"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kadın şairlerde peygamber sevgisi

Yasemin GÜLEÇYÜZ
03 Şubat 2021, Çarşamba
Kur’ân’ın mu’cize olan yönlerinden birisi de belâgatı, yani yerine ve muhatabına göre güzel söz söylemesi.

Kur’ân indirilmeden önce Cahiliye Dönemi’nde belâgat en önemli şeref kaynağı idi. Kaynaklardan öğrendiğimize göre, Araplar şairlerini kavimlerinin eşrafından görür değer verdiklerini Kâbe duvarlarına asarlardı. Kur’ân’ın belâgatı ve onu tarif eden muallim-i ekber Peygamberimizin (asm) fesih, beliğ ifadeleriyle karşılaşınca bu güzelliğe kadını ve erkeği ile teslim oldular. Onu (asm) öven şiirler yazdılar. Öyle yaygınlaştı ki bu san’at edebiyatta “Na’t-ı şerif”ler özel bir dal oluşturdu. 

Günümüze kadar gelen bu san’at elbette kıyamete kadar devam edecek. Zira Peygamberimizin (asm) manevî şahsiyeti her dem devam etmekte, onun feyzinden kadını erkeği ile her an istifade etmekte, O’na (asm) salâvatlarımızla selâm göndermekteyiz. Hitabeti ve şiir kabiliyeti olanlar da naatlarıyla O’na (asm) teslimiyetlerini geçmişte, şimdi olduğu gibi gelecekte de ifade edecekler. 

EL HANSA (r. anha)

İslâm öncesi ve Müslüman olduktan sonra da şiirleri ve mersiyeleri ile tanınan bir kadın Sahabe. Kaynaklarda belirtildiğine göre (İbn Hacer, IV, 287) Resûl-i Ekrem onun şiirlerini beğenir ve “Haydi Hunâs!” diyerek kendisine şiir okumasını isterdi. Hz. Ömer de onun şiirlerini ve belâgatini beğendiğini ifade etmiştir. (www.sorularlaislamiyet.com)

EN GÜZEL BABAYA (asm)

Hz. Fatıma (r. anha) Resulullah’ın (asm) vefatından sonra kabir toprağını koklayarak şu dizeleri söylemişti: 

Resulullah’ın (asm) toprağını koklayan kişi, ömür boyu başka güzel ve pahalı kokular koklamasa ne kaybeder?!

Resulullah’ın (asm) toprağını koklayanın hâli ne mi olur? Ömür boyu çok pahalı ve güzel kokular koklamamak! (Zira buna ihtiyacı kalmaz.)

Pek muhterem babacığımın ukbâ âlemini teşrifleri ile benim üzerime öyle musîbetler döküldü ki, şâyet bu musîbetler gündüzlerin üzerine dökülseydi o nurlu gündüzler simsiyah gece kesiliverirdi.”

BİR HANIM ŞAİR: LEYLA HANIM

II. Mahmut ve I. Abdülmecid zamanında saray çevresinde yetişmiştir. “Edibe, zarife, hazır-cevap, anında şiir söyleyebilen, çabuk anlayan, pek zeki, şiirinin güzelliği yüzünün güzelliğinden üstün...” gibi tabirlerle anılır. Şiirlerinde Peygamberimize (asm) olan muhabbetini çok güzel ifade eder

“Garîbim bulmadım bir yâr u hem-dem yâ Resûlallah

Günâhım çokluğundan sîne pür-hem yâ Resûlallah”

(Yâ Resûlallah! Günahlarımın çokluğundan dolayı sinem gamla doludur. /Hem garibim, hem kimsesiz, hem de günahkâr...) 

“Kerem-kâra ne rütbe mücrim olsam da ümîdim bu

Gubâr-ı pâyın ola zahma merhem yâ Resûlallah” 

(Yâ Resulallah! Sen ki lütuf ve keremlerin en büyüğüne mazharsın. Lütfetsen, yardım etsen hazinenden bir şey eksilir mi? Çok şey istemiyorum, senin ayağını bastığın toprak bile yaralarıma merhem olmaya yeter.) (Mehmet Arslan, Leyla Hanım Divanı, Kitabevi Yayınları, İst. 2003) 

Okunma Sayısı: 1926
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı