Öncelikle spiker ve sunucu arasındaki farklılıklardan bahsetmek isterim.
Spiker önceden hazırlanmış metinleri doğru diksiyonla okuyan, bilgiyi aktaran kişidir. Sunucu ise programın akışını yöneten, doğaçlama yapabilen, konuklarla etkileşime giren programı yönlendiren kişidir. İşin özü, spiker bilgi aktarır, Sunucu programı yönetir.
1984 yılında Konya Mevlâna Törenlerinde salon sunuculuğu yapmıştım. Bu tarz uluslar arası düzeydeki bir programın sunuculuğunu 22 yaşındaki bir gence kolay kolay yaptırmazlar.
Daha sonra çok sayıda farklı programları da sundum. Gazetemizin organize ettiği bir çok programın sunuculuğunu da yaptım. En iyi program sunucusu olduğumu iddia etmiyorum. Fakat Yeni Asya'nın organize ettiği programları sunanların içinde en kariyerli sunuculardan biri olduğumu söyleyebilirim.
Şimdi uzaktan, bir çok gencin sunuculuk yaptıklarını gözlemliyorum. Bu hafta nasıl daha iyi bir sunucu olunabilir bunu anlatmaya çalışacağım.
Öncelikle sade ve şık bir görüntü ile sahneye çıkmalısınız. Siyah veya lacivert takım elbise idealdir. Beyaz gömlek, uyumlu bir kravat ve kundura... Pantolon siyah, ceket açık renk, gömlek desenli, kravat uyumsuz ve spor ayakkabı ile sunuculuk yapılmaz…
Sunucunun konuşması anlaşılır ve akıcı olmalıdır, kelimeleri yutmadan ifade etmesi gerekmektedir. “Iıı, şey,” söylenmez. Önceden ses açma çalışmaları yapılması lâzımdır. Ayna karşısında çalışılmalıdır. Sahnede dik durulmalıdır, göz teması izleyici ile kurulmalıdır. Sahneyi doldurması gerekmektedir. Sunucu sadece konuşmaz aynı zamanda iletişim kurar.
Sahnedeki duruma göre vaziyet alır. Mikrofon bozulabilir. Panik yapmadan durumu kurtarmalıdır. Uzun cümleler kurmak yerine makul ölçüde uzunlukta cümleler kurmalıdır. Yanında mutlaka birkaç güzel okuduğu, çalıştığı şiir metinleri olmalıdır.
Yıllar önce sunum yapmak üzere sahneye çıktım, ilk cümleyi kurdum birisi yanıma yaklaşıp kulağıma ilgili Bakanın salona girmek üzere olduğunu söyledi. Cebimde bulunan şiirlerden bir sunum yaptım. Bakan yerine oturunca programa devam ettim. İzleyiciler şiir bölümünün planlanmış olduğunu düşündü.
Bazı toplantılarda konuşmacıların öz geçmişlerini okumak gerekmektedir. Bu öz geçmişler genellikle son anda gelir. Sunucu mutlaka bir arada bunları bir kez olsun okumanın yollarını bulmalıdır.
Sunucu aslında çok dikkat çekmeden görevini yapar. İzlerken izleyen mutlu olur. Fakat daha sonra sunucuyu çoğu kişi hatırlamaz programın iyi veya kötü olduğunu söyler. Sunucunun görevi de budur aslında. Programın akıllarda kalmasını sağlamak…