Bir fikre…
Bir film için ilk önce bir fikrin ortaya çıkması lâzım. Zihnimizde bir fikir ile oturup senaryo yazamayız. Çünkü fikrin ayrıntısı, derinliği, boyutu yoktur.
Bu fikir hiçbir şey ifade etmez. Fikrin hikâyeye dönmesi lâzım. Hikâye de bir şey ifade etmez. Tretman ve senaryo haline getirilmediyse…
Tretman: Öykü gelişirken çekilecek filmin akışı ve her görüntüsünün yazılmasıdır. Bu aşamada kişilerin özellikleri belirtilir. Çevre özellikleri ortaya konur, hareketler yazılır. Kısaca dramatik yapı kurulur, olaylar ortaya konur, olayların bağlantıları sağlanır. Konunun gelişme ve çatışma noktaları belirlenir. Diyalogların sadece en önemlileri yazılır. Diyalog yer almaz. Ele alınan hikâyenin yalnız ana gövdesi değil, yan hikâyeleri de belirlenmiş olur. Her anlatım, her cümle filmdeki görüntülere uygun olacak bir biçimde yazılır.
Bir fikir oluştu: Ezan... Bu ülkede maalesef 18 yıl kadar ezan okunmadı. Daha doğrusu esas okunması gereken şekilde ezan okutulmadı.
Sonra bunun sinopsisini ve arkasından tretmanını yazdım. Artık senaryo haline getirilebilir. Geçen hafta tretmanından senaryoya dönüşün örneğini vermeye başlamıştık. İkinci sahnenin tretmanı:
“Kamerada 16 Haziran 1950 yılının takvim yaprağı görülür ve odada Mehmet yatmaktadır. Kızı Zeynep su getirir. Mehmet ve kızı Cuma namazına gitme konusunda tartışırlar. Mehmet eski bir imamdır.” Burada vurgulanmak istenen mesajlar tretmanda yer alır. 16 Haziran 1950 tarihi ezanın aslına çevrildiği gündür. Olay o gün geçmektedir. Mehmet hastadır ve Cuma günü namaza gitmek istemektedir. Kızı ise buna karşı çıkmaktadır (çatışma). Mehmet’in eski bir imam olduğunu bir sonraki sahne ile göstereceğiz.
İÇ MEKÂN- YATAK ODASI – GÜNDÜZ
Kamera 16 Haziran 1950 yılının takvim yaprağını gösterir. Oda orta halli bir ailenin yaşadığı şekilde döşenmiştir. Mehmet yatakta uzanmıştır. İçeriye giren kızı Zeynep elindeki bardakta bulunan suyu uzatır. Mehmet suyu alıp, sehpanın üstündeki ilâcı içip bardağı başucuna koyar.
Mehmet: Zeynep, saat kaç kızım?
Zeynep: Baba Cuma namazı için soruyorsan hiç niyetlenme. Hastasın...
Mehmet sinirle kızına bakar.
Tretman 3. sahne: ”Mehmet geçmişi hatırlar. 1932 yazısı ekranda görülür. Mehmet caminin içinde çocuklara Kur’ân harflerini öğretmektedir. İçeriye iki jandarma gelip Mehmet’i dipçikle döverler.”
FLAŞBEK-CAMİNİN İÇİ-GÜNDÜZ
1932 yazısı ekranda görülür. Mehmet caminin içinde çocuklara Kur’ân harflerini öğretmektedir. İçeriye iki jandarma askeri girip postalları ile Mehmet’in yanına gelirler. Çocuklar korku ile birbirlerine yanaşırlar. Jandarmalardan biri çocukların okuduğuna bakar, diğeri Mehmet’in yanına gider. Jandarma tüfeği havaya kaldırıp dipçiği ile Mehmet’e vurur. Mehmet yere yuvarlanır.
1. jandarma: Yasak dedik, yasak! Bunu okumak yasak!