"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân, dört maksadı takip eder

Risale-i Nur'dan
25 Ocak 2021, Pazartesi
(Dünden devam)

İkinci Nükte: “Ve ceale’ş-şemse sirâcen.” [Güneşi bir kandil yapmıştır. / Nuh Suresi, 16]

Sual: Ne için Şems “sirac”la tavsif edilmiştir? Halbuki ehl-i fence Şems, Arz’a tâbi değildir ki ona sirac olsun. Belki, arz ile seyyarat kendisine tâbi olan bir merkezdir.

Cevap: “Sirac” tabiri şöyle bir tasvire işarettir ki: Âlem bir saray gibidir; mevcudatı o sarayın müştemilâtı, tezyinatı makamında olduğu gibi, Şems de o saray halkını tenvir eden İlâhî bir lüküstür.

Ve keza, “sirac” tabiri Cenab-ı Hakkın rububiyetinden doğan vüs’at-i rahmetine ve o rahmet içinde derece-i in’am ve ihsanına bir ihtar ve azamet-i saltanatı içinde vahdaniyetine bir ilândır ki; müşriklerin ma’bud ittihaz ettikleri kocaman Şems, âlem sarayında lüküs vazifesiyle muvazzaf musahhar bir memur ve bir hizmetkârdır. Malûmdur ki, lâmba hizmetini gören câmid bir şeyin ibadete, yani ma’bud olmaya hiç liyakati var mıdır?

Üçüncü Nükte:

Kur’ân’ın takip ettiği makàsıd-ı esasiye ve anasır-ı asliye, ubudiyet ile tevhid, risalet, haşir, adalet olmak üzere dörttür. Diğer bahsettiği meseleler, ancak bu maksatlara vesilelerdir. Bu itibarla, vesilelerde yapılacak tafsilât, ol babdaki kavâide muhaliftir. Çünkü malâyani ile iştigal, maksadı geri bırakıyor. Bunun içindir ki, bazı mesâil-i kevniyede Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan ihmal veya ipham veya icmal yapmıştır.

Ve keza, Kur’ân’ın muhataplarından kısm-ı ekseri avamdır. Avam sınıfının hakaik-ı İlâhiyenin ince ve müşkül kısmına fehimleri kàdir değildir. Ancak temsil ve icmaller ile fehimlerine yakınlaştırmak lâzımdır. Bunun içindir ki, Kur’ân, kesretle temsilleri zikrediyor ve istikbalde keşfedilecek bazı mesâilde de icmal yapıyor.

Dördüncü Nükte:

Bu Nükte mütercim tarafından tayyedilmiştir.

Beşinci Nükte:

Müellif-i muhteremi tarafından tayyedilmiştir.

Mesnevî-i Nuriye, s. 254

LÛ­GAT­ÇE:

anasır-ı asliye: Asıl, temel unsurlar.

Arz: Dünya.

câmid: Cansız.

derece-i in’am ve ihsan: Nimetlendirme, ihsan ve ikram etme derecesi.

haşir: Öldükten sonra diriliş.

ipham: Kapalı bırakma, tam olarak açıklamama.

kavâid: Kaideler, usûller, kurallar, prensipler.

makàsıd-ı esasiye: Esas maksatlar, gayeler.

mesâil-i kevniye: Oluşla, yaratılışla ilgili meseleler.

risalet: Peygamberlik.

rububiyet: Cenab-ı Hakk’ın her zaman, her yerde, her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idaresi altında bulundurma vasfı.

seyyarat: Gezegenler.

sirac: Kandil, mum.

şems: Güneş.

tayyetmek: Atlamak, geçmek.

ubudiyet: Kulluk, ibadet.

vahdaniyet: Allah’ın birliği ve varlığı, Allah’ın bir oluşu.

vüs’at-i rahmet: İlâhî rahmet ve merhametin büyüklüğü, genişliği.

Okunma Sayısı: 1607
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    25.1.2021 12:06:30

    Siracı doğrudan kelime manasıyla anladığımızda nasıl bir yanlışa düştüğümüzü Üstad özetliyor. Bu özette her bir kelimenin ve nitelendirmenin aslında daha geniş ve mana-ı harfiyle niyetiyle anlamak mümkün oluyor. Dört esas şeklinde sınıflandırma ve avama hitap etmek için tafsilat yerine benzetme ve temsillerin zorunluluğa dikkat çekmesi bizler için ibret levhası hükmündedir...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı