"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İmansızlık cereyanına karşı iman cereyanı

Mikail YAPRAK
05 Aralık 2019, Perşembe
Bir zamanlar devlet ve siyaset ricalinden, kendisine “siyasî tarafgir” nazarıyla bakanlara Bediüzzaman şöyle haykırmıştı:

“Hey efendiler! Ben imanın cereyanındayım. Karşımda imansızlık cereyanı var. Başka cereyanlarla alâkam yok.”

Siyasî ve dünyevî cemiyetçilikten uzak; aynı eserleri okumaktan doğan mânevî alâkadarlık ile gönüllerde kurulan Nur irfan müessesesi mensublarına, yani Risale-i Nur eserlerini okuyanlara, “Risale-i Nur Talebesi”, kısaltılmış şekliyle “Nur Talebesi” veya “Nurcu” denilmektedir. 

Nurculuk bir ayrımcılık değil. Nurculuk, Allah’ın Dini olan İslâm’a, Resulullah Efendimizin (asm) dâvâsına sahip çıkan Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin eserleri ekseninde bütünleşmiş manevî, fikrî ve İslâmî bir birliktir, denilebilir.

Nurculuğun hakikî mahiyetini bilmeyenlerin, bilmek istemeyenlerin veya işlerine gelmediği için kasten düşman olanların, o kadar çok Nurculuk tarifleri olmuş ve olmaktadır ki, saymakla bitmez. 

İşte böylesi yanlış, yanlı ve sahte tarifler bitmeye ve bitirilmeye mahkûmdurlar. Böylelerinin kendi kafa fenerlerine göre yaptıkları sahte ‘Nurculuk’ tarifleri de kendileriyle beraber gömülüp gitmişlerdir. Bu alanda ilk akla gelen Çetin Özek ve Neda Ermaner gibi isimlerdir ki, bugün onların yazdıklarının yüzüne bakabilecek ve referans alabilecek kimseler bile kalmamıştır.

Bir kere ‘Nurculuk’ adı verilen bu Kur’ânî ve İslâmî hareket, şahıs ve grup endeksli değil ki, şahsın çürütülmesiyle veya grubun dağıtılmasıyla veya faaliyetlerinin durdurulmasıyla bitirilmiş olsun.

Allah’ın, Esma-ül Hüsnasına, kelâmı olan Kur’ân’a ve Resulullah’a (asm) doğrudan dayanan ve Sahabe mesleğini bu ahirzamanda icra ve ifa etmenin adı olan böyle İlâhî ve nebevî bir hareketi bitirmek beşerin haddine ve ağzına mı düşmüş?

İşte rivayet olunan bir hadis-i şerif:

“Başında benim bulunduğum, sonunda İsa bin Meryem’in, ortasında (sondan önce) Mehdî’nin bulunacağı bir ümmet helâk olmaz.” (Neseî ve Ebû Nuaym)

Nurculuk, bir tarikat değildir, fakat tarikattan matlup olan neticeleri verir.

Nurculuk, siyasî bir cereyanda değildir. Fakat siyasete yön verici prensiplere sahiptir.

Nurculuk; bir cemiyet, hususan dünyevî, siyasî, maddî bir cemiyet katiyen değildir. Üstad’ın ve Nur Talebelerinin neticede beraat ettikleri bütün müdafaaları buna açık ve zahir bir delildir.

Böylece, cereyan-ı münafıkane olan ‘süfyaniyet’e karşı ve bir deccaliyet cereyanı olan ‘inkâr-ı Ulûhiyet’e karşı Kur’ân ve Sünnete dayanan bir iman cereyanı zuhur etmiştir.

Başlaması, devam etmesi ve kemale ermesi elbette kolay olmamıştır. Devletin ve hükümetlerin dikkatlerini üstüne çeken bu hareket; hücuma maruz bırakılmış, irdelenmiş, sorgulanmış, tazyikat ve baskıların cenderesinde sıkıştırılmak istenmiştir. Mahkemeler, sürgünler, hapisler ve her türlü tehditler bu iman cereyanının müntesiplerini yıldırmamış, bilâkis iman ve mukavemetlerini güçlendirmiştir. 

Cenâb-ı Hak, sadece Kendi rızasını gözeten bu iman ve Kur’ân fedailerini kendi hallerine bırakmamış, her zorluk içinde onlara kolaylıklar ihsan etmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı 1963 tarihinde, hem de ihtilâl ürünü bir hükümet eliyle Nurculuk hareketinin resmen bitirilmesine çalışıldığı bir dönemde şu karara imza atmış ve ilân etmiştir:

“Nurculuk; bir tarikat veya bir mezheb olmayıp, Said Nursî adındaki zâtın, son zamanlarda yayılma istidadı gösteren dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân-ı Kerîm âyetlerini ele alarak, Risale-i Nur namıyla yazdığı eserlere izafe edilen bir cereyandır. Adı geçen eserler, imanı fikirlerle birleştirmeye çalışmaktadır.”

Okunma Sayısı: 806
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mikail Yaprak

    7.12.2019 02:08:33

    Abdülkadir Turan kardeşime, tamamlayıcı katkılarından dolayı teşekkür ederim.

  • Abdulkadir Turan

    5.12.2019 16:31:53

    "Karşımda müthiş bir yangın var;içinde evladım yanıyor,imanım tutuşmuş yanıyor.O yangını söndürmeye,imanımı kurtarmaya koşuyorum"buyuran Üstadımız;bu meseleye de özellikle dikkatleri çekip,çok dikkatli olmamız gerektiğini bize tavsiye etmiş ve bizi ikaz etmiş.Müthiş bir yangına sebep olan imansızlık cereyanı;daha büyük yangınlara da sebep olabiliyor.Bizlerin ise;imanımızı her daim tazeleme ve güçlendirme yollarına başvurmamız,ciddi manada önem arz etmektedir.Yılmadan,yorulmadan ve asla haksızlığa boyun eğmeden;İman hakikatlerini her zaman ve zeminde haykırmalı ve o yangını söndürmeye gayret etmeliyiz.Bu konuda ise asla taviz vermemeli ve zalimlere asla boyun eğmemeliyiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı