"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

TV’leri kim hizaya çekecek?

Faruk ÇAKIR
21 Nisan 2026, Salı
Her ne kadar TV’lerin ölçüsüz, kontrolsüz, müstehcen ve “kötülükleri masum gösteren” yayınlarını eleştiriyorsak da asıl hizaya çekilmesi gerekenin bütün medya vasıtaları olduğu bir gerçektir.

Yabancı ülkelerde yaşandığında bile şok olduğumuz “okul baskını ve silâhla okul tarama” hadiselerinin ülkemizde de meydana gelmesi tehlikenin çok yakınımızda olduğunu anlatmış oldu.

Tabiî ki her türlü medya vasıtasını “hizaya çekmek” de yanlış anlaşılmamalı. Türkiye’yi idare edenlere sorulsa medyanın kendi kontrolleri altında olduğun söyleyeceklerdir. Elbette siyasî anlamda medya kontrol altındadır, ama esas mesele yayınların muhtevasının “iyi” olup olmadığıdır. Hatta ve hatta medyanın siyasî anlamda kontrol altında olması o ülkenin ve vatandaşların menfaatine değildir. Türkiye’de medya idarecilere şirin görünüp, öte yandan her türlü “kötü” yayını yapabiliyor. En çirkin, en müstehcen sabah programları ve diziler acaba hangi kanallarda yayınlanıyor? Bu çirkin dizi ve programları yayınlayanlar Türkiye’yi idare edenlerle sıkı fıkı değil mi? Türkiye’yi idare edenlere “Gözünün üstünde kaşın var” demeyen her türlü medya vasıtası, milletin değerleri aleyhinde yayın yapabiliyor ve şimdiki idareciler için problem teşkil etmiyor. Ara sıra dile getirildiği üzere düşünün ki eskiden çekilen bir filmde sigara içilen bir sahne varsa o sahne “kurallar” gereği buzlanıyor, gösterilmiyor, karartılıyor; ama aynı dizi ya da filmde silâhla adam öldürme sahneleri rahatça millete izlettiriliyor. Sigarayı zararlı görüp de silâhı, ateş etmeyi, yol kesme ve benzeri sahneleri “zararsız” gören bir anlayışla Türkiye huzura ve sükuna kavuşabilir mi? Sosyal politikalarla ilgilenen idareciler bu manzarayı hiç görmüyorlar mı? Evlerinde aileleriyle birlikte izlediklerini tahmin ettiğimiz bu “çirkin dizi ve sabah programları”ndan hiç mi rahatsızlık duymuyorlar? Bu çirkinliklere karşı tedbir almak için bunca yıl, bunca hadisenin yaşanmasını beklemek mi icap ediyordu?

TV’ler başta olmak üzere benzer çirkin yayınlara imza atan medya kuruluşları bu dizi ve sabah kuşağı programlarının çok izlendiği için devam ettirildiğini ileri sürüyorlar. Peki çok izlenme ve “tık” uğruna çocukların, ailelerin ve gençlerin madden ve manen katledilmesine seyirci kalınabilir mi?

Bu çirkin yayınlara karşı herkesin yapabilecekleri şeyler vardır. Bir banka temsilcisi, “şiddeti özendiren dizi ve içeriklere kurum olarak reklam vermeyeceklerini” duyurmuş ve “Bunun bir tercih değil; etik bir sınır, kamusal bir sorumluluk ve vicdanî bir yükümlülük olduğu” yorumunu yapmış. (bbc.com/turkce, 18 Nisan 2026)

Çok doğru ve çok isabetli bir bakış açısı. İş dünyası gerçekte çirkin olan bu yayınları yapan programlara ve yayın kuruluşlarına reklam vererek destek olmasa muhtemeldir ki bu çirkinlikler çok kısa sürede sona erer.

Elbette sadece bu adımı atmak da yetmez. Güzel örneklerin yer aldığı dizi ve programlar da mutlaka hem maddî, hem de manevî anlamda desteklenmelidir. Ancak bu yolla çirkinlikler geriler ve iyiler ve iyiliklerin önü açılabilir...

Okunma Sayısı: 202
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı