"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zamanın rüzgârı mı, hakikatin pusulası mı?

A. Fuat ZİMMETOĞLU
31 Mayıs 2026, Pazar
"Zaman değişti diyorlar, daha iyi olduğunu zannederek; bizi biz yapan değerlerin her geçen gün birer birer yitip gittiğini düşünmeden!"

Modern bir yanılgı: Gelişiyoruz

Herkes zamanın ilerlediğinden bahsediyor. Oysa ilerleyen sadece teknoloji; ruhlarımız ise buna paralel olarak gelişmediği gibi yerinde sayıyor, hatta geriye gidiyor. “Zaman değişti” cümlesi, bugün ahlâkî tavizlerin en şık kılıfı haline geldi. Mevsim değişince kıyafetimizi değiştiririz ama karakterimizi değiştirmeyiz. Biz ise şimdi kıyafetle birlikte derimizi de yüzmeye, değiştirmeye çalışıyoruz.

Dijital vitrinler ve görenek belâsı

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin “görenek belâsı” dediği toplumsal baskı, bugün sosyal medyanın “beğeni” butonlarında küresel bir vitrine dönüştü. Eskiden "Aman haa! birileri görür duyar" diye kaygılanırken, şimdi bütün dünya bizi izliyor.

Sahte ihtiyaçlar “rızk-ı mecazî” olmaktan çıkıp tiryakiliğe dönüştü. Başkalarının hayatına bakıp kendi hayatımızı eksik hissetme hastalığına yakalandık. Özgür seçim yaptığımızı sanıyoruz; oysa çoğu zaman küresel bir pazarın yönlendirdiği gönüllü bir esaret yaşıyoruz.

Vicdanın savunma mekanizması: Kendimize görelik

İnsan inandığı gibi yaşamayınca, yaşadığı gibi inanmaya başlar. Günahın utancını taşımak nefse ağır geldiğinde akıl hemen bir çıkış yolu bulur: Kurallar esnek olsa ne rahat olurdu! İşte bu noktada “kendimize göre bir din” icat ediyoruz. Doğru bilgiyi öğrenmekten kaçınıyoruz, çünkü öğrenmek beraberinde sorumluluk getirir. Bilmek istememe hastalığına yakalanmışız. Cehaleti bir kalkan olarak kullanıyoruz.

Gerçek Özgürlük: Doğru İslâmiyet

Gerçek özgürlük, zamanın rüzgârına kapılmak değil; o rüzgâra rağmen ayakta kalabilmektir. Bediüzzaman’ın tespitiyle: Eğer biz Kur'ân ve sünnet merkezli doğru İslâmiyet’i doğru bir şekilde hayatımıza tatbik edersek, dünya bizde bir karanlık değil, ışığı görecektir ve ona koşacaktır.

Bu, sadece dini bir görev değil; modern zamanın savruluşundan kurtulup yeniden istikamet bulmaktır.

Netlik Ayarı: Lezzetleri tahrip eden hakikat

Bu cazibenin içinde uyanık kalmak için Efendimiz’in (asm) 1400 yıl öncesinden gelen bu ölçüsü hâlâ en güçlü rehberdir: “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çokça zikrediniz.”

Bu bir karamsarlık çağrısı değildir; bir netlik ayarıdır. Nefis terbiyesinde çok önemli bir eşiğin geçilmesine vesiledir. Ölümü hatırlayanın gözündeki sahte dünya sisleri dağılır. Sosyal medyadaki alkışlar susar, görenek belası biter ve insan fıtratına, aslına geri döner.

Sonuç:

Zaman sana uymuyorsa, sen zamana uymak zorunda değilsin. Sen ilim ve amel ile öyle bir duruş sergile ki, zaman senin önünde eğilsin.

Unutma; Pusula geminin savrulduğu yöne değil, gemi pusulaya göre istikamet tayin ederse sağ salim karaya ulaşır.

Doğru pusula ise zamana göre değişmeyen mutlak gerçeklerdir. Zira insanın değişmeyen hakikati şudur: Kabir kapısı kapanmıyor ve hakikat, zamanın geçiciliğine kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir.

Çünkü zaman değişebilir; fakat hakikat değişmez.

Okunma Sayısı: 154
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı