"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din savaşlarından, insanlık savaşlarına

Ömer Faruk ÖZAYDIN
06 Mart 2022, Pazar
Hz. Âdem’den beri devam edegelen iman ve küfür mücadelesinde gâh küfür galebe etti, gâh imân, netice de imtihan... İlâ-nihaye, kıyamete kadar devam edecek.

Nemrut’lar, Firavun’lar, Deccal’ler bazı asır tahtında oturup, esfel-i safilin çukurunda mağdup ve dallin, İbrahim’ler, Musa’lar, İsa’lar (Aleyhimüsselâm) “sıratelmüstakim” çizgisinde imân tahtında oturup “enamte aleyhim” sırrına mazhar oldular. 

Binlerce sene böyle Nur ve zulmet, fecr/mağrip arasında deveran etti.

Tâ ki, vedâ tepelerinde “Telael bedru”, şems-i tâbân gibi, Doğu ve Batıyı kaplayan bir Nur ile insanlığın üzerine Nur Muhammed’in (asm) doğması, Kisra saraylarının 14 şerefesi yarılıp, damının çökmesi, Kâbe’nin içindeki putların yıkılması, bin yıldır yanan Mecusi ateşinin sönmesi vb. gibi bir çok hâdisenin zuhuruyla dünya, karanlıktan aydınlığa çıktı. 

Doğduğu ve gelecek asırlara saadet getiren Nur-u Muhammed (asm), her bir asrı bir müceddidin taht-ı riyasetinde nurlandırmış, küfür onu söndürememiş, ancak zulümle tecavüz yolunu seçmişti. (Haçlı seferleri, Moğol-Mançur gibi)

13 asrı böyle şereflendiren İslâmiyet, kalplere ziya neşrederken pusuda bekleyen düşman, fen ve felsefenin tasallutuyla tek gözlü deccaliyete zemin hazırlamış, direkt inkâr-ı uluhiyet cüretkârlığıyla kâinatı hiddete getirerek gadab-ı İlâhiye’ye vesile olacak, kıyameti kopartacaktı.

Tam bu esnada, nasıl ki deccallerin reisleri olan yalancı Mesih’ler ortaya çıkmışken, her Firavun’a bir Musa gönderen Rahmet-i İlâhî, “enamte aleyhim” kervanının “son hâmil-i zîsaadeti” olan hakikî beklenen Mesih’i de beraberinde gönderdi. Elbette yapılan tahribat büyük olduğundan her iki fikrin çarpışması seneler sürecekti. 

Ve o iki çarpışma geçtiğimiz asrı kendisiyle meşgul ederken, İkinci Dünya Harbi’ni patlatmış, milyonlarla insanı heder etmişti. 

Hz. İsa’nın (as) vekâletini dâvâ eden bir devlet o istilâcı fikri durdurmuş, dünyayı kasıp kavuran Deccaliyet hızını kesmiş, 2. Dünya Harbi’nden sonra tecavüz yerine soğuk savaşa bırakmış, dolayısıyla o bloka karşı, ehl-i kitabın kurduğu NATO’yu netice vermişti. Batıda Almanya, güneyde Türkiye (Menderes) sedd-i Zülkarneyn gibi bir hilâl şeklinde Deli Petro’nun hâyali olan sıcak denizlere inme hâyaline ket vurmuşlardı. 

Bütün bu soğuk savaş dönemlerinde SSCB hem içerden kapıları kilitlemiş hem de dünyadan tecrid yemişti.

Türkiye’de ise Nur Talebeleri yaptıkları hizmetle (özellikle siyasî alanda) Rusya’ya bağlanma risklerini ortadan kaldırmışlardı. Avrupa’da ise Hz. İsa’nın (as) vekilleri o Soğuk Savaş’ı kazanmış, Polonya’da Leh Valesa gibi kahramanlarla Sovyet Rusya’nın dağılmasına, başta Türkî Cumhuriyetler olmak üzere bir çok devletin doğmasına sebep olmuşlardı. Kısaca 90’lara geldiğimizde komünizm çökmüştü. Ancak komünizm çöktü diye küfür boş duracak mıydı? 

YA OLİGARK DÜZEN, YA DA İNSANCA

Doğu blokunda olduğu gibi SSCB’nin dağılmasıyla Batı’da da farklı isimlerle kendine yer aramış, önüne neo, nue, new gibi yenilikçi adlar takarak gizlenmişlerdi. 

Soğuk savaş dönemi bittikten sonra emperyalist güçlerin Batı içine boy göstermesiyle, özellikle İslâm âlemininin ittihad-ı İslâmı tesis edememesi ve Ortadoğu’nun kan gölüne çevrilmesinde mühim rol oynamışlardı. Zira Irak, Suriye, Filistin, Çeçenistan ve Bosna-Hersek katliâmlarında sessiz kalmalarıyla dosyası kabarık. 

Ancak nasıl ki, “Devletler, milletler muharebesi; tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor.” 2 insanlık; demokrasi ve refahı için mücadele edenlerle, tahrip etmek için yarışan, otokrat, oligark düzenler ve liderlerinin mücadelesine sahne oluyor şimdilerde.

Özellikle Rusya/Ukrayna savaşında görüldü ki, her şeye rağmen dünya, cereyanlar dışında kalarak insanlık veya bedevileşme imtihanında hakikî insanlığa doğru koşuyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgâli ve sivillerin ölmesi dünyayı ayağa kaldırdı. UEFA’dan AP’ye, AB’den NATO’ya kadar içindeki cereyanların rağmına ve geçmişte yaptıkları hatalardan ders çıkararak mazlum ve masumun yanında duruyor. Bu ise büyük bir kırılmayı haber veriyor.

Bu vesileyle ölmüş gitmiş ve de yer altına girmiş cereyanları tekrar diriltme çabaları beyhude. Zira dünya, din, etnisite ayrımıyla değil, insanlık ekseninde bakıyor, bakmaya da mecbur artık. Türkiye ise; Doğu’nun oligark düzenine geçmek yerine, Batıya dönmelidir yüzünü.

Dipnotlar:

1. Şuâlar.

2. Mektubat. 

Okunma Sayısı: 1833
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    7.3.2022 04:26:09

    Harika bir nur-zulmet, hak-batıl mücadele tarihi özeti. Tebrikler, dualar...

  • Muhammet Örtlek

    6.3.2022 19:43:07

    Gayet isabetli bir makale olmuş. Elbette konu bu yönüyle de ele alınmalı. Bu giriş niteliğinde olsun, aynı uslupta bu yazının devamı gelsin inşallah. Böyle Teo-politik (yani ilahiyat-siyaset) alanda uluslararası ilişkiler yazılarına da ihtiyaç var. Yazarımızı tebrik ediyorum.

  • fikret aydoğdu

    6.3.2022 16:18:15

    Geçmiş ve günümüzü iyi değerlendirdiniz.Gelecek kısmında ise insanlık olarak ortada duruyoruz.Birinin bizi "yakıtı insanlar ve taşlar olan bu cehennemden " iyi ve salihlerin yoluna doğru sevketmesini "fettah" lan Allah'tan bekliyoruz...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı