"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ateş çemberi - 3

Ahmet Said Aydil
14 Mart 2026, Cumartesi
Aylar önce Etiyopyalı bir hocamızla Katar’ın bombalanması üzerine konuşuyorduk.

O dönemde bazı Siyonist çevrelerin Türkiye’yi de tehdit etmeye başlaması üzerine konu açılmıştı. Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz üzere, Türkiye’nin birçok ölçüte göre “Batılı” bir devlet olmasından dolayı böyle bir ihtimali düşük gördüğümü söylemiştim. Hocamız da bana kısmen hak vermişti; ancak şu önemli uyarıyı eklemişti: “Türkiye’ye saldırmak için özel bir hınç ve istek gösterecek kesimlerin olduğunu unutmamak gerekir. Hem tarihî bir hınç, hem de mevcut dünya düzeninde bir kırılma gerçekleştirme isteği.”

Son üç yıl, dünyada en azından kâğıt üzerinde güvence altında olduğu düşünülen birçok şeyin çözülmeye başladığını gösterdi. Bir zamanlar “kurallara dayalı uluslararası düzenin” koruyuculuğuyla övünen bazı Batılı liderlerin, bugün bunun artık önemli olmadığını rahatlıkla dile getirdiğini görüyoruz. En çok okunan Batılı medya kuruluşlarında, İran ve Venezuela’da yaşanan çatışmalar bağlamında “uluslararası hukukun gereksiz ayak bağı olduğu” üzerine propaganda yazıları okuyoruz. 

Gazze’de yaşanan ve birçok uzman tarafından ağır savaş suçları, hatta soykırım olarak nitelendirilen olayların akademik çalışmalarda dile getirilmesinin dahi sansürlendiğine şahit oluyoruz. Bir zamanlar başka ülkelerde kadın hakları üzerine konferanslar düzenleyen ve sert eleştiriler yönelten çevrelerin, bugün binlerce kadının ve ilkokul çocuğunun bombalanması karşısında sessiz kaldığı bir tabloyla karşı karşıyayız.

Aylar önce yaptığımız o sohbete dönersek, bugün, verdiğim o cevaptan artık çok daha az emin olduğumu ve bir önceki yazımızda sorduğumuz sorular konusunda çok daha karamsar olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

Peki Türkiye ne yapmalı?

Bu sorunun cevabı birçok farklı uzmanlık alanını ilgilendiriyor. Bu yüzden yaklaşımımızda mütevazı olmaya çalışacağız, ancak yine de bize göre kritik bazı noktaların altını çizmek mümkün.

Bir önceki yazıda söylediğimiz gibi, Türkiye birçok açıdan “Batı” bloğuna entegre olmuş bir ülkedir. Bu durum elbette otomatik bir güvenlik anlamına gelmez, ancak Türkiye’ye karşı düşmanca bir girişimde bulunmak isteyen aktörler için ciddi bir sorun oluşturur. Bu blok içinde önemli bir yere sahip ve savunma kabiliyetleri yüksek bir ülkeye karşı atılacak adımların gerekçelendirilmesi ve sürdürülebilir kılınması, Orta Doğu’daki pek çok başka ülkeye kıyasla çok daha zor bir iştir. İsrail bunun farkındadır. Bu sebeple Türkiye’yi bu bloktan mümkün olduğunca uzaklaştırmak ve daha kolay hedef alınabileceği ölçüde yalnızlaştırmak isteyecektir.

ABD’ye gelince, o evinizin içinde yaşayan gorildir.

Sonuçta bir gorildir. Ne kadar güçlü olursanız olun, onunla ilişkilerinizi sloganlarla ya da fevri hareketlerle değil, çok daha rasyonel bir yaklaşımla yönetmeniz gerekir. İçinde bulunduğumuz dönemde diplomasi giderek daha pazarlık odaklı bir karakter kazanıyor ve ilkelere eskisinden çok daha az dayanıyor.

Bütün bunların ötesinde, nihaî güvenliğimiz yine kendi omuzlarımızda. 

Daha önceki naçizane tavsiyelerimize ek olarak şunu da hatırlamak gerekir: Toplumu bölmeye, açık yalanlar ve sahte anlatılar üretmeye yönelik propaganda, nifakıyla meşhur İsrail’in en iyi yaptığı işlerden biridir. Hem bizim, hem de siyasetçilerimizin bu tür manipülasyonlara kapılmaması gerekir. Böyle dönemlerde en kritik unsur birliktir. Dış tehditler karşısında Türkiye, tüm unsurlarıyla birlikte, birçok ülkeden çok daha birleşik bir toplumdur. Bu birlik halini korumak ve güçlendirmek ise hepimizin sorumluluğudur.

Okunma Sayısı: 1632
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nagehan

    15.03.2026 16:55:43

    MaşaAllah, genel itibariyle başarılı yazı dizisi.. // Elbette olanlar; ADALETin sancağının(Osmanoğulları) yere düşmsi ile Zulüm sancağına(İsrailoğulları) tekrar izin verilmesinden ibaret(3/140-17/4) !!! Dolayısla ortada olan ticaret değil, ibadet savaşıdır. E hıristiyanlar ve yahudiler de birbirlerinin dostu olduğuna göre(5/51); İbrâhim(a.s.) gibi bizi ateş yakmasın istiyorsak, ALLAH'ın ipini bırakmamalı elbet..! İçte birlik gerek, dışta akıllı siyaset! Devlet(seçili!?) aklına karışmasın, isyana teşviklere uyanık olsun yeter ki millet!.. Bitecek elbet, zalimlere verilen mühlet!. // Hürmetler.

  • S.topuz

    14.03.2026 12:09:28

    😭😡😤🕋😭🇹🇷😭🇮🇷😭🇵🇸🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋 ..."Evet o ecnebilerin, canavarlar gibi yaptıkları muamele ve zulüm-ler, İslâm dünyasında, hürriyet ve istiklal ve ittihad-ı İslâm ce-reyanını da hızlandırmıştır. Ni-hayet,müstakil İslâm devletle-rinin teşkilini intac etmiştir. İn-şâallahü Teâlâ,Cemahir-i Müt-tefika-i İslâmiye de meydana gelecek ve İslâmiyet, dünyaya hâkim ve hükümran olacaktır. Rahmet-i İlahîden kuvvetle ü-mid ve niyaz ediyoruz.İşte Ri-sale-iNurmüellifiBedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâmdır ki; ve te'lifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki:Din aley-hindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış, mezkûr muzır ve habîs faaliyetlerini akame-te düçar ve dinsizlik esasları-nın temel taşlarını parampar-ça etmiş ve köküyle kesmiştir veİslâmî ve imanî fütuhatı,per-de altında, kalbden kalbe inki-şaf ettirmiş veKur'an-ıAzîmüş-şan'ın hâkimiyet-i mutlakasına zemin ihzar etmiştir."Risale-i Nur🙌🌹🤲🌙☝️🕋😭🕊🌍🇪🇺🕋

  • S.topuz

    14.03.2026 12:08:24

    ..."Dinsizlik cereyanına(Deccal ittifakına) karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadîr-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kàdir-i Külli Şey' va'detmiş, elbette yapacaktır."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat - 57 - HAK, HUKUK, ADALET, İNSANLIK, SULH ve BARIŞ, REFAH ve HUZUR isteyenler acele bir ve beraber olup, bu sivil ve masumların Katliamlarını durdurmak zorunda! Aksini hayal bile etmeye hicab ediyorum. İnsanlığımızdan utanıyorum! Vesselâm!? ZULME RIZA ZULÜM'dür, KÜFRE rıza KÜFÜR olduğu gibi! Uyan eeey İNSANLIK, UYAAAN! ZÂLİMLER ve KÂTİLLER için yaşasın CEHENNEM! 😭🙌🌹🤲🌹🤲♥️🌙☝️😭🕋😭😭😭🕊🕊🕊😭🌍🇪🇺😭🕋😭🇹🇷😭🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸

  • S.topuz

    14.03.2026 12:06:33

    "Ve onlarınbaşına geçen en büyükleri,ispirtizma ve manye tizmanın hâdisatı nev'-inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise;daha ileri gi-dip, cebbarane surî hükûme-tini birnevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlub olan vebir sine ğin kanadını bile icad edeme-yen âciz bir insanın uluhiyet dava etmesi,ne derece ahmak çasına bir maskaralık olduğu malûmdur.İşte böylebirsırada, o cereyan pek kuvvetli görün-düğübirzamanda,Hazret -i İsa (a.s)'ın şahsiyet-i maneviyesi-nden ibaretolan hakikîİsevîlik dini zuhur edecek,yani rahmet i İlahiyenin semasından nüzul edecek;hal-i hazır Hristiyanlık dini ohakikatakarşı tasaffiede cek,hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak,haka-ik-iİslâmiye ile birleşecek;manenHristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılab ede cektir.Ve Kur'ana iktida ede-rek,o İsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' ve İslâmiyet metbu'maka mında kalacak;din-i hak bu iltihak neticesinde azîmbir kuvvet bulacaktır." Mektubat

  • Müjdat Bayar

    14.03.2026 11:50:34

    "ABD’ye gelince, o evinizin içinde yaşayan gorildir." Tam da bu!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı