"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

11 yıl sonra yine aynı şevk ve heyecanla

M. Latif SALİHOĞLU
21 Nisan 2026, Salı
Evet, bundan tam tamına 11 sene evvel, aynı mevsimde, hatta aynı günlerde Kapadokya bölgesine bir seyahatte bulunmuşuz.

21 Nisan 2015 tarihli köşe yazımızda “Kapadokya’da nurlu seyahat” başlığıyla neşredilen ifadeleri tekrar okuyunca, bölgede aynı ruh ve şuurun, aynı şevk ve heyecanın hiç eksilmeden devam ettiğini yakînen müşahade ettik.

Bilvesile, 11 sene evvel bugün çıkan o yazının geniş bir özetini burada takdim etmeye çalışalım.

«

Erciyes ve Hasan Dağı gibi Anadolu’nun ortasından semâya yükselen iki muazzam sütunun bulunduğu Orta Anadolu’yu gezdik; dağlar gibi istinat kalesi teşkil eden hizmet mahallerinde gayet derece feyizli, bereketli, nurlu, sürûrlu bir hafta geçirdik.

Buranın bir ismi Kapadokya Bölgesi. Bölge şümûlüne giren Kayseri, Kırşehir, Ortaköy, Aksaray ve Nevşehir’deki okuyucularımızı, kadim dostlarımızı ve sâir ehl-i himmet arkadaşlarımızı ziyaret ederek, onlarla ruh ve mânâ atmosferinde kaynaşarak, onlarla unutulmaz hatıralar yaşadık.

Alâkadarlık, iştiyak, duyarlılık fevkalâde yüksekti. Yer yer saatler süren ders, sohbet, seminer, soru-cevap fasıllarında sıkılan, rahatsız olan kimseye rastlamadık. Bilâkis, vakit darlığından, zamanın yetersizliğinden yakınmalar oldu.

O feyizli, saadetli atmosfer içinde fikrimi yokladım, duygularımı kontrol etim, latifelerimi dinledim... Gördüğüm, okuduğum ve hissettiğim mânâların bir hülâsası şudur: Aynen İhlâs Risâlesinde ifade edildiği gibi, bilmânâ “Uhuvvet dairesinde muhabbetle yapılan o ders ve sohbetlerdeki feyiz, bereket ve saadetli atmosferin hâsıl olması, kardeşlerin ihlâs ve sadâkatından geldiğine katiyyen şüphemiz kalmadı.”

«

Hiç tevazu niyet ve kasdiyle olmayarak ifade edelim ki: İman kardeşleri ve dava arkadaşları arasında görüp yaşadığımız huzuru, güveni, feyzi, bereketi, samimî sıcaklığı, minnetsizliği, isar hasletini kendi akrabalarımız ve sâir nesebî yakınlarımız arasında bile göremiyoruz. 

İşte, böylesine ihlâslı bir hizmetin neticesi büyük ve muvaffakiyet şansı çok daha yüksek oluyor. Tıpkı, Hz. Bediüzzaman’ın şu beyanlarında ifade edildiği gibi: “Yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul’da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada (Barla’da), yedi-sekiz senede yüz derece fazla edildi. ...Burada ben yalnız, kimsesiz, garip, yarım ümmî; insafsız memurların tarassudat ve tazyikatları altında sizinle ettiğim hizmet, yüz derece eski hizmetten fazla muvaffakiyeti gösteren mânevî kuvvet, sizlerdeki ihlâstan geldiğine kati’yen şüphem kalmadı.”

«

Velhasıl: 

Bütün bu kudsî düstûr ve prensiplere dikkat kesilerek, başta nefsimiz olmak üzere, kimse kendinde bir üstünlük taslamamalı. Meyl-i teveffuk içine girmemeli. Kimse kendini dev aynasında görmemeli. Kimse kendini vazgeçilmez bir şahsiyet olarak telâkki etmemeli.

Onun için duamız şudur: Cenab-ı Hak, görünür-görünmez her türlü vartadan, tehlikeden bizi muhafaza eylesin.

NOT:

Evet, hizmet mahallerini ziyaret seansları, kardeşlerle muhabbet fasılları, şevke medar olduğu ve “müfritâne irtibat” düstûruna riayet mânâsını da taşıdığı ölçüde sürûrlü, feyizli, bereketli oluyor.

Okunma Sayısı: 189
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı