"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asoka sütunları

Yunus İkbal Kaya
29 Nisan 2024, Pazartesi
Büyük Maurya imparatoru Asoka, milattan önce 200’lü yıllarda bir dizi sefer yapar. Yaptığı seferlerde taş üstünde taş omuz üstünde baş bırakmaz. O kadar ki lakabı gaddar Asoka olmuştur.

Bu seferler sırasında Budizm ile tanışan Asoka yaptığı seferlerde yarattığı zulümden son derece pişman olur ve dini bir yaşantıya girer, avcılıktan ve seferlerden vazgeçer, et yemeyi bırakıp vejetaryen olur. 

Pişmanlığını dile getirebilmek adına özür niteliğinde bir dizi ferman yayınlar. Bu fermanları dev sütunlar halinde ülkesinin vilayetlerine diktirir. Bu sütunlarda Asoka bölgesel yöneticileri adına insan haklarına saygı göstereceğine dair de birtakım sözler verir. 

Bu niteliği ile Asoka sütunları tarihin ilk yazılı insan hakları belgeleri arasındadır. Asoka sütunlarında bu yana geçen 2200 yılda insanoğlu insan haklarına saygılı olmak adına birçok belge düzenlemiştir. 

Medine Sözleşmesinden Magna Carta’ya oradan 1789 Fransız ihtilaline, 1948 insan hakları evrensel bildirgesine kadar çeşitli anlaşmalarla insan haklarını koruma altına alma çabası içerisine girmiştir.

*** 

Peki, bunca anlaşmadan sonra 2200 yılda ne kadar yol katettik? Geçen bunca zaman içerisinde İmparator Neron Roma’yı yakıp şarkı söyleyerek yangını izledi. Moğollar geçtikleri yerlerde bir zamanlar insanların yaşadığına dahi inanmanın zor olduğu seferler düzenledi. İki büyük dünya savaşı yaşandı ve bu savaşlarda 100 milyonun üzerinde insan öldü. 

Naziler milyonlarca Yahudi’nin üzerinde acımasız deneyler yaparak katletti. Günümüzde ise Çin, Doğu Türkistan’da, İsrail ise Filistin’de adeta soykırım yapıyor. Bu durum ise “insan hakları kavramının göz boyamak adına pişman olmuş bir dizi zalimin oyunu mu?” sorusunu akıllara getiriyor. 

Kral Asoka’nın içinde bulunduğu psikoloji halen günümüzde de etkisini sürdürüyor. Birileri zulmediyor aradan biraz zaman geçiyor ve ‘yanlış yapmışız’ diyorlar. Bir dizi barış antlaşması imzalanıyor. İnsan hakları nutukları atılıyor. Ama insanoğlunun zalimliği asla bitmiyor. 

Bu noktadan bakınca Kuran-ı Kerim’in “çoğunluk zandadır, yanlıştadır” diyen hükümleri daha bir anlam kazanıyor. Halbuki Allah Teala bizlere insan haklarının önemini pek çok ayette hatırlatıyor. 

İnsanoğlu da yaptığı anlaşmalar ve felsefi tartışmalar ile tekrar tekrar Kuran’ın emirlerini aktarıyor. Nefsini yenemeyen insan ise zulmetmeye devam ediyor ve anlamsız özürlerin ardına sığınmakla yetiniyor. 

*** 

Belki de Hazreti Yunus’un duasında dediği gibi, bizler ilk olarak kendi nefislerimize zulmetmekten vazgeçmeliyiz. 

Kendi içimizde dengeyi sağlamadan dünya barışı ancak bir hayal kalıyor. Tek bir insan dahi kendi heva heveslerine hakim olamaz, kendine zulmetmekten vazgeçemezken; kendine zulmeden bunca insanın bir araya geldiği insan topluluklarından pek tabi dehşet derecesinde zulümler inkişaf ediyor. Kişisel ve ulusal çıkarlar uğruna zulme ses çıkarmayan milyarlar yetişiyor. Oysa kendi nefsimizin çıkarlarını bir kenara bırakıp zulme karşı durmadıkça yerimizde saymaya devam edeceğiz…

“Lailahe İlla Ente Subhaneke İnni Küntü Minezzalimin. /Senden Başka ilah yoktur. Seni her türlü eksikten tenzih ederim. Şüphesiz ki ben kendine zulmedenlerden oldum.”

Barışın, Huzurun ve Kardeşliğin Hüküm Sürdüğü Günlere Uyanmak Dileği İle…

Okunma Sayısı: 768
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    30.4.2024 04:10:45

    ..."Acaba bir adam, kardeşinin günahıyla hak nazarında mes'ul olmadığı halde, nasıl oluyor ki, bir karyenin veya bir cemaatin binlerle masumları, hiçbir zaman fena tabiatlı ihtilalciden hâlî kalmayan bir şehirde veya bir mahallede bulunan bir serkeş adamın isyanıyla, hiç münasebet olmadığı halde, o masumlar mes'ul, belki ifna ediliyor." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sünuhat - 28

  • S.topuz

    30.4.2024 04:09:47

    "Medeniyet-i hazıra itibariyle görüyoruz ki; şu medeniyet-i meş'ume öyle gaddar bir düstur-u zulüm beşerin eline vermiş ki, bütün mehasin-i medeniyeti sıfıra indiriyor. Melaike-i kiramın اَتَجْعَلُ ف۪يهَا مَنْ يُفْسِدُ ف۪يهَا وَ يَسْفِكُ الدِّمَٓاءَ (Yeryüzünde fitne fesad çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Bakara suresi 2 : 30)' deki endişelerinin sırrını gösteriyor. İşte bir köyde bir hain bulunsa, o köyü masumeleriyle imha etmek veya bir cemaatte bir âsi bulunsa, o cemaati çoluk çocuğuyla ifna etmek veya Ayasofya gibi milyarlara değer mukaddes bir binaya, kanun-u zalimanesine serfüru etmeyen birisi tahassun etse, o binayı harab etmek gibi, en dehşetli vahşetlere şu medeniyet fetva veriyor." Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sünuhat - 28

  • Abdullah

    29.4.2024 16:50:26

    "Bu seferler sırasında Budizm ile tanışan Asoka yaptığı seferlerde yarattığı zulümden son derece pişman olur" .... Cümlenizdeki ''yarattiği'' ifadesi kulağımı tirmaladi.

  • Arda Yıldız

    29.4.2024 10:56:57

    Kardeşim çok güzel ifade etmişsin. Güçlüler insan haklarını kendi çıkarlarına yönelik kullanıyorlar. İnsan hakları sözde kalıyor. İlişkileri güç belirliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı