Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 23 Ocak 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

İçkinin haram kılınmasının hikmetleri



Eyüp Bey:

*"İçkinin haram kılınmasının hikmetleri nelerdir? İçki içen namaz kılabilir mi? İçki içtikten sonra kırk gün namaz kılınmaz deniyor, doğru mu?"

Azı veya çoğu sarhoşluk veren her içecek dinimizde içki diye adlandırılmaktadır ve her tür içkinin azı da, çoğu da haramdır. İçkiyi haram kılan âyet, bunun gerekçesini de, hikmetini de açıklamıştır: "Ey İman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki, saadete eresiniz. Şüphesiz şeytan, içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?"1

Bu âyette geçen hikmetleri kısaca açmak gerekirse:

İçkinin ruh üzerindeki zararları: Zihin, dikkat, şuur ve irade üzerinde korkunç dağınıklıklara sebep olur. Şiddetli ümitsizlik ve karamsarlık doğurur. Dikkat, şuur ve iradenin zayıflamasıyla kavgalara, cinayetlere, aile geçimsizliklerine, nice yuvaların yıkılmasına, nice dostlukların bozulmasına, nice acı trafik kazalarına ve nice asayişi ihlâl edici fiillere sebep olur.

İçki, fertte ve toplumun bünyesinde, sosyal ve iktisâdî hayatta kapanmaz yaralar açar, acı felâketler doğurur. Aile nafakasını içkiye verenler, faydasız ve boş yere harcama yaparak israf etmiş olmakla beraber, aile ve çocuklarının hakkını da yemiş olmaktadır.

İçkinin sağlık açısından zararları ise:

İçki; sinir sisteminde, beyin damarlarında, omurilik ve çevre sinirlerinde çok büyük ve çok çabuk yıpratıcı ve olumsuz tesirler yapar. Beyin üzerinde öldürücü darbeleri vardır. Beyin sinirlerini zedeleyerek kısmî felçlere ve muhtelif hastalıklara sebep olur. Göz sinirlerini tahrip ederek gözlerin bozulmasına sebep olur. Kalp hücrelerini zedeler ve yorar. Kalp hücrelerinde meydana gelen yorgunluk, "miyokard" denilen kalp adalesinin eskimesine ve yıpranmasına yol açar. Böbrekte yara açar, kanın süzülmesini aksatır. Yaralı böbrek idrardaki zehirleri süzemez hale gelir. Bu zehirli maddeler kana karışır ve "üremi" denilen kan zehirlenmesine yol açar. Damarlarda kireçlenme meydana getirir. Bu ise erken bunamaya sebep olur. Hücreleri uyuşturur, vücudun hastalıklara karşı mukavemetini kırar. Karaciğerin, kan yığılmasıyla önce büyümesine, sonra büzülmesine yol açar.

Netice itibariyle içki içmek, hayatına kıymet veren, kazancının değerini bilen, kul hakkını gözeten ve sağlığına önem veren akıllı kimselerin yapacağı şey değildir. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm), "İçki bütün kötülüklerin anasıdır"2 buyurmuştur.

İçkinin uhrevî zararları fizikî ve sosyal bünyemiz üzerinde değil;-Allah affetmediği takdirde-benliğimiz, kişiliğimiz, karakterimiz, varlığımız, maneviyatımız, ebedî ümitlerimiz, saadetimiz ve sevincimiz üzerinde tam bir yıkım getirir. Çünkü Allah'ın açık nehyine ve yasağına karşı duyarsız kalınmıştır.

İçki büyük günahlardandır. Ancak Allah'ın affı, merhameti ve mağfireti geniştir. Kim günahı terk eder ve Allah'a dönerse, Allah'ın af ve mağfiretinin-inşallah-onunla olacağına dair kuvvetli haberler ve müjdeler vardır. Allah bütün günahları bağışlar ve siler.3 Yeter ki kul, Rabb'ine bir adım atsın.

Yeter ki kul haramı helâl, helâlı haram saymasın ve hiçbir şeyi ortak koşmayarak O'na dönsün, tevbe etsin; yerle gök arası günahları da olsa, Allah affeder.4

İçkili iken veya sarhoşken namaz kılınmaz. Fakat sarhoş değilken, ne okuduğunu ve ne söylediğini bilmek şartıyla, namaz kılınır. Halk arasında içki alındıktan sonra kırk gün namazın kabul olmayacağı veya içki alanın kırk gün namaz kılamayacağı tarzındaki hüküm doğru değildir.

Sarhoşluk geçtikten sonra pişmanlık duyulabilir, bir daha içki kullanmayacağına dair Allah'a içtenlikle söz verilebilir, tevbe ve istiğfar yapılabilir ve tabiî ki namaz kılınabilir. Kul ile Allah arasına kim girebilir ki?

Dipnotlar:

1- Mâide Sûresi, 5/90, 910

2- Suyûtî, Câmi'üs-Sağîr, 2/12

3- Zümer Sûresi, 39/53

4- Riyâzu's-Sâlihîn, 412

23.01.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (22.01.2008) - Kâinattaki eşsiz ölçü

  (20.01.2008) - Evlâtlık almak ve evlâtlık hukuku

  (19.01.2008) - Tarihte On Muharrem

  (18.01.2008) - Muhtelif cevaplar

  (17.01.2008) - Cennet ve Cehennemde elbiselerimiz

  (16.01.2008) - Allah'ın isimleri ve derinlikler

  (15.01.2008) - Cevşen'de ve Kur'ân'da Sultan ismi

  (14.01.2008) - Mahşerde Kur'ân yol gösterir

  (14.01.2008) - BİR KISSA, BİN HİSSE

  (13.01.2008) - Kısa... Kısa...

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri