"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Varlık ve hafıza

Mustafa Eren BOZOKLU
16 Aralık 2019, Pazartesi 00:21
“El-hataü ve’n-nisyân, min hasâisi’l-insân” (Hata işlemek ve unutmak insanın özelliklerindendir) Eşyanın tabiatında esas olan hatırlamaktır.

Her şey hatırlar; aklı zorlayan ve mu’cizenin kendisini resmeden kozmosta her şey bir düzenin parçası olarak bir ritme katılır; bu katılış hengâmında “kendi” olarak kalmalarını sağlayan ve kendilerini karakterize eden sınırlar vardır. Bu sınırlar eşyanın derinliklerinde yatan ve kendilerini inşa eden hâfızanın mimarisini oluşturur. Hâfıza her şeydir. Metroloji, genoloji, meteoroloji vs. her biri bir hâfıza ile mümkün olmaktadır. Hâfıza düzendir, döngüdür, hayattır, ruhtur, varlıktır, varoluştur.

Mümkin ve vâkî olan bütün varlıkların ve bizzat varoluşun kendisinin hakikatleri Levh-i Mahfuz’da ve onların kayıt defterleri olan İmam-ı Mübin ve Kitab-ı Mübin’de yazılmıştır. Bu kayıt defterleri varlıklarda modeller, varoluşta da (tabiat) kanunlar(ı) olarak görünürler. Hâfıza olmaksızın ne varlık, ne model, ne insicam, ne de herhangi bir şey veya durum ortaya çıkmaz.

Bediüzzaman Hazretleri hafîziyetin en geniş formlarından bahsettiği Sözler kitabında hâfızanın ve kaderin belirgin bir formu olan çekirdekten bolca örnekler verir. Çekirdek Cenab-ı Hakk’ın arzusu ve iradesinin bir göstergesi olarak bir plan ve proje olarak ortaya çıkmıştır; kendisinin bir ilmin eseri olduğunu göstermekle ve varoluşun içinde başka unsurlarla doğrudan ilişkiye girebilmesiyle ve her şeyi içine alan bir ilmin göstergesi olmakla mükemmel bir hâfıza örneğidir.

Varlıktan herhangi bir şey böyle iken, iradesi eline verilen ve akıl gibi bir araçla teçhiz edilen Âdemoğlu adeta daha renkli bir kaderi yaşamaktadır. O önceden verdiği sözü unutmuş, düzenin dışına çıkmış, tekrar hatırlaması için ona bir fırsat verilmiştir. Unutmak, hâfızanın tamamen kaybı değil, bir semptomdur. Adeta mikrobik bir histeri veya viral bir atak hâlidir; bu hastalık hâli sadece âdemoğlunda ortaya çıkmış ve ona “insan, yani unutan” denmiştir. Âdemoğlu Cennet’te önüne serilmiş bütün nimetleri, kendine verilen nasihati ve emri bir hırs uğruna unutmuş, geçici bir hâfıza kaybına uğramıştır. Bu öyle bir unutuş hâlidir ki, imtihan denilen bir tedavi süreci ile ancak iyileşebilecektir.

Hâfızanın bozulması, yaratılmış olandan beklenenin ortaya çıkamaması demektir. Bu durum, etkileşimde olduğu bütün yaratılmışları etkilemektedir. Adeta bütün bir Cennet halkı insanla birlikte âlemde yerini almış ve ona eşlik etmek durumunda kalmıştır; herkes unuttuğu şeyi ona hatırlatmaya çabalamaktadır. Hâfızanın hastalanması hem zulme -karanlığa ve haksızlığa, dengesizliğe ve bilinç yoksunluğuna, hem cehle, bilinenin tanınamaz hâle gelişine, varlık üzerinde belirgin olan kimlik ve aidiyet etiketlerinin görünmemesine, okunamamasına sebep olmaktadır. Kur’ân “Şüphesiz ki insan zalimdir ve cahildir; hüsrandadır, ziyandadır, nankördür, zarardadır” 1 derken bu geçici hâfıza kaybının âdemoğlunda ortaya çıkardığı yıkımları anlatmaktadır.

Hâfıza, hem hatırlamayı hem unutmayı mümkün kılan bir nimettir. İnsan sıklıkla acılarını, güçsüzlüklerini, erişemediklerini, zamanı geldiğinde ve işine yaradığında kullanmak üzere hâfızanın derinliklerine gönderir. Bir hâfıza varsa, insan için alternatifler, çareler, kaçar yollar, çıkışlar ve hepsini ifade eden tecrübe ve olgunlaşma, gelişme ve ilerleme mümkün hâle gelmektedir.

İbadetler, dinî pratikler, duâ ve niyaz, takva ve sakınma gibi bütün maddî ve manevî uygulamalar ciddî bir hastalıkla karşı karşıya kalmış insan ruhunun “elest bezmi”nde verdiği sözü tekrar hatırlaması için gerekli olan tedavi yöntemleridir. Hatırlama en büyük nimettir. Hatırlamaya sebep olan her şey, acı reçete gibi görünse de iyidir, nimettir. Unutmayı devam ettiren her şey, bal gibi tatlı da olsa esasında kötüdür, nıkmettir.

Dipnot:

1- Adiyat Sûresi: 6; İbrahim Sûresi: 34; Asr Sûresi: 2.

Okunma Sayısı: 1781
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı