Tıbb-ı Nebevî’de gümüşün önemli bir yeri bulunmaktadır. “Resulullah’ın (asm) kaşı da kendinden olan gümüş yüzüğü vardı.” (Buharî-Müslim). Gümüş, Cenab-ı Hakk’ın (cc) yeryüzündeki sırlarındandır.
Hüzün, gam ve kederden ferahlatan faydalı devalardandır. Kalbi kuvvetlendirir, çarpıntıları sakinleştirir. Kalpte biriken zararlı atıkları ve negatif duyguları arındırır. Özellikle gümüş bulunan bir kap içine süzme bal ve safran karıştırılırsa, tedavide daha etkili olacaktır. Gümüş ile ilgili iki ibretli hadis-i şerifte: “Altın veya gümüş kap ile su içen, karnında Cehennem ateşi taşır.” (Buharî-Müslim). “Altın veya gümüş kap ile su içmeyin, yemek yemeyin. Yiyenler dünyada yer, sizler ise ahirette yiyeceksiniz.” (Buharî-Müslim). Yasaklanmasının hikmeti ise, hangi şekilde olursa olsun gurur ve iftihar sebebi olabileceğinden, dünyevîleşen yüksek refah seviyesindeki bir hayat tarzının engellenmesi ve sakinleştirilemeyecek olan gönülleri hüzünlü, kalbi kırık fakir insanların kırılgan duygularını incitmemek nezaketine uyulması içindir.
Tıbb-ı Nebevî’nin en etkili şifa kaynağı, İlâhî mu'cize ve devâlar mecmuası olan Kur’ân-ı Kerîm, insanlık âleminin terbiye edicisi olan İlâhî bir kanundur. Ruh ve beden sağlığını etkileyen bütün hastalıklara, Kur’ân-ı Kerîm’de etkili bir tedaviye sebep olabilecek yolların bulunacağına kesinlikle işaret edilmiştir. Tıbb-ı Nebevînin başlangıç noktası, Kur’ân-ı Kerîm’in yol göstermesiyle öğretilen beslenme, diyet ve sağlığı koruma prensipleridir. Organizmaya zararlı olabilecek maddelerden korunma ve arınma yollarıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in şifa kaynağı ve etkili bir deva olabileceğine, ihlâsla inandıktan sonra, şifa musluklarının açılacağı mutluluğu yaşanabilecektir. Tam şifa, faydalı bir deva, kurtuluş ve zenginliğin anahtarı, kuvveti koruyan, korku, hüzün, keder ve üzüntüleri def eden Kur’ân-ı Kerîm ve Fatiha’nın sırlarına bilerek ve inanarak sarılırsa, şifa hazinesini açacak anahtarı ele geçirmiştir.
Resulullah (asm) “Dünya ehlinin de, Cennet ehlinin de yemeklerinin efendisi ettir.” buyurdular (İbni Mace). Hz. Ali (kv) etin yenmesi “cildi güzelleştirir, sindirimi kolaydır. Huy ve ahlâkı güzelleştirdiğinden, kırk gün et yemeyenin, iyi huyu bozulur.” şeklinde övmüştür. İyi sindirilirse, kan yapıcı özelliği güçlüdür. Zihin ve hafızayı güçlendirir. Sindirimi kolay ve faydalısı koyun etidir. Büyük baş hayvan etlerinin sindirimi zor olduğundan tavsiye edilmemiş ve “Sütleri şifa, etleri hastalık kaynağıdır.” buyurulmuştur. Resulullah (asm) “Tavuk eti yemişlerdir.” (Buharî-Müslim). Sindirimi kolay bir protein kaynağı olan tavuk, organizmaya zararlı olabilecek atık maddeleri bulundurmadığından, beyin fonksiyonlarını da güçlendirir. (GDO üretimli değil, fıtrî gelişen tavuklar). Kan yapıcı etkisi yanında, cilt sağlığını destekler, huy ve davranışları güzelleştirir.
Balık etleri de tavsiye edilen besleyici ve faydalı olan gıdalardandır. Et ürünlerinin aşırı tüketilmesi, hastalık kaynağı olabileceğinden uygun görülmemiştir. Etin aşırı tüketilmesi hakkında Hz. Ömer (ra) “Et tüketimine dikkat edin. Aşırı tüketildiğinde, sarhoşluk veren maddelerin verdiği zarar gibi zararlı olacaktır.” buyurmuşlardır. Aşırı et tüketimi hakkında Hipokrat’ın da önemli uyarısı dikkate alınmalıdır. “Midelerinizi hayvan mezarlığı yapmayın.” Et dikkatli ve ölçülü tüketildiğinde faydalı, ölçüsüz tüketildiğinde zararlı olacaktır.
Hayvanların vücudunda hazırlanıp süzülen mu’cizevî bir gıda olan sütü Resûlullah (asm) severek içmiş ve şu dua ile ümmetine tavsiye etmiştir: “Allah kime süt içmeyi nasip ederse, ‘Allah’ım! Bize onu bereketli kıl ve ondan daha fazlasını ihsan et’ desin. Çünkü ben sütten başka hem yiyecek hem içecek yerine geçen bir nimet bilmiyorum.” (Tirmizî). Süt, yaratılışta değerli gıda cevherleriyle donatılmıştır. Sütün taze tüketilmesi önemlidir.
Sağlıcakla kalın...