"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Körü körüne biatın yol açtığı zararlar

İbrahim ERSOYLU
28 Aralık 2018, Cuma
Yıllardan beri toplumumuzda körü körüne bir biat kültürü vardır.

İnsanların çoğu, araştırmadan temayüz etmiş şahıslara, yöneticilere ihtiyatsız bir iyimserlikle bağlanmakta, tahkik etmeden onların her dediklerini kabul edip onaylamaktadırlar. Bu kör biat, hem onu yapanlara, hem yapılanlara, hem de ülkeye telâfisi çok zor zararlara yol açmaktadır.

Sahasında uzman bir meşveret heyetine dayanmayan bir şahıs, dahi de olsa tek başına alacağı kararlarda yanılma ihtimali büyüktür. Onun kararında hata yapması durumunda, ona sorgusuz sualsiz biat eden kitle de hata yapmış sayılmaktadır. Böylece bir hata binlerce, hatta milyonlarca hata yapılmış gibi olmaktadır.

Körü körüne biatın geçmişte ve günümüzde yaşanan çokça acı örnekleri vardır.

Geçmişte içinde cemaat ve tarikatların bulunduğu halkın çoğunluğu, 12 Eylül 1980 hain darbecilerine aldanarak % 90 oranda destek vermişlerdi. Onlarda bu desteğe dayanarak Demokrasiyi, insan hak ve hürriyetlerini askıya alarak toplumun siyasî, sosyal ve dinî dokusunda uzun yıllar onarılamayan tahribatlar yapmışlardır. Hâlâ o tahribatlar tamir edilebilmiş değildir.

Halkın ekseriyeti, ibret almayarak 28 Şubat öncesinde, Demokrat güçler yerine, o zaman ki dindar kimlikli Demokrat olmayan siyasîlere açıktan destek vererek onları iktidara taşımışlardı. O siyasîlerin yaptıkları hatalar gerekçe gösterilerek post modern darbe yapıldı. Darbe neticesinde halk, özellikle destekçi dindar camia, darbeciler tarafından baskı ve zulme maruz kalarak bu işin ağır faturasını ödemek zorunda kalmışlardır.

Birkaç sene evvel 15 Temmuz kalkışması sonrasında, liderlerine kayıtsız şartsız bağlanan malûm cemaatin yüz binlerce mensubu, darbe ile ilişkilendirilerek, işinden aşından uzaklaştırılarak, önemli bir kısmı da hapislere tıkılarak dehşetli bir zulme maruz kalmışlardır. Eğer orada sağlıklı bir istişare mekanizması olsaydı, baştakiler tarafından Risale dilinin tahrifi, siyasetle içli dışlı olma, devlette kadrolaşma gibi meselelerde yapılan yanlışlar sorgulansaydı, belki durum farklı olurdu.

Ne yazık ki günümüzde de kitlelerin çoğu, sorgusuz sualsiz mevcut siyasî güçlere biat etmenin ağır faturasını hem kendileri, hem de ülke perişan bir duruma düşmek suretiyle ödemeye devam etmektedir. Uygulanan yanlış politikalar neticesinde ülke ekonomik yönden çökerken, Türkiye’nin ahlâk ve maneviyat yönünden ne hale geldiğini herkes görmektedir.

İstibdat, cehalet ve kayıtsız şartsız biattan beslenir. Bir toplumun fertleri, yöneticilerine gözü kapalı destek verdikleri sürece de, istibdattan ve kötü yönetimden kurtulmaları ve ileriye gitmeleri mümkün değildir.

Çare: Toplum çoğunluğun, akıl ve muhakemelerini işletip hak ve hürriyetlerine cesurane sahip çıkmaları, yanlışa ve yanlış kişilere destek vermekten vazgeçmeleri, liyakat sahibi demokrat güçleri işin başına getirmeleridir.

İslâm’ın altın devri olan Asr-ı Saadet ve ilk dört halife döneminde sahabeler, körü körüne biat etmedikleri, Kitap ve Sünnete aykırı gördükleri hususlarda yöneticileri sorgulayıp uyardıkları tesbit edilmiştir.

Okunma Sayısı: 2322
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    28.12.2018 09:41:58

    Şu anda ülkenin ve milletin ihtiyacı hürriyet, adalet, demokrasi ve hukukun üstünlüğüdür. İtaat olacaksa, biat edilecekse bunlara edilmelidir. Fani şahısların fikrine ve zikrine değil. Hele partizanca düşüncelerle, partiye, davasına ve liderine itaat ve biatı sanki bir hizmet-i kutsiye imiş gibi görüp göstererek kitleleri, muhalif ve muarızlarına hayat hakkı tanımayan fanatik haline getirmek bu topluma ve geleceğine yapılabilecek en büyük kötülüktür. Herkes reyinde hürdür. Bediüzzaman'ın bir asır önce beyan ettiği üç düşman maalesef hem bizde hem İslam Dünyasında hükmünü icra ediyor:Cehalet, sefalet, ihtilaf. Bu üç düşmanı istimal eden menfi ve menfaatçi siyaset ve siyasetçi de kendilerine itaat ve biat edecek kitleleri üç düşman vasıtasıyla çabucak elde etmektedir. Mülkün temeli adalettir. Devleti yaşatmak isteyenler "insanı yaşat ki..." ikazına kulak vermelidirler. Yoksa kaos da kriz de çöküş de mukadderdir.

  • Gündüz Alp-2

    28.12.2018 09:30:36

    İktidar ve saltanatlarının devamı için demokrasi bilinci ve kültürünü tehdit gören siyasal İslamcı iktidar, özellikle "ulul emir" "cihat" "biat" ve "itaat" gibi dini kelime ve kavramları da siyasetine alet, iktidarına basamak yapmakta, dinde hassas fakat mantık ve muhakeme zayıf kitleleri kendine ve siyasetine râm etmektedir. Yapılan bunca yanlış, yaşanan krizler, milletçe ödenen faturalar karşısında duyarsız tavır takınan, destek veren ve fakat ehl-i hak ve hakikat olması gereken dindarların davranışını nasıl izah edeceğiz? İşte vahim gidişatın izleri "körü körüne itaat ve biat kültüründe" sürülmelidir. Acı olan şu ki, kendi okudukları ve kitlelere ders verdikleri Kitabın zıttına bir yola girmeleridir. Yıllar yılı "zulme rıza zulümdür" dersini dinledik. Sonra bir de baktık ki, ders verenler zalimlere "dindar iktidar" argümanıyla arka çıkıyor, destek veriyorlar. Ders odur ki, önce, "Bil ey nefsim!" diyen Zat gibi ders vermektir.

  • Gündüz Alp

    28.12.2018 09:17:37

    Sayın Ersoylu, demokrat siyasetçileri (merhum Menderes ve Demirel) ile onları takip edenleri hariç tutarsak, siyasal hayatta, topluma hep itaat ve biat kültürü empoze edilmiştir. Siyasal İslamcıların iktidarında bugün bu konuyu daha yoğun ve baskın bir şekilde yaşıyoruz. Belli ki ne iktidardakiler ne bizler geçmişten çok fazla ders almamışız. Tarihin tekerrürü de zaten ders alınmazsa olurmuş. Fakat şimdiki biat ve itaat o noktalara geldi ki, toplumun yüzde 50'si diğer yarısını tehdit eder hale geldi. Liderini eleştirdi diye kin ve nefrete kilitlenmiş, "yumrukları" ve "dişleri" sıkılı kitleler çıktı meydana. Ülkenin bugünü ve yarını için fevkalade tehlikeli bir durum. Toplumsal barışı ve huzuru imkansız hale getiren vahim bir durum. Yani, basit olarak biat ve itaat ile açıklamanın ötesinde tehlikeli bir olayla karşı karşıyayız.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı