‘Meal’ Arapça kökenli bir kelimedir, anlamı ifade eder. Ekseriyetle Kur’ân’ın ayetlerinin başka bir dilde anlatımı için kullanılır. ‘Mail’ ise İngilizce kökenlidir ve genel anlamıyla posta manasındadır.
Bu başlığı Yeni Asya Neşriyatın yeni neşrettiği ‘Risale-i Nur Açıklamalı Kur’ân-ı Kerîm ve Türkçe Meali’ için kullandım. Aslında bu muhteşem eseri anlatmakta başlık yetersiz olmakla birlikte anlayışımıza bir kapı açsın istedim. Çünkü böyle Risale-i Nur açıklamalı bir Kur’ân mealinin olup olamayacağı zihnimi uzun süredir meşgul etmekteydi. Zaman zaman “Bir Kur’ân mealini de şahsî okumalarıma dahil etsem ve külliyatı her devrettiğimde birkez de meal okumuş olurum.” diye düşünmekteydim. Ancak bu okuma Risale-i Nur’dan kopuk olacaktı. Zihnimi işba etmeyecekti.
Kur’ân’ımızın böyle bir mealinin neşredildiğini gördüğümde çok heycanlandım. Hemen aldım ve şahsî Risale okumalarım içerisine dahil ederek okumaya koyuldum. Evet bu şaheser hem bir meal ve hem de her bir ayet mealinden ‘mail’lerdi. Yani her ayetin bize Risale-i Nur’dan kısa ve veciz mektuplarıydı. Mealler bu kısa ‘mail’lerle kalbimi bir bakıma ayetlerin ruhuna muhatap kılıyordu. Ayetlerin ihtişamını görebilme babından aklımdaki ülfet perdesini aralıyordu. Maddeye müptela gözümün pasını silip basiretini artırıyordu. Risale-i Nurlar ile ilk muhatap olduğumdan beri söylene gelen “Risale-i Nur’un her hakikati aslında bir Kur’ân ayetine dayanmaktadır.” söylemi şimdi zihnimde daha iyi yerleşmişti.
Evet bu eser Yeni Asya Neşriyatın çok değerli bir hizmeti olduğu kanaatindeyim. Eser hazırlanırken yapılan çalışmaların aslında hiç kolay olmadığını düşünüyorum. Kimbilir bu çalışmada kaç isimsiz kahramanın emeği ve harcadığı mübarek zamanı bulunmaktadır. Allah hepsinden ebediyen razı olsun. Her ayetin teker teker ele alınıp onunla ilgili Risale-i Nur’daki ilgili bahsi araştırıp açıklamasına yerleştirmek pek kolay olmasa gerek.
“Kur’ân nedir ve tarifi nasıldır?” diye başlayan Risale-i Nur’un Kur’ân tarifi ile girişi süslenmektedir. Kâinattan, Kur’ân’a, Kur’ân’dan Risale-i Nur’a ve ondan insanlığa bir nur halesi olarak intikal eden manalar için diyebiliriz ki: “Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi…” diye ifade edilen Kur’ân’ın şu mealinden Risale-i Nur “mail”leri aklımıza ve kalbimize postalanmış birer nurlu mektuptur. Şimdi Üstad Bediüzzaman’ın “Her bir meselede yüzlerce ayet imdadıma yetişiyordu…” sözünü daha iyi anlıyorum.
Evet. Elimizde, bir Müslümanın en önemli kitabı, ezelî ve ebedî mu’cize olan Kur’ân’ımız var. Kur’ân’ımızın manevî mu’cizesi olarak asrımızı ve gelecek asrı aydınlatacak Resaili’n-Nur var. İnanmayanları susturmak, inananları huzur-u daimiye kavuşturmak için başka delillere gerek olmadığı aşikâr. İşte o delillerin meal ve “mail”leri bu eserde. Allah dikkatle okuyup çokça istifade edenlerden eylesin. Emeği geçenlere ve yayınevimize teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Amin.