"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Akışta kaybolmayı durduran çağrı “ezan”

Abdullah Özgün
13 Mart 2026, Cuma
Spiritüel Agnostik Stefano D’Anna, ismi lâzım değil, meşhur bir kitabında, Kuveyt’te kaldığı sırada Müslümanların ezan okunduğunda işi gücü bırakıp namaza koşmalarından ve trafikte dahi olsalar durup bunu gerçekleştirmelerinden çok etkilenmişti. Yazar, düşüncelerini şöyle aktarmaktaydı:

“Müezzinin sesi, inananları günde beş kez ibadet etmeye davet ediyordu. Ezan, antik şehirlerde şehrin çevresini saran surlar gibi, görülmeyen bir dış duvarın sınırını belirliyordu.”

Suudi Arabistan ve sair şeriat ülkelerindeki gibi din polisleri olmadığı halde Müslümanların ezan ve namaza bu denli hassasiyet göstermesi, yazarı çok etkilemişti.

“İnce minarelerden yükselen ezan sesi, her türlü etkinliği bıçak gibi keserek, halkı namaz kılmak üzere yüzlerini Mekke yönüne dönmeye davet ediyordu. Müslümanların kendi iç yönelişlerini düzenleyebilmeleri için kudsî şehrin bulunduğu yönü gösteren kıbleyi kolayca bulabilmeleri, önem açısından Kutupyıldızının gökyüzündeki seyriyle eşdeğerdi. Tüm İslâm dünyasında, günde beş kez bu yöne serilen seccadeler, namaz kılan milyonlarca (bugün belki iki milyar) Müslümanı aynı saatte bir araya getirirdi.”

New-age tarzı manevî uyanışçılar, sırf bu davranışın bile oluşturacağı rezonans (tınlama) ile namazın vaktinde kılınmasıyla aynı anda milyonlarca insanın dünyanın elektromanyetik merkezine olan bu yönelişinin onları ruhî açıdan güçlendireceği ve ‘bir’ yapacağını çok iyi bilmekteydiler.

“Bir toplantı sırasında ya da bir pazarlığın tam ortasındayken mekâna dolan ezan sesiyle, Müslüman iş adamlarının sözlerini havada asılı bırakırcasına ibadete koştuklarına defalarca tanık olmuştum. Gözlemlerime göre, bu birkaç dakikalık mola, onların güçlerini tazelemeye yarıyordu; ama bunun nasıl olduğunu bilmiyordum.”

Kendini bu dinî uygulamanın en derinlerindeki mantığını, ritüelin ardındaki gizli bilgeliği araştırmaya veren yazar, Müslüman camiada bir türlü kendisini tatmin eden bir açıklama bulamamanın hayal kırıklığını yaşamıştır. Sonunda kitabın da kahramanı olan, yine kendisi gibi gayrimüslim, ama kâinatı kendi meşrebince ve farkında olmadan aslında marifetullah boyutunda okuyan, sadece ‘Nuh diyor, peygamber demiyor’ deyişimizi andırırcasına, Cenab-ı Hakk’ın birçok tasarrufat ve kanunlarının farkına ve sırrına varmış; ancak bunu insanın kendisini haşa ilahlaştırma yoluna giderek şirkten kurtulamamış akıl hocası Dreamer’a (Düşçü, kitaptaki baş karakterlerden biri) yorumunu sormuş ve “Onların yaptıkları mekanikleşmeye karşı atılan bir çelmedir” cevabını almış. “Müslümanlar, namaz ve Ramazan ayında tuttukları oruçlar sayesinde, rutinin kesintiye uğraması yolu ile uyku haline geçen gizli bir aklı beslemekte ve bu sayede başlarına gelecek olumsuz şeyler ve musibetlerden bile kurtulmaktadırlar” diye ilâve etmiştir.

İlgili kitabın adını anmayışımın özel bir sebebi var; itikadî açıdan sıkıntıya düşürecek bir isme sahip. Böyle bir kitabın içinde dahi bizim tabir yerindeyse işimize yarayacak bir hakikat var mıdır diye arayış içinde yüzlerce sayfa okudum; sonunda bu kısma rastlayıp bahse değer buldum. İslam dininin hakikatlerinin işine gelmediğini ve inkâr ettiğini açık açık söyleyen bir yazarın dahi bu konuyu, istemeye istemeye dile getirmesi ve yer yer farkında olmadan tasavvufî ve Ehl-i Sünnete dair bir takım yaşam sırlarına vâkıfmış gibi yakınlaşması, bu kitabın merak ve dikkatimi celb etmesine yol açtı. Elbette kitabın anlattığı konulara yakın, daha müsbet bir kitap okumak isteyenler, Victor Pauchet’in Nikbin Olunuz eserini tercih edebilirler.

Şüphesiz hüsn-ü zannı bir hayat tarzı haline getirmek, tefekkür, tevekkül ve teslimiyetle yaşamak hakikat ve marifetullah sırlarının kapılarını aralar. Modern psikologlar ve âlimler tarafından da dile getirildiği gibi; nasıl hissettiğimizi belirleyen şey başımıza gelenler değil, bunlara verdiğimiz tepkilerdir. Tekrar ezana ve namaza dönecek olursak, namazı vaktinde eda etmekle ilgili söylenen “Hoca Allahu Ekber, biz Allahu Ekber...” deyişini hatırlayıp namazı bir de bu şuurla kılalım ve ehl-i namaz yüzlerce milyon Müslümanla aynı anda ‘bir’ olalım inşaallah.

(Genç Yorum, Şubat 2026)

Okunma Sayısı: 185
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı