"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üçler yedilerin kapısında: Osman Kara

04 Eylül 2019, Çarşamba
Osman Kara 1936 yılında Denizli’nin Çal İlçesinin Bekilli Nahiyesi’nde dünyaya ayak basar. 1952 yılında Isparta İmam Hatip Lisesine kaydolur.

Bediüzzaman Hazretleri’nin evini gören bir yerde ev kiralar. Bu vesileyle zaman zaman Üstad ve talebeleriyle yolları kesişir. Bayram Yüksel ve Mustafa Sungur ile sık sık görüşme fırsatı elde eder. Osman yola doğru yerden koyulmuştur. Mayası sağlamdır. Bu maya Osman’ı hayatını feda edebilecek derecede Üstada ve Nurlar’a bağlayacaktır. Türlü sıkıntılara, hapislere, mahkemelere rağmen ömrü Nur hizmetiyle geçecektir. Hizmeti daima birinci öncelik olarak seçecektir.

Isparta Hatırası

1955 yılında kardeşi Orhan ve hemşerisi Suad Alkan ile aynı evde kalmaya başlarlar. 1956 yılının bahar mevsiminde kardeşiyle okula giderken Üstadı görür. Kardeşine müjdeyi verir. “Bak Orhan, Üstad geliyor!” Orhan ilk defa Üstadı orada görür. Osman “Esselâmü Aleyküm…” diyerek selâm verir. Üstad da iki elini omzuna doğru kaldırarak hafif bir sesle selâmı alır.

Demokrat Parti iktidarda olmasına rağmen eski rejimin kalıntılarıyla Üstad ve talebeleri hâlâ sıkı takip altındadır. Üstadın evini gören 25-30 metre mesafedeki köşede daima bir sivil polis bulunur. Orhan bir gün abisi Osman ile buradan geçerken elinde Cumhuriyet gazetesi olan bir adam görürler. Orhan bu garip adamın niçin orada olduğunu anlayamaz. Abisi duruma açıklık getirir: Bu sivil polis. Üstadın evine girip çıkanları takip ediyor.

Üçler Yedilerin kapısında

12 Nisan 1957 tarihinde Isparta Tugay Camii’nin temel atma törenine Bediüzzaman da dâvet edilir. Osman da törene katılanlar arasındadır.

1959 yılının Kasım ayında Osman telâşla eve gelir. “Orhan çabuk ol, Üstada gideceğiz. Ben Bayram Ağabeyle görüştüm, yanında polis yokmuş, hemen hazırlan!” Hazırlanırlar. Suat Alkan’ı da yanlarına alarak Üstadın kapısına varırlar. Yanında Zübeyir, Sungur ve Tâhirî Ağabeyler vardır. Selâm verip elini öperler. Osman büyük olduğu için Üstadla daha çok o muhatap olur. Üstad, genç misafirlerini talebeliğe kabul ettiğini söyleyip duâ eder. Küçük bir ders yapılır. Dersin ardından Osman izin ister. Yirmi dakikalık ziyaret bu şekilde sonra erer.

Osman bu ziyaretle ev arkadaşı Orhan Kara ve Suad Alkan’ı da hizmete kazandırır. Fakat hizmetleri evle sınırlı kalmaz. Takip edileceğini bile bile ev derslerine katılır. Daha İmam Hatip Okulu son sınıfındayken Isparta Yayla Camii’nde akşam ile yatsı arasında Risale-i Nur okuyarak vaaz eder. O yaşta bile vaazları bazılarının gıpta damarı tahrik edecek kadar etkileyicidir. O günlerde hayatı boyunca unutamayacağı gâh gülümseten, gâh hüzünlendiren bir olay yaşar. Zamanın Isparta Müftüsü, daha sonra milletvekilliği de yapmış olan “Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı” kitabının yazarı Sami Arslan bir ara Osman’ın vaaz verdiği camide vaaz etmiştir. Lise talebesi birinin orada vaaz vermesini hoş karşılamaz. Orhan’ı okulda karşısına alır. “Sen benim yerimi nasıl alırsın!” diyerek elindeki taşla başını yarar. Kardeşi Orhan teneffüse çıktığında ağabeyinin yüzünü kanlar içinde görür. Ne oldu?, diye sıkıştırmasına rağmen Osman kendine yakışanı yapar. Olayın büyümemesi için kimseye anlatmaz. Bu affedici karakterini ömrünün sonuna kadar sürdürür.

Bir yanlışın kerameti

1942 yılında kardeşi Orhan dünyaya gelir. Orhan nüfus kütüğüne yanlışlıkla Osman olarak kaydedilir. 1967 yılına kadar 25 yıl bu şekilde devam eder. Bu yanlışlık yirmi yıl sonra kerametini gösterecektir. 1963 yılında Orhan (Osman) Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nde okurken gayretli bir Nur Talebesi olan Binbaşı Hayri Tanju ile eniştesi İsmail Hakkı Özer Bekilli’deki baba evine gelirler. Aşk ve şevkle Nurlar okunur. Fakat derse gelenlerden bazısı şikâyet edince eve baskın yapılır. Risalelere el konulur. 60 İhtilâlinin ateşi henüz sönmemiştir. İş ciddîdir. Kitapların üzerinde Osman Kara ismi geçtiğinden Orhan (Osman) Kara’nın Konya’daki adresine mahkeme celbi gelir. Evrakta “Evinizde Risale-i Nur kitapları bulunmuştur.” yazmaktadır. Büyük kardeş yani gerçek Osman Kara kardeşi Orhan’ı korumak için suçlamayı üstlenir. Böylece Orhan tahsiline devam eder.

Osman İmam Hatip Okulu’nu bitirdikten sonra Salih Özcan’ın yardımıyla iki seneliğine Mısır El Ezher Üniversitesi’ne Arapça ve ilim tahsili için gider. Akabinde İzmir Merkez Vaizi olarak göreve başlar. Hisar ve Kemeraltı Camileri’nde vaaz verir. Bilâhare Karşıyaka Müftülüğü’ne atanır. Bundan dolayı Nur camiasında daha çok Karşıyaka Müftüsü olarak hatırlanır.

Bekir Berk’in ranza arkadaşı

İzmir’de Mustafa Birlik, Hacı Kemal Erimez gibi güzide Nur Talebeleriyle güzel hizmetlere imza atarlar. 12 Mart 1971 Muhtırası’ndan sonra Karşıyaka’da yapılan bir ev dersine polis baskın yapar. Bekir Berk, Mustafa Birlik, Osman Kara’yla birlikte bir kişi daha tutuklanır. İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi’nde Nur tarihinin en büyük dâvâlarından birisi görülür. Osman dört ay hapis yattıktan sonra çıkar. Bir süre daha vaizlik görevini ifa eder.

Bediüzzzaman’ın ahiret kardeşi

Yoğun hizmet hayatı Osman’ı yorar. 1976’da kırk yaşında ani bir felç geçirir. Sekiz sene sonra 7 Eylül 1984 tarihinde vefat eder. İzmir Karabağlar Kabristanı’na defnedilir. Allah rahmet etsin…

Okunma Sayısı: 1945
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı