Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 11 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

‘Tefrikayı besle’



ABD’nin Irak üzerinden bir ulus inşa etme projesi vardı. Bunun da iki ayağı bulunuyordu. Birincisi, demokrasi inşası ki, siyaseti İran yanlısı Şiilere kaptırarak bunu eline yüzüne bulaştırdı. İkinci ayak da din inşası idi. Bunun için ayarladığı takımlar kifayet etmedi. Siyaset ayağında İyad Allavi ve Ahmed Çelebi gibiler kifayetsiz çıktı. Dinî ayakta ise Abdülmecid Hoi gibiler de Mukteda ve adamları tarafından tasfiye edildiler. Bu projeler ABD’nin elinde patladı.

ABD, Irak’ta ulus inşa edebilseydi, Ortadoğu’yu yeniden inşa edecekti. Irak ayağı yatınca bütün ayaklar yattı. Bir-iki yıl önce BOP’u dayatma çabasında olan ABD şimdi son savunma hatlarında bulunuyor. Din veya dinî anlayış inşa etme projesini de Neoconların derin ekibinden olan Halilzad’ın eşi Charly Benard üstlenmişti. RAND Corporation’ın hazırladığı ve bu tarz araştırmalara yılda 100 milyon dolar ayıran muhafazakâr Smith Richardson Vakfı’nın finanse ettiği “Sivil Demokratik İslâm: Ortaklar, kaynaklar ve stratejiler” tasarısı tutsaydı BOP’un dinî ayağı olacaktı. İslâm dünyasına bu model tatbik edilecekti. Charly Benard’ın tavsiyelerine kısaca göz gezdirelim: 1- Önce modernist ve laik Müslümanları kolla ve destekle. Bunun için: Modernist liderler, modeller ve kadrolar oluştur. Eserlerini yayınla ve dağıt. Kitlelere hitap etmelerini sağla. İslâmî eğitimde düşüncelerini öne çıkar. Fundamentalistlere ve geleneksellere karşı onlara medya desteği ver. Gençlere İslâm öncesi ve İslâmî olmayan tarih bilinci aşıla. Laik kültürel kurum ve etkinlikleri güçlendir.

2- Geleneksel Müslümanları fundamentalistlere karşı destekle. Bunun için: Aralarındaki anlaşmazlıkları teşvik et. İki kesim arasında oluşacak ittifakı engelle. Modernistlerle gelenekselleri birbirine yakınlaştır. Geleneksel kurumlarda modernistlerin sayısını arttır. Gelenekseller arasında farklılıkları ortaya çıkar. Hanefî mezhebi ile diğer mezhepler arasındaki farklılıkları büyüt.

3- Fundamentalistlerle savaş. Bunun için: Onların İslâm yorumunu ve çelişkilerini sorgula. Şiddet eylemlerinin sonuçlarını abart. Bu kesim içindeki liderlerin yolsuzluk gibi olumsuz durumlarını ortaya çıkarmaları için gazetecileri cesaretlendir. Bu mesajlar için gençleri, dindar geleneksel toplulukları, Müslüman azınlıkları ve kadınları hedef al. Eylemlerine sempati beslenmesini, kahramanlaşmalarını önle. Onları korkak ve düzen bozucu olarak göster.

4- Seçici bir şekilde laikleri destekle. Bunun için: Fundamentalizmin ortak düşman olduğuna dair onları cesaretlendir. Laik Müslümanların ABD karşıtı güçlerle, milliyetçiler ve solcularla ittifak kurmalarını engelle. İslâmda din ve devletin ayrı olduğu ve bunun imanı tehlikeye atmadığı düşüncesini destekle.

5- “Batılı İslâm” tezini destekle. Burada Alman İslâmı, Amerikan İslâmı, Türk İslâmı, Malay İslâmı gibi kavramların ve “ortak bir İslâm dünyası olmadığı”na dair kanaatin yaygınlaştırılması isteniyor.

6- Sufizmi güçlendir. Sufi geleneğin tarihlerinin parçası olduğuna inandır. Sufi öğretileri müfredatlara sok.

***

Radikalleri kır ve birbirine kırdır ve ılımlıları da besle ve destekle. Bundan dolayı Hişam Kabbani ile Zeyno Baran’ın neoconlar veya şahinlerle aynı mahfilleri paylaştıklarını görebiliyoruz.

Çoktandır Charly Benard ortalıkta gözükmüyor, ama galiba onun bıraktığı yerden yola devam edenler var. Bunlardan birisi de Newsweek dergisi editörü Ferid Zekeriya. Ne ilginçtir Benard’ın kocası Halilzad gibi birisi. İkisinin kökeninin de Musevi olduğu ve binaenaleyh kripto Yahudilerden oldukları ileri sürülüyor. The Road to Reformation adlı yazısında Kaide’nin ancak reform yoluyla ehlileştirilebilineceğini ve söndürülebileceğini iddia ediyor. Fırkalar savaşının düşünceler savaşına dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor. Elbette biz de fırkaların müsademesi yerine müsademe-i efkârı yeğleriz. Bizce hiçbir mani yok. Lâkin o, Müslümanlar arasındaki farkları derinleştirmeye çalışıyor. ABD değerleriyle uyumlu ‘iyi Müslüman’ yetiştirmek için İslâmın farklı görüşlerine alan açmamız gerektiğini vazediyor. İslâmın farklı bir öngörüde bulunduğunu kim iddia edebilir ki? İslâmda fikrî çoğulculuk müsellem bir kaidedir, bununla birlikte İslâm fikir hürriyeti adı altında tefrikaya geçit vermez. Fikir çeşitliliği makbul olup fikir çeşitliliği üzerinde fırkalaşmaya gitmek ve bunu kemikleştirmek İslâmın ruhuyla bağdaşmaz. Dinler arasında farklılık ve çeşitliliğe açık olunması gerektiğini savunuyor. Bu çeşitlilik ehl-i kitap statüsü altında ilk günden beri zaten var. Bu tavsiyesini, en son ‘Amerika Hıristiyan Yahudi ülkesidir’ diye sürç-ü lisanla itiraf eden Colin Powell’in ülkesine saklasın.

***

Gelelim meselenin püf noktasına. İslâm mezhepleri veya fırkalarına yaklaşım konusunda karar mercilerine şu tavsiyelerde bulunuyor: ABD mezhep çatışmalarında ve fırka kavgalarında (İsrail’in Fetih ile HAMAS arasında yaptığı gibi) taraf olmamalıdır, aksine bu meselenin daha geniş zeminde tartışılmasını temin etmelidir. Mümkünse yenişmemelerini sağlamalıdır. Mezhep propagandalarına arka çıkmalıdır, demek istiyor. Çeşitlilik dediği şey İslâm içindeki tefrikayı desteklemek ve beslemekten ibarettir. Burada uyumu ve birlikte yaşamayı akla getiren pluralism yerine diversty kavramını bilinçli bir şekilde kullanıyor ki bu tefrika demektir. İslâm içindeki çeşitliliğin veya tefrikanın beslenmesinin ABD’nin düşmanlarını potansiyel olarak böleceğini de varsayıyor. İslâm içinde fırkalaşma tartışmalarını alevlendirmeliyiz diyor.

Ve yazısını şöyle bağlıyor: “Sonunda ölüm değil, ancak sadece bir Martin Luther reform meselesini gerçekleştirebilir...” Tavsiye ettiği şey şu: Önce tefrikayı besle ve ardından ABD ile uyumlu İslâmî bir anlayışı geliştirmek için bir Martin Luther bul. Belki de Mukteda güçleri tarafından öldürülen Abdulmecid Hoi Şiiler arasında böyle bir projenin adamı veya adayıydı. Bunun karşısında Kur’ân-ı Kerim’in buyrukları açık: Tefrikaya düşen ve bölük bölük olanlar gibi olmayın. İşte bu sizin ümmetinizdir; tek ümmettir...

11.02.2007

E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (09.02.2007) - Parlayan Suud diplomasisi

  (07.02.2007) - Rafsancani ve Chirac

  (06.02.2007) - Siyasî intihar

  (05.02.2007) - Kavganın nedeni

  (04.02.2007) - ‘Harekete geçme zamanı’

  (02.02.2007) - Bölgesel düzen

  (01.02.2007) - Huccetiyye ve Mehdaviye

  (31.01.2007) - ABD-İran savaşı başladı mı?

  (30.01.2007) - Kritik eşik

  (29.01.2007) - No Man'sland ya da bölgesel savaş

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004