduğunu vurgulayan Kâzım Karabekir, bölgeyle olan bağlantısını da düzenli olarak sürdürdü. Prof. Dr. Uzman, nüfus kayıtlarına bakıldığında bölgedeki birçok çocuğa Kâzım Karabekir Paşa’ya atfen Kâzım adının verildiğini söyledi.
Yetimlerin Babası
Kâzım Karabekir Paşa, savaşın ardından yetim kalan binlerce çocuğa sahip çıkarak onları eğitmiş, bu sebeple "Yetimlerin Babası" olarak da tanınıyor.
"Gürbüzler Ordusu"
Savaş koşulları sebebiyle etnisitesi, inancı fark etmeksizin binlerce çocuk öksüz ve yetim kalmıştır. Kâzım Karabekir Paşa bulunduğu coğrafyada, hâkimiyeti altına aldığı coğrafyada öncelikle bu çocukların güvenliğini sağlamıştır. Bu çocukları bir araya getirmiştir.
"Dârüleytâm" adını verdiğimiz, günümüzün çocuk esirgeme kurumlarına benzer yerlerde bu çocukları himaye etmiştir. Ve bu çocukları sadece gıdayla, sadece kıyafetle, sadece güvenlikle, sadece kalabilecekleri bir mekanla sınırlandırmamıştır. Bu çocukları geleceğe hazırlamıştır.
Prof. Dr. Nasrullah Uzman, resimlerde gördüğümüz ciddî ve üniformalı Kâzım Karabekir portresinin arkasında bir de entelektüel Kâzım Karabekir olduğunu söylüyor:
"Yazar Kâzım Karabekir var, Yetimlerin Babası Kâzım Karabekir var, siyaset adamı Kâzım Karabekir var, devlet adamı Kâzım Karabekir var. Dolayısıyla Kâzım Karabekir özelinde çok yönlü bir portreden bahsediyoruz."

TRT Haber