Bu kelimeye; üniversitelerde okuyan, sinema ve televizyon bölümü öğrencileri ayrı tepki verir.
İlk defa duyanlar farklı…
Anlamını bilenler ise daha farklı mânâlar verirler bu kelimeye.
Uzun süre; içini doldurmak aklıma gelmemişti bu rabarba kelimesinin.
Çok şey de ifâde etmezdi önceleri bana, rabarba…
***
Sinema ya da televizyon çekimleri esnasında ve de özellikle senaryoda kalabalık ortamlardaki ses efekti demek rabarba…
Fon gürültüsü yani. Heyecan... Şaşkınlık… Tepki ifadelerini topluca yansıtmak demek.
***
Rabarba… Bir çok insanın toplu haykırışıdır. Bravoooo… Helâl olsunnn… Çok yaşa… Oleeyy… gibi alkış destekli çok seslilik ve şamata demektir aslında rabarba!
***
Bazen de konuşma sanatıdır rabarba…
Bazen ise; görüntü sanatı gibi birşeydir!
O senaryoda; söylenenlerin hiçbir manası olmaz.
Ama yine de izleyiciyi diri tutmak için rabarbaya başvurur!
Bu; seyirciyi, sahnedeki konudan koparmayacak biçimde yapılır tiyatro ve filmlerde…
Ve rabarba yaparken pek söylenenler değil… Tavırların, mimik ve jestlerin ön planda olduğu durumlar da gerçekleşir.
Maksat: İstendik bir tesir uyandırmaktır, senaryoda, filmde, tiyatro yahut o dizi filmde…
***
İyi de yazar ağabey:
Allah aşkına bu işi niye bu kadar uzatıp bizi kasmaktasın senin maksadın ve rabarban niye derseniz?
Elcevap: “Ergenekon…”
Veyahut da “Şike…” derim.
“Susurluk” derim.
“Sekiz ay önce sınırları kaldıracak iken şimdilerde ne oldu da bu hale geldiğimiz Suriye, Beşşar-Şaşşar Esad…” deriz.
Kısaca: bu cemiyette ve de cümle-âlemde benim vatandaşımı yönlendirmek için ne rabarbalar yapılıyor ona dikkat çekeriz.
Ne bileyim ben…
Bakın işte; yaptık bu gün de günlük köşe yazısı rabarbamızı...
Lâkin bu hiç de bu kadar ucuza kenara atılacak bir konu değil.
Daha ne rabarbalarımız var siz saygıdeğer okurlarımla paylaşacağımız.
Bu ülkede rabarba o kadar çok ki(!)
Yazmakla biter mi(?)