“Dağ tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol.
Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın”
diye başlar ve “Sen her neysen, onun en iyisi olmalısın” diye biter.
En iyisi olmak, en iyi projeyi çizmek, en iyi dersi öğrencilerine anlatmak, en iyi yazıyı yazmak, en iyi romanı yazmak, en iyi çalışmayı yapmak… Bu oldukça önemlidir.
Tabiî bence bunun olabilmesi için yaptığın işten de mutlu olman gerekmektedir.
Yıllar önce bir hastanenin acilinin önündeki çardağın altında gece yarısına doğru bekliyordum. Ambulans görevlisi iki genç hararetli konuşarak gelip yanıma oturdular. Konuşmalarından anladığım kadarıyla ambulansta kalbi duran bir hastanın kalbini çalıştırmış ve hastaneye yetiştirmişlerdi. Çok mutluydular. Sonra kısa bir sohbetimiz oldu. Ambulans ile çok hasta hastaneye getirdikleri halde bu tarz bir vaka ile ilk defa karşılaşmış olduklarını öğrendim. Hastaları hastaneye yetiştirmekten mutlu olduklarını, fakat ilk defa ex olan (ölen) bir hastanın kalbini çalıştırmış olmanın çok mutluluk verici olduğunu anlattılar. Yıllarca yaptıkları ve belki de hâlâ yapmaya devam ettikleri işte bu tarz kaç olay yaşamışlardır ki... Fakat kalbi çalıştırdıkları o anki mutluluğu bütün çalışma performanslarına yansıtabilirlerse işte o zaman mükemmel iş ortaya çıkar.
Aslında, her ne iş yapıyorsak yapalım o iki gencin yaşadığı duyguyu, yaptığımız işte yaşamalıyız.
Sağlıkla ilgili, son zamanlarda birkaç kez hastaneye yattım. Yüzü güleç, etrafına pozitif enerji yayan hemşire ve doktorlara rastladığım gibi, her haliyle etrafına negatif enerji yayan doktor adayları, doktorlar ve hemşirelere de rastladım.
Yaptığımız işi sevmiyorsak hiç yapmamayı seçebiliriz. Başka bir iş yapmanın yollarını arayabiliriz. Sevmeyerek yaptığımız iş insanlarla diyaloğu gerektiren bir işse en azından muhatapların hayatlarını zehir etmenin faydası kime?
Yanımda yatan seksen yaşına yaklaşmış ve sıkıntılı bir hastalığı olan dedesi yaşındaki hastaya bağıran hemşire profili hiç hoş bir manzara değil doğrusu…
Bana da seslerini yükseltmek istediler aslında. Fakat sesimi yükseltmeden öyle bir ikaz ettim ki... Süngülerini indirdiler.
İlk baştaki şiirden birkaç mısra ile baş başa bırakıyorum sizleri..
“Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz,
“Dünyada hepimiz için bir şey var,
“Yapacağımız iş bize en yakın olan iştir.”