“Hem milletin her tabakası; muvafığı ve muhalifi, memuru ve âmîsinin o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur Şarkidleri , tam bîtarafane kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş”. (Şualar- On Dördüncü Şua – Beşinci Esas)
Risale-i Nur talebeleri için siyaset, doğrudan bir gaye değil; ancak imana hizmet zeminini muhafaza etmek adına bir “nokta-i istinat” meselesidir. Üstad Hazretleri On Dördüncü Şua’da; milletin her tabakasının, memurundan âmîsine, muvafığından muhalifine kadar bu hakikatlere muhtaç olduğunu ifade eder. Bu umumî ihtiyaca cevap verebilmek için Nur talebelerinin, siyasî tarafgirlikten ve maddi mübarezeden tam bir bîtaraflıkla uzak durmaları elzemdir.
Bugün bazı grupların belirli siyasî partilere açıktan destek vermesi veya oy çağrısı yapması, maalesef bu bîtaraflık düsturuna muvafık düşmemektedir. Zira bir tarafa açıkça destek verdiğinizde, o partinin muhalifi olan insanların gönül kapılarını bu kudsî hizmete kapatmış olursunuz. Hakikatleri herkese anlatma vazifesi olan bir davanın hadimi, siyasî bir kimlikle sahneye çıkarsa; hizmetini umuma değil, sadece kendi dairesine hapsetmiş olur. Bu durum, Üstad’ın çizdiği “Nurcu” profilinin kucaklayıcılığıyla tezat teşkil eder.
Peki, Üstad Bediüzzaman neden Demokrat Parti’ye destek vermiştir? Çünkü Demokratlık; şahıs odaklı değil, hürriyet ve adalet odaklıdır. Umuma hitap eden, toplumun her kesimini kucaklamayı gaye edinen ve din hürriyetini esas alan bir zemindir. Bu yüzden Bediüzzaman Hazretleri, gizli oy hakkı varken dahi Demokratlara olan desteğini ilân etmiştir. Buradaki gaye, bir partiyi iktidara taşımak değil; dine hizmet edenlerin hürriyetini sağlayacak bir zihniyete sahip çıkmaktır.
Bu ince çizgiyi doğru idrak etmek gerekir. Aksi halde yapılan iş bir hizmet olsa da; Risale-i Nur’un kudsî düsturları içindeki “tarafsız ve umumî” hizmet mahiyetini kaybeder. Bediüzzaman’ın sadık talebeleri; geçici siyasî menfaatlere değil, Kur’ân’ın bâkî hakikatlerine ve Üstad’ın sarsılmaz düsturlarına sadık kalmakla mükelleftir.