"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkiye ve İslam dünyası nereye?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
09 Temmuz 2019, Salı
Arap dünyasıyla yakın temas ve ilişkileri olup oradaki gelişmeleri dikkat ve hassasiyetle takip etmekte olan bir okuyucumuz endişelerini şöyle aktardı:

“Arap medyasında Erdoğan ve iktidar hakkında çok olumsuz yayınlar yapılıyor. Türkiye aleyhtarlığı gittikçe artıyor ve yayılıyor. Riyad Ticaret Odası Başkanının Suud işadamlarına yaptığı ‘Türkiye’deki yatırımlarınızı geri çekin’ çağrısı, son örneklerden biri.”

Türkiye-Suud ilişkilerinde zaten var olan sıkıntıyı tırmandıran son olay Kaşıkçı cinayeti.

Ki, MOSSAD-CIA parmağı olabileceğine istihbaratçıların da dikkat çektiği bu menfur olayı tezgâhlayanların hedeflerinden birinin iki ülkeyi iyice birbirine düşürmek olduğu noktasındaki endişemizi kayda geçirmiştik.

Bu olaydan büyük resme geçecek olursak:

“Arap baharı” adı altındaki fitne projesiyle fitili ateşlenen yangın, hem hedefindeki ülkeleri kendi içlerinde yakıp kavurdu; hem de birbirine düşürdü. Mısır, Suriye, Libya ve Yemen’de olanlar bunun ürpertici örnekleri.

Eşzamanlı olarak İran’ı hedefe koyup Arap ülkelerini ona karşı ve çok garip bir şekilde İsrail’in yanında mevzilendirme planı da işliyor.  Bu hengâmede Trump’ın bölge ziyaretinin ardından hızlanan plana, Filistinlileri tamamen vatansız bırakacak ve pazarlaması Bahreyn’de yapılan bir tertip de ilave edildi.

Suud rejiminin başını çektiği Sünni blokla İran arasındaki çekişme, sıcak savaşa dönüştüğü Suriye ve Yemen’i harabeye çevirdi.

İhvan’ın tuzağa düşürülüp devrilmesi sonrası darbe kıskacına alınan Mısır da bu tabloda “İsrail yanlısı blok”un içerisinde yer alıyor.

Bütün bu olup bitenlerin epeyce bir kısmında ve bazıları savaşa dönüşen iç çekişmelerde bir şekilde taraf olarak dahli ve rolü bulunan Ankara ise bir bakıma ektiğini biçiyor.

Hem bu politikalar, hem de iktidar medyasındaki kışkırtırıcı yayınlar, Arap ülkelerindeki Türkiye aleyhtarlığını daha da körüklüyor.

Oysa bu coğrafyayı asırlarca huzur ve barış içinde yöneten Osmanlının vârisi konumundaki bir ülkenin, bu tarzda taraf olmak yerine, hepsinin üstünde kalarak yatıştırıcı ve birleştirici politikalar takip etmesi gerekirdi.

Türkiye’yi İslam dünyasında da yalnızlaştırıp tepkilerin hedefi haline getiren politikaların düzeltilebilmesi de tek adam rejimleriyle değil, gerçek bir demokrasiyle mümkün...

Okunma Sayısı: 2602
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-4

    9.7.2019 12:48:10

    “Arap baharı” adı altındaki fitne projesiyle fitili ateşlenen yangın, hem hedefindeki ülkeleri kendi içlerinde yakıp kavurdu; hem de birbirine düşürdü. Mısır, Suriye, Libya ve Yemen’de olanlar bunun ürpertici örnekleri." Evet bu fitne projelerinden emin olmanın yolu evvela demokrasi, hukuk ve insan hakları temelli/merkezli güçlü ve sağlam bölgesel ittifak, ittihat, oluşumlardan geçer. İslam dünyası yakasını istibdat ve tahakküm içeren tek adamlık rejimlerinden acilen kurtarmalıdır.Hürriyet, adalet, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına riayetin... olmadığı tek adamlık rejimlerinde "fitne projesinin" biri biter öbürü başlar. Zira emperyalist güçler daha çok ne "yok" diye üşüşüyorlar: Demokrasi. Oysa orada tek adamlık rejimlerini besleyip büyüten de kendileri değil mi? İslam dünyası uyanmalı, kendine gelmeli. Kendi iç,manevi ve bölgesel dinamikleriyle fitnecilerin oyunlarını bozmalı, heveslerini kursaklarında bırakmalıdırlar.

  • Gündüz Alp-3

    9.7.2019 12:39:05

    "Hem bu politikalar, hem de iktidar medyasındaki kışkırtırıcı yayınlar, Arap ülkelerindeki Türkiye aleyhtarlığını daha da körüklüyor." Medya maalesef gerek içeride gerek dışarıda kötü sınav vermektedir. Bırakın harici dahilde bile yayınlarıyla toplumsal barış ve huzuru adeta sabote etmektedir. İktidar ve güç yanında konuşlanan yandaş medya, demokrasi ve hukuk, hürriyet ve adalet, insan hakları...konularında bile halkın tarafında değildir. Halkın talebini ve öğrenmek istediği gerçekleri değil iktidarın söylemek istediği şeyleri halka duyurmaktadır. Yeni Asya ve emsali basını tabiki tenzih ediyoruz. "Riyad Ticaret Odası Başkanının Suud işadamlarına yaptığı ‘Türkiye’deki yatırımlarınızı geri çekin’ çağrısı"na kızmakta haklı olabiliriz. Art niyetli ve siyasidir denebilir. Peki, ya MB Başkanının bir CBK ile görevden alınmasına ne diyeceğiz? Yabancı sermaye ve yatırımcıyı korkutan, ürküten ve kaçıran bu olayın demokrasi ve hukukla izahı yapılabilir mi? Kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz.

  • Gündüz Alp-2

    9.7.2019 12:23:53

    Neticeyi hepimiz yaşıyoruz. Milyonları yerinden yurdundan eden savaş, ölüm, göç, gözyaşları ve akan kanlar. "Sebep olan yapan gibidir" sırrınca failleri gibi müsebbipleri de sorumludur. Oysa bu coğrafyada bölgesel barışı ve huzuru tesis etmek için öncelikle yapılması gereken hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğü, insan hak ve hürriyetlerini merkeze alan ittifaklar ve oluşumlar yapmaktı. Sonra kademe kademe tek adamlık rejimlerini ülkelerin iç dengelerini bozmadan tasfiye etmekti. Fakat biz barıştan önce kavgayı tercih ettik. Uluslararası şer güçlerin oyunlarına taraf, alet ve ortak olmamak gerekir(di). Zira bu coğrafya halkı ile asırlık hukukumuz, güçlü bağlarımız vardır. Maalesef daha baştan, özelde Suriye genelde Orta Doğu'da yanlış politik adımlar atıldı. Şimdi asırlarca sürecek düşmanlık kazanmanın yanında millet olarak maddi-manevi fatura ödüyoruz. Yanlıştan dönülmezse fatura ve bedel ödemeye devam edeceğiz. Türkiye de İslam dünyası da yanlış istikamette yol almaktadır.

  • Gündüz Alp

    9.7.2019 12:11:31

    Sayın Güleçyüz, hariçteki sorunumuz yalnızca Arap dünyasıyla sınırlı değil. Müttefikleriyle kavgalı, AB ile bir dargın bir barışık, hür, medeni ve demokrat dünyadan kopuk, komşularıyla sorunlu...bir ülke haline geldik. Lütfen haritaya şöyle bir göz gezdirin. Sorunun kaynağını yazmışsınız: "Türkiye’yi İslam dünyasında da yalnızlaştırıp tepkilerin hedefi haline getiren politikaların düzeltilebilmesi de tek adam rejimleriyle değil, gerçek bir demokrasiyle mümkün..." Hürriyetçi demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hakim kılmak. Aksi halde, ülkenin kaynakları halka hizmet için değil savaş ve silah için harcanır. Yazık değil mi? "Oysa bu coğrafyayı asırlarca huzur ve barış içinde yöneten Osmanlının vârisi konumundaki bir ülkenin, bu tarzda taraf olmak yerine, hepsinin üstünde kalarak yatıştırıcı ve birleştirici politikalar takip etmesi gerekirdi." Ama biz ne yaptık? Öyle bir hakkımız olmadığı halde, "Şam'da Cuma namazı kılmak" gibi bir hayalin peşine düştük. Netice?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı