"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barış, af ve eşitlik

Kâzım GÜLEÇYÜZ
21 Nisan 2024, Pazar
Üstad Bediüzzaman’ın 31 Mart olayından sonra ağır ithamlarla yargılandığı, ama beraat ettiği divan-ı harb-i örfî (sıkıyönetim) mahkemesinde verdiği son derece önemli ve güncel mesajlarından biri, daha doğrusu üçü şu cümlede: “Sulh-u umumî, aff-ı umumî ve ref’-i imtiyaz lâzım.”

Bu cümledeki mesajların her biri bilhassa çatışma ve kargaşa dönemlerinden sonra toplumun huzur, sükûn ve istikrara kavuşması açısından çok hayatî bir öneme sahip.

Önce sulh-u umumî, yani genel barış. Gerilim, kavga ve çatışmaların sona erdirilmesi. Bunlara sebep olan ve zemin hazırlayan ayrıştırıcı, dışlayıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı ve kamplaştırıcı söylem, tavır ve politikaların terk edilmesi. Samimi ve kalıcı bir barış ortamının tesisi.

İkinci olarak aff-ı umumî. Genel af. Barış ortamının ortadan kalktığı, çatışmaların yaşandığı ve özellikle devlet baskısının şiddetlendiği dönemlerde, bunların her alanda yol açtığı olumsuz sonuçlar çok yönlü hak ihlallerine sebep olur. Bilhassa baskılar karşısında gelişen muhalefet hareketleri, iktidar gücünü elinde bulunduranlar tarafından “siyasî suç” olarak damgalanır ve bu yaklaşımdan kaynaklanan hak-hürriyet kısıtlamaları gündeme gelir. Bunlar da yeni gerilimleri tetikler ve besler.

Bu duruma son vermenin en kestirme ve sağlıklı yollarından biri genel af ilan ederek geçmişe bir sünger çekmek ve yeni bir sayfa açmak. Nitekim baskı dönemlerinin ardından gelen yeni süreçlerde iç barışı sağlamak ve toplumu rahatlatmak için bu yola başvurulması çokça görülen isabetli bir uygulama.

Üçüncü mesaj eşitlik ve hakkaniyetle çelişen bütün ayrıcalıkların kaldırılması. “Biri bir imtiyaz ile başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın” diyen Üstad, kendilerini farklı, üstün ve ayrıcalıklı görenlerin buna ilaveten başkalarına yönelik küçümseyici bakışı ile ortaya çıkacak sıkıntıya dikkat çekiyor.

O ayrıcalıklardan mahrum bırakılanların imtiyazlı “seçkinler” sınıfına duyacağı öfke ve tepki de işin bir başka çok önemli boyutu.

Ve bu üç konu da hürriyet-istibdat mücadelesiyle doğrudan ilgili. Genel barışı bozan bütün gerilim ve çatışmalar da, genel affı gerekli kılan hukuksuzluklar da, sadece iktidar çevrelerinin istifade ettiği haksız ayrıcalıklar da istibdat rejimlerinin ürünü iken, barışın temini ve devamı, haksızlıkların doğurduğu mağduriyetleri giderecek bir genel af ve imtiyazların kaldırılması ancak adalet ve demokrasiyle mümkün.

Okunma Sayısı: 2603
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abidin

    21.4.2024 10:15:52

    Eyvallah... Yüreğinize ve emeğinize sağlık!

  • Oğuz Yiğiter

    21.4.2024 02:08:15

    Hak, hukuk, Adalet, hürriyet ve kanun hakimiyeti ve meşverete dayalı meclis hakimiyetini esas alan demokratik cumhuriyet hedefi uğrunda yayın yapmanın neresi asıl meselemiz olan iman hizmetine terstir. Aksine hürriyet imanın bir hassası olması hasebiyle, bu en büyük musibet olan dine gelen musibeti, yani Üstad'ın mealen onlar başa geçmeye çalışmamalı dediği siyasal İslâm zihniyetinin tahribatını nazara vermek, def-şer, celb-i nef'a tacihtir düsturu gereği, şerlerin def'inin önceliği gereği, iman hizmetinin bir mütemmimi olan bu hürriyet, hukuk ve demokrasi eksenindeki ana çizgimizden kim niye rahatsız olurki, anlamak mümkün değil..? Her şeye rağmen sabır ve metanetle bu istikametteki kararlı tahşidatlarınız için; Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı