"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güzellikler halka, kusurlar lidere verilir

Prof. Dr. Hüseyin Uzun
26 Haziran 2021, Cumartesi
Çeşitli yayın organlarında ve propaganda faaliyetlerinde, insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacıyla topluma sürekli empoze edilen yanlış ve zararlı bir algı söylemiyle karşılaşırız. “Mehasin, şeref ve başarı liderin; seyyiat, kusur ve başarısızlık halkındır.” 1

Bediüzzaman, bu yanlış anlayışı “Zulmün Şedit Bir Nevi” 1 ve “Beşerde şerr-i hazin!” 2 olarak tanımlar. Demek böyle bir söylem, insaniyet ve toplum için zulme ve haksızlığa sebep olan hüzün verici bir anlayıştır.

Şeref halka, kusurlar lidere verilir

Bediüzzzaman, asıl olması gereken doğru kaideyi de şu veciz cümlelerle ifade eder: “Şerefler, müsbet hayırlar, maddî mânevî ganimetler orduya, cemaate verilir, tevzi edilir; kusurlar, menfî icraatlar başa, reise verilir.” 3 Demek bir başarı varsa, hayırlı bir iş yapılmışsa halka ve avama isnat edilmelidir. Hata, kusur ve başarısızlık ise idareciye, siyasî lidere, havas ve rüesaya aittir.

Hitler’in Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Paul Joseph Goebbels’in siyasî liderlere tavsiye ettiği öneriler içerisinde, bu yanlış anlayış ile ilgili dikkate değer cümlelerinin de yer aldığını okuyoruz. Bakın Goebbels ne diyor: “Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.” “Asla kabahat ve suç üstlenmeyin.” “Kötü giden her şeyin suçunu, başkası üzerine yıkın.” 4

Bu propaganda anlayışında, güzel bir iş veya iyilik yapılmışsa, başarı elde edilmişse; bütün iyilikler ve başarılar, idarecilere veya havas tabakasına verilmesi öngörülür. Onlar olmasa bu iyilik ve başarıların elde edilemeyeceği nazarlara sunulur. Diğer taraftan bir kötülük, yanlışlık, hata veya başarısızlık elde edilirse, bütün başarısızlıklar halka veya çalışanlara verilir. İdareciler aklanır, idaresi altında çalışanlar, fertler veya halk ise kötülenir, nefretle anılır.

Bu menfi propaganda eğer insanlar üzerinde etkili olursa, kusursuz lider profilini ortaya çıkaracaktır. “Yapılan güzel işleri yöneticilere veya liderlere, kusurları ise halka” paylaştırma anlayışı, liderleri vazgeçilmez lider, tenkit edilemez idareci konumuna taşıyacaktır. Ülkenin bekası, liderin şahsiyetiyle özdeşleştirilecektir. Liderimiz olmasa devletimizin bekası tehlikededir, anlayışı yaygınlaşacaktır. Lider yaptığı işlerde başarısız olsa bile taraftarlarınca “liderimizin bir bildiği, bir hikmet anlayışı vardır” görüşünün yaygınlaşmasına vesile olacaktır. Biz anlamazsak da kavrayamasak da “liderimizin yaptığı her şey doğrudur” anlayışının hâkim olmasına sebep olacaktır. Bu durum, hesap sorulamaz bir lider kavramını gündeme taşıyacaktır. Yine bu anlayış, riyaset-i şahsiyeyi ve tek adamcılık dikta rejimini teşvik edecektir. Hatta lidere kudsiyet atfedilerek, cahilce bir düşüncenin telâffuz edilmesine bile yol açacaktır.

Mehasin şahsa verilirse, kefâretü’z-zünub olmaz

Bediüzzaman, cemaatin hayrı veya ordunun zaferi tek bir adama, bir lidere verilmesi, diğer taraftan kusurların veya başarısızlıkların ise cemaate veya ordu efradına taksim edilmesi “binler hayırları bir tek hayra indirmek ve bir tek kusuru binler kusur yapmak” 5 anlamına geldiğini ifade etmiştir. Mevcut mehasin, şerefler, zaferler tek bir adama/lidere verilip, cemaate veya orduya verilmemesinin, umumî günahların bağışlanmasına vesile (kefâretü’z-zünub) olamayacağını da nazarlarımıza sunmuştur.

Eğer kusur cemaate verilirse, cemaat erkânları adedince kusur ziyadeleşecektir ve binler kusur işlenmiş olarak manevî hayata yansıyacaktır. Oysa başarısızlık, sebep olan lidere veya şahsa verilse, bir tek kusur olarak azınlıkta kalacaktır. Bu durumda az kusur, toplum açısından bakıldığında umumî günahların bağışlanmasına da vesile teşkil edecektir. 

Bu husus Bediüzzaman tarafından şu veciz cümleyle ifade edilmiştir: “Mevcut şerefler, zaferler tek adama verilse, (şerefli ordu) binler derece küçülür, erkân ve efrad adedince gazilik ve hayırlar bir tek hükmüne geçer, söner; daha kusurlara karşı kefâretü’z-zünub da olmaz (günahların bağışlanmasına vesile de olmaz).”6

Demek ki hayırların bir tek şahsa verilmesi hayırları azaltır. Oysa hayırların cemaate veya halka verilmesi fert adedince hayırları çoğaltır. Diğer bir ifadeyle, kusurların bir tek şahsa verilmesi, kusurları azaltır. Kusurların cemaate veya halka verilmesi ise fert adedince kusurları çoğaltır. Kusurlar çoğalınca günahların affına vesile ortadan kalkabilir. Bu sefer umumî musîbetlerin veya sıkıntıların, devamına belki teşdidine kader-i İlâhiyece fetva verilmesine sebep olunabilir. Hatta günahların bağışlanmasına vesile (keffaret-üz zünub) değil, günahların artmasına (kessaret-üz zünub) vesile olabilir.

Bediüzzaman, konu ile ilgili verdiği cemaat ve ordu misallerini şirketlere, kamu kurumlarına, partilere, sivil toplum kuruluşlarına ve tarikatlara da tatbik ederek genişletebiliriz. Hatta iş hayatında bile şirketlerin başarısı, ekip çalışmasına ve şirket çalışanlarına taksim edilmesi en önemli motivasyon unsuru olarak değerlendirildiğini de unutmamak gerekir.

Mehasin avama, seyyiat havassa verilmesi, Kur’ân adaletidir

Başarı, pek çok ferdin gayreti, emeği, dayanışması, yardımlaşması ve mücadelesi sonucu meydana gelen ortak aklın bir ürünüdür. Yani bir ekip çalışmasının sonucudur. O sebeple başarının tek bir ferde veya lidere verilmesi aslında haksızlıktır, adaletsizliktir ve büyük bir zulümdür.

Fakat başarısızlık veya hatalar genelde şahısların dikkatsizliği, hırsı veya şahsî menfaatlerini düşünmesi neticesinde ortaya çıkar. Yani başarısızlık genelde ferdî kararların sonucudur. Bu sebeple başarısızlık şahsa aittir. Bir insan bir şehri yakıp, kül edebilir. Fakat şehrin inşası için binlerce akıl teri, alın teri ve emek gerekir.

Sonuç olarak, ortak emeğin sonucu olarak ortaya çıkan başarılar halka veya topluma mal edilmesi adaletin gereğidir. Başarısızlıklar veya kusurlar ise başarısızlığa sebep olan yüksek tabakalardaki şahıslara, aydınlara, idarecilere, liderlere veya havassa ait olmalıdır. Cemaatin hayrı veya ordunun zafer ve şerefi katkı sağlayan herkese atfedilmeli ve liderin kusurundan veya seyyiatından da liderin kendisi sorumlu tutulmalıdır. Böylece seyyiat bire iner, hasenat binlere çıkar. Bu yaklaşım, aynı zamanda Kur’ân adaletiyle de uyumludur.

Rabbim bizleri, başarıların halka, başarısızlıkların ise lidere ait olduğunun farkına varan ve liderlerin vazgeçilmez olduğunu düşünmeyen kullarından eylesin. 

Vesselâm.

Dipnotlar:

1- Eski Said Dönemi Eserleri, Tuluat, Yeni Asya Neşriyat, s. 577.

2- Sözler, Lemaat, Yeni Asya Neşriyat, s. 1151.

3- Emirdağ Lâhikası I, Yeni Asya Neşriyat, s. 487.

4- https://seyler.eksisozluk.com/hitlerin-propaganda-bakani-joseph-goebbelsin-bugun-bile-gecerliligini-koruyan-siyasi-tavsiyeleri.

5- Emirdağ Lâhikası I, Yeni Asya Neşriyat, s. 488.

6- age.

Okunma Sayısı: 940
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer

    26.6.2021 19:44:11

    Maşallah binlerce tebrikler güzel bir makale olmuş.Başarılar halka,başarısızlıklar lidere.Şahıslar gelip geçici bunu düşünenlerden olmak üzere, muhabbetle.

  • Abdullah Tunç

    26.6.2021 19:24:23

    Fevkâlade önemli bir yara ya parmak basmışsınız. Asrımızın ve tarihin en büyük faciası; kişilerin putlaştırılmasıdır.Bazı insanlara aşırı büyük va sıflar yükleyerek,zıvana dan çıkarılmasıdır.Başa rılar,iyilik ve güzellikler bu şahıslara verilmiş,millet geri plana itilmiş ve bu şekilde milletin malı gasp edilmiştir.Diktatörler de böyle yetişmiş ve asırlar ca insanları inim inim in letmişlerdir.Hâlâ dünya nın bir çok ülkelerinde bu durum hüküm sürüyor.İn sanlar cehaletten kurtul madıkça,hür düşünceye kâmil manada sahip olma dıkça, bu kişi hakimiyetle ri ve zulümleri devam edip gidecektir.

  • mustafa

    26.6.2021 16:17:21

    Çok teşekkürler..Bilgilendirici bir makale..

  • Halil İbrahim Karahan

    26.6.2021 04:01:37

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı