"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân gülü çocuklarımız

Abdullah ŞAHİN
16 Aralık 2018, Pazar
Kâinat kitabındaki bütün mâna ve maksatların şifre ve esrarına muhtevi olan ve kuru ve yaş her şeyin kendisinde derc edildiği Yüce Kur’ân’da her varlık, keyfiyeti nispetinde, kendisine bir yer bulur.

Bu mana, asırların beklediği Kur’ân tefsiri Risale-i Nurlar’da şu veciz ifadelerle kendisini bulur:

Evet, Kur’ân-ı Hakîm, şu Kur’ân-ı Azîm-i Kâinatın en âli bir müfessiridir ve en beliğ bir tercümanıdır. Evet, o Furkandır ki, şu kâinatın sayfalarında ve zamanların yapraklarında kalem-i kudretle yazılan âyât-ı tekviniyeyi cin ve inse ders verir...” (Sözler)

Madem her varlık ehemmiyetine göre ezeli hitap Kur’ân’da kendisine bir yer ve makam bulur. Hadd-i buluğa ermemiş masum halleriyle, Cennet çocukları keyfiyetindeki Kur’ân gülü olmaya lâyık bu yavrucaklar mevcut ve istikbaldeki halleriyle bu Nur deryasında nasıl bir makam ve yer alırlar?

Kur’ân’da, Kur’ân gülü çocuklarımız tahminen 99 yerde kendilerine bir Nur ve makam bulurlar. 

İşte bunlardan bazıları:

“Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan ‘salih davranışlar’ ise, Rabbinin Katı’nda sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır.” (Kehf Sûresi, 46. âyet)

“Sonra onlara karşı size tekrar ‘güç ve kuvvet verdik’, size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık.” (İsra Sûresi, 6. âyet)

“Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama’, bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir ‘çoğalma-tutkusu’dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kâfirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah’tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir.”  (Hadid Sûresi, 20. âyet)

Fıtraten bütün çocuklar İslâm fıtratı üzerine ve Müslüman olarak dünyaya gelirler; buluğ çağında aldıkları eğitim, cevre ve ebeveyn durumları onların mükellefiyet sonrası hayatlarını şekillendirir. 

Peygamberimiz (asm) bu durumu şu mübarek sözleriyle izah eder:

“Her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Onu Yahudileştiren, Hıristiyanlaştıran, Mecusîleştiren ve doğru yoldan saptıran anne ve babalardır.” (Bihar’ul-Envar, c. 20, s. 88)

Elbette bir ailenin sahip olacağı en güzel varlık, onun göz aydınlığı olan, salih ve hayırlı bir evlâttır. Bir imtihan meydanı olan ve ahiret hayatının mahsulatını yetiştiren dünya hayatında, aslında, evlât, mal-mülk vb. sahip olduğunu zannettiğimiz her şey bu büyük imtihanın bir parçasıdır. 

Bu husus Yüce Kur’ân’da: “Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır.” (Tegabun s. 15. Âyet) âyetiyle haber verilir.

İşte çocuklarımızın doğuştan sahip oldukları bu tertemiz ve ulvî hallerini kirletmeden muhafaza edip, alâ-yı illiyyine kadar yükseltecek olan ahlâk- Muhammediye (asm) ve terbiye-i Kur’ânîyedir. Bunun ilk hocası da şüphesiz anne ve babalardır. Merkezi, Kur’ân’ın lâfız ve manasını hayat anlayışı ile özdeşleştirecek bu eğitimi başarabilen ebeveynlere Peygamberimiz (asm) şu müjdeyi verir: “Çocuğuna Kur’ân öğreten kimse kıyamet günü çağrılarak elbiseler giydirilir; öyle ki o elbisenin nuru, bütün Cennet ehlinin yüzünü aydınlatır.” (Bihar’ul-Envar, c. 7, s. 304)

Bütün şer cephelerinin çocuklarımızın hayatına kastettiği merkezinde bulunduğumuz dünyanın ahir aman mevsiminde, Kur’ân ve Hz. Peygamberden (asm) ilhamen aldığı prensipler ışığında çocukluktan itibaren insanları bu hedefe kilitleyen Büyük Kur’ân Müfessiri Bediüzzaman bu hakikati tefsirinde: “Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.” hakikatleriyle özetler.

Çocukların dünyaya geldiği andan itibaren ebedî hayata hazırlanmasında, bütün aile için, bir bayram hali onların masum halleriyle Kur’ân okumayı öğrendikleri anlarıdır. Bu haletin daha ötesi ise o yavrucakların hıfz-ı Kur’ân’a yükseldikleri manevî zirve halidir.

Bu masum yavrucaklara bu ulvî halin ne kadar yakıştığını, Kur’ân okumaya yeni geçen ve yazıma ilham kaynağı olan 4 yaşında bir kuzucuğun mana yüklü fotograf karesini paylaşarak perçinlemek istedim.

Rabbim, dehşetinden çocukları bile ihtiyarlatacak olan kıyamet ve ebedî hesap günü hazırlığında (Müzzemmil s.17. Âyet), öldükten sonra bile amel defterlerimizi kapatmayacak salih evlâatlar yetiştirmeyi cümlemize nasip kılsın. Çocuklarımızı zındıka ve ifsat komitelerinin şerlerinden muhafaza eylesin, amin!

Okunma Sayısı: 1568
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı