"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikî adalet ve ittihadı temin eden kanun

Risale-i Nur'dan
06 Temmuz 2024, Cumartesi
(Dünden devam)

İşte bu vahşiyâne irticaın, bu dehşetli zulümlerine karşı gelen Kur’ân şakirdlerinin, Kur’ân’ın yüzer kanun-u esasîsinden “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (En’am Suresi: 164) ayetinin ders verdiği kanun-u esasîsi ile adalet-i hakikiyeyi ve ittihadı ve uhuvveti temin etmeye çalışan ehl-i iman fedakârlarına “mürteci” namını verip onları müttehem etmek, mel’un Yezid’in zulmünü adalet-i Ömeriyeye tercih etmek misillü en vahşî ve zalimâne bir engizisyon kanununu, beşerin en yüksek terakkiyâtına ve adaletine medar olan Kur’ân’ın mezkûr kanun-u esasîsine tercih etmek hükmündedir. Hükûmet-i İslâmiye ile bu memleketin selâmetine çalışan ehl-i siyasetin mezkûr hakikati nazara alması lâzımdır. Yoksa, üç veya dört cereyanın muannidâne muaraza etmeleriyle, o kuvvetler, muaraza sebebiyle zayıflar. Memleketin menfaatine ve asayişine sarf edilecek o zayıf kuvvetle hâkimiyetini –hatta istibdad ile de olsa– asayiş ve emniyet-i umumiyeyi muhafazaya kâfi gelmediğinden Fransız ihtilâl-i kebîrinin tohumlarının bu mübarek memleket-i İslâmiyeye ekilmesine yol vermektir diye telâş edilebilir.

Madem bu ittifaksızlıktan gelen za’fiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebinin politikasına ve ehemmiyetsiz, muvakkat yardımlarına karşı bu acib mânevî rüşvetler veriliyor, dört yüz milyon kardeşin uhuvvetine, milyarlar ecdadın mesleğine ehemmiyet verilmiyor gibi bir mana hükmediyor. Ve asayiş ve siyasete zarar gelmemek için bu kadar israfat ile bol maaşlar suretinde kuvvet teminine kendilerini mecbur zannederek rüşvetler veriliyor; milletin fakr-ı hali nazara alınmıyor. Elbette ve elbette ve kat’î olarak, şimdi bu memleketteki ehl-i siyaset, Garb’a ve ecnebiye verdiği siyasî ve mânevî rüşvetin on mislini âlem-i İslâm’ın ileride cemahir-i müttefikası hükmünde olacak olan dört yüz milyon Müslüman kardeşlere memleket ve milletin ve bu devlet-i İslâmiyenin selâmeti için gayet azîm bir bahşiş ve zararsız rüşvet vermesi lâzım ve elzemdir.

İşte o makbul, lâzım ve çok menfaatli, caiz ve vacib rüşvet ise, teavün-ü İslâm’ın esası ve hediye-i Kur’ân’ın semavî bir düsturu ve rabıtası ve kudsî kanun-u esasîsi olan “Mü’minler kardeştirler.” (Hucurat Suresi: 10.) “Allah’ın dinine ve Kur’ân’a hep birlikte sımsıkı sarılın.” (Âl-i İmran Suresi: 103.) “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (En’am Suresi: 164) “Birbirinizle çekişmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider. (Enfal Suresi: 46.) kudsî, esasî kanunlarını düstur-u hareket etmektir.

• Üçüncü Nokta: Şimdilik tehir edildi.

Said Nursî, Emirdağ Lahikası, 290. mektup, s. 415

LÛ­GAT­ÇE:

cemahir-i müttefika: birbiriyle anlaşmış, ittifak etmiş devletler, müttefik cumhuriyetler.

irtica: gericilik, geriye dönme, eskiyi isteme.

istibdat: zulüm ve baskı, kanun dışı ve keyfî idare.

ittihad: birleşme, birlik oluşturma.

kanun-u esasî: temel kanun, anayasa.

muannidâne: inatçılıkla.

muaraza: kavga, çekişme.

mürteci: gerilik, geriye dönme taraflısı, eski düzeni savunan, gerici.

şakird: talebe, öğrenci.

teavün-ü İslâm: İslâmî yardımlaşma.

terakkiyât: ilerlemeler, gelişmeler, yükselişler.

uhuvvet: kardeşlik.

Okunma Sayısı: 1086
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    6.7.2024 12:06:55

    "İşte o makbul, lâzım ve çok menfaatli, caiz ve vacib rüşvet ise, teavün-ü İslâm’ın esası ve hediye-i Kur’ân’ın semavî bir düsturu ve rabıtası ve kudsî kanun-u esasîsi olan “Mü’minler kardeştirler.” (Hucurat Suresi: 10.) “Allah’ın dinine ve Kur’ân’a hep birlikte sımsıkı sarılın.” (Âl-i İmran Suresi: 103.) “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (En’am Suresi: 164) “Birbirinizle çekişmeyin; sonra cesaretiniz kırılır, kuvvetiniz de elden gider. (Enfal Suresi: 46.) kudsî, esasî kanunlarını düstur-u hareket etmektir." Mezkûr pasaj ittihad-ı İslam'ın ne kadar elzem olduğunu izhar ediyor vesselâm.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı