Ahmet Emin Salbaş’ın babası, Bediüzzaman’a karşı büyük bir saygı ve sevgi duyardı.
Onu görebilmek için Denizli ve Afyon hapishanelerinde ziyaretlerine gitmişti. En son Emirdağ’da Bayram Yüksel’le birlikte Bediüzzaman’ı ziyarete gittiğinde, oğlu Ahmet Emin’in ilkokulda okuduğunu; okulu bitirdiğinde kendisini ona emanet edeceğini söylemiş, Bediüzzaman da bunu kabul etmişti.
Ahmet Emin ilkokulu bitirince babası, onu Bediüzzaman’ın hafız talebelerinden bir hocadan özel Kur’ân-ı Kerîm ve Arapça dersleri aldırdı. Bir yıl sonra babası, Ahmet Emin’i yanına alarak Isparta’da Bediüzzaman’ı ziyarete gitti. Geceyi otelde geçirdiler. Sabah saat 10.00 civarında Bediüzzaman’ın evine girdiklerinde kapıda kendisiyle karşılaştılar. Babası Ahmet’i göstererek, “Üstadım, emaneti getirdim” dedi. Bediüzzaman da elini Ahmet’in omzuna şefkatle koydu, onu kucakladı ve başından öptü. Ahmet Emin de elinden öptü.
Bediüzzaman, Ahmet Emin’e, “Kur’ân-ı Kerîm okudun mu?” diye sordu. Ahmet Emin, “Evet Üstadım; Kur’ân-ı Kerîm ve tecvit okudum, ezberler yaptım ve Arapça da okudum” dedi. Babası araya girerek, “Üstadım, Ahmet Emin medresede mi kalsın, hafız mı olsun, yoksa İmam-Hatip okuluna mı gitsin?” diye sordu.
Bediüzzaman, “Hemen, doğru İmam-Hatip okuluna gitsin” dedi. Ardından Bayram Yüksel’e dönerek, “Bayram kardeşim, geçenlerde Konya’dan gelip İmam-Hatip’e kayıt olan Ahmet Gümüş kardeşimizin yanına götür; beraber kalsınlar” dedi.
Bediüzzaman, Ahmet Emin’i talebesi Bayram Yüksel’e emanet etti. Bayram Yüksel, onu Ahmet Gümüş’ün kaldığı eve götürerek tanıştırdı. Daha sonra Isparta İmam-Hatip Okuluna kaydını yaptırdı ve aynı zamanda velisi oldu. Ahmet Emin’in babası memleketine döndükten sonra her ay Ahmet’in harçlığını Bayram Yüksel’e gönderdi. Ahmet Emin de öğrenciliği boyunca harçlığını Bayram Yüksel’den aldı.
Ahmet Emin, Ahmet Gümüş ve Ali Zeybek üç yıl boyunca Bediüzzaman’a çok yakın bir evde bir arada kaldılar. Bu süre içinde Bediüzzaman, İmam-Hatip öğrencilerinin hâl ve hatırlarını sordu ve bir baba şefkatiyle onlara sahip çıktı.
Ahmet Gümüş, Risale-i Nur eserlerini okuduğu için Konya İmam-Hatip Okulundan tasdikname ile uzaklaştırılmıştı. İstanbul, Ankara ve Adana İmam-Hatip okullarına müracaat etmiş, ancak kabul edilmemişti. Bunun üzerine Konya İmam-Hatip Okulunda Arapça hocası olan, Bediüzzaman’ın kardeşi Abdülmecit’e müracaat etmişti. Abdülmecit de Ahmet Gümüş’ü Isparta’ya, Bediüzzaman’a göndermişti.
Bediüzzaman, Ahmet Gümüş’e, “İmam-Hatip Okulunun müdürüne git, benim selâmımı söyle; seni okula kaydetsin” dedi. Ahmet Gümüş okula giderek durumu müdüre anlattı. Müdür, “Hangi Üstad?” diye sordu. Ahmet Gümüş, “Üstadımız Bediüzzaman” deyince müdür ayağa kalktı, Ahmet Gümüş’ün gözlerinden öperek, “Seni aldım yavrum. Değil mi ki Üstad’dan selâm getirdin; beni müdürlükten de alsalar yine seni aldım.” diyerek kaydını yaptı.
Ahmet Gümüş, Ahmet Emin ve Ali Zeybek, Bediüzzaman’ın evine elli metre mesafedeki bir evde üç yıl birlikte kaldılar. Bu beraberlik Bediüzzaman’ın emriyle olmuştu. Öğrenciler, Bediüzzaman’ın evine gelen gidenleri yakından görebiliyorlardı.
Bediüzzaman’ın Urfa’ya son gidişinde Ahmet Emin ve Ahmet Gümüş onu yolcu ettiler. Şefkatin, merhametin ve insana değerin olduğu yerde ihlaslı, samimi ve dürüst insanlar yetişir ve yetişti.
Kaynak:
Ömer Özcan – Ağabeyler Anlatıyor 2