"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

18 Mart Çanakkale destanı

Ali BEYKOZ
14 Mart 2026, Cumartesi
En kanlı savaşlardan biridir Çanakkale savaşları… Düşmanın, önce Boğazı geçmesi gerekiyordu ki, sonra İstanbul ele geçirilsin, arkasından Anadolu…

Bunun için, tarihin bazı günleri yalnız bir takvim yaprağı değildir, bir milletin hafızasına kazınmış büyük bir direnişi temsil eder.

Çanakkale, Anadolu’yu avuçluyordu. Anadolu’nun her karış toprağından, analardan, bacılardan, evlâtlardan ayrılmış Çanakkale’ye bulut olmuş Mehmetler tek bir düşünce içindedirler bu soğuk 1915 kışında. Onların düşlerini bayrak ve vatan süslemektedir. Yürekleri tek yumruk olmuş Çanakkale ve vatan diye çarpıyor...

Çanakkale’de ölüme seve seve koşacaklar, vatan için cihad edecek  ve şehid olacaklardı... Ama Çanakkale geçilmeyecekti. 

Çanakkale de kahramanlıklar dışında farklı bir şey de vardı.

Çanakkale savaşlarında, Fransız Kuvvetlerine komuta eden General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağını, savaş sahasında bırakarak yurduna dönmüş bir askerdir. Döndükten sonra bir konferansta Çanakkale’yi anlatır.

 "Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zâyiat vermişlerdi. Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtasıyla bir konuşma yaptık: Niçin, öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?

“Bitkin haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:

‘Bu Fransız yaralanınca yanıma düştü. Cebinden yaşlı bir kadın resmini çıkardı. Bir şeyler söyledi. Anlamadım! Ama herhalde annesi olacaktı. Benimse kimsem yok. İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün!’

“Bu asil cevap karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı. O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan gözyaşlarımın donduğunu hissettim! Çünkü; Türk askerinin göğsünde, bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutam ot tıkamıştı! Az sonra ikisi de öldüler!”

Hebbâr b. Esved, Hz. Peygamberin kızı Zeynep’e büyük kötülükte bulunmuştur. Mekke’den Medine’ye hicret ederken hamiledir ve Hebbâr onu bindiği deveden mızrağı ile düşürür, yaralanan Hz. Peygamberin kızı çocuğunu kaybeder. Mekke’nin fethi esnasında yakalanınca öldürülecekler içindedir. Hz. Peygamberin huzuruna gelip affına sığınır ve Müslüman olur. Allah’ın Resulü merhamet eder.

Bu Peygamberin (asm) ümmeti Çanakkale’de savaş esnasında öldürmek istediği düşmanını yaşatmak için gayret gösterir.

Çanakkale, Seyit Onbaşı, Yahya Çavuş gibi kahramanların, isimsiz askerlerin, vatan için, bayrak için, ezan için…. Hayatını veren insanların destanıdır…

Okunma Sayısı: 170
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı

    En Çok Okunanlar