"Gerçekten" haber verir 29 Haziran 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Şaban DÖĞEN

Enaniyet yerinde kullanılmadığında felâkete yol açar



ıldız böceğini bilirsiniz. Gecenin karanlığında ışık saçan bir böcektir. Kendi ışıkçığına güvenen bu küçük yaratığın bu yüzden gecenin karanlığında kaldığını da biliriz.

Ya bal arısı? Bu çalışkan yaratık ise kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, güneşin ziyasıyla yaldızlanmış bir vaziyette görür.

Sözler isimli eserinde yıldız böceğiyle bal arısı örneğini veren, “Kendine, vücûduna ve enaniyetine istinat etsen; yıldız böceği gibi olursun. Eğer sen, fânî vücûdunu, o vücûdu sana veren Hàlikın yolunda fedâ etsen, bal arısı gibi olursun. Hem fedâ et. Çünkü şu vücud, sende vedîa ve emanettir”1 diyen Bediüzzaman Hazretleri, insanın, enaniyetine dayanıp dünya hayatını gâye-i hayal ederek geçim derdi içinde geçici bazı lezzetler için çalıştığında gâyet dar bir daire içinde boğulup gideceğine dikkat çeker. Üstelik kendine verilen bütün cihaz, âlet ve ince duygular haşirde ondan şikâyet ederek aleyhinde şehadet edecekler ve dâvâcı olacaklardır. Kendini misafir bilip misafir olduğu Zât-ı Kerîm’in izni dairesinde ömür sermayesini sarf ettiğinde ise, geniş bir daire içinde uzun bir ebedî hayat için güzel çalışır ve teneffüs edip istirahat eder. Sonra da âlâ-yı illiyyîne, yani yücelerin yücesine kadar gidebilir.2

Yıldız böceği gibi enaniyetine güvenen kimse, işte böyle sıkıntılar içerisindedir. Enaniyetine değil de, sonsuz güç kuvvet sahibi Rabbine güvendiğinde ise hem dünyada, hem de ahirette huzur bulmaktadır.

Bütün bu tehlikeler, enaniyetin mahiyetini kavramamak ve yerinde kullanmamaktan kaynaklanmaktadır.

Peki nedir bu enaniyet? Niçin verilmiştir? Nerede kullanılacaktır?

Ene de denilen enaniyet, Âdem Aleyhisselâm’dan şimdiye kadar insanlığın etrafına dal budak salan nûrânî bir tûbâ ağacı ile, müthiş bir zakkum ağacının çekirdeği hükmünde bir duygudur.

Mânâ-yı harfî gibi; mânâsı kendinde olmayan ve başkasının mânâsını gösteren bu duygunun biri hayra, biri de şerre bakan iki yüzü vardır. Hayra bakan yüzü ile, yalnız feyzi, verileni kabul eder; kendi îcad edemez. O yüzde fâil değil; îcaddan eli kısadır. Bir yüzü de şerre bakar, bu yüzde ise fâildir, fiil sahibidir.

Bediüzzaman’ın ifadesiyle enaniyet, mânâ-yı harfî yönüyle hassas bir mizan, doğru bir ölçü birimi, ihata edici bir fihrist, mükemmel bir harita, câmi bir âyna ve kâinatın güzel bir takvimidir.3 Aynı zamanda termometre gibi, Cenâb-ı Hakk’ın sınırsız sıfatlarını anlamak için bir ölçü birimidir. Bu duygu ile insan “Benim ilmim bu kadardır. Gücüm şu kadardır” gibi sınırlı kàbiliyetleriyle Cenâb-ı Hakkın sonsuz, sınırsız sıfatlarını kavramaya çalışır.

Mahiyeti, özelliği ve nerede kullanılacağını belirttiğimiz enaniyet, yerinde ve maksadına uygun kullanılmaması hâlinde ise nice felâketlere sebep olabilmektedir. Bunun üzerinde de bir sonraki yazımızda duralım.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 221; 2- A.g.e., s, 338.; 3- Îman ve Küfür Müvazeneleri, s. 145.

29.06.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.06.2008) - “En büyük hata, kendini hatasız zannetmektir”

  (27.06.2008) - Nefs-i emmâreye itimat edilmez

  (26.06.2008) - Nefsin kör noktası

  (25.06.2008) - Nefse kendini unutturmamak için

  (24.06.2008) - “Nefsini temizleyen kurtuluşa ermiştir”

  (23.06.2008) - Nefsin mahiyeti tanındıkça

  (22.06.2008) - İnsanlara karşı etkili olmanın ilk şartı

  (21.06.2008) - İşe nefisten başlamak

  (20.06.2008) - Peygambere itaatle gelenler

  (19.06.2008) - Hayat veren hakikatler

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Gezi Eki Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır