"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dr. Mustafa Özel: Bediüzzaman, kapitalizmin mahiyetini ortaya koymuş

23 Mart 2021, Salı 01:19
Bilim ve Sanat Vakfı’nın kurucularından Dr. Mustafa Özel, Çocuk ve Medeniyet Dergisinde yayınlanan “Pandemi Sonrası Dünyada Kapitalist Medeniyetin Eleştirel Muhasebesi” başlıklı uzun makalesinde Bediüzzaman Said Nursi’nin ekonomi görüşlerine dikkat çekti.

“Çocuk ve Medeniyet Dergisi”nin Cilt 5, Sayı 9 (2020) sayısında yer alan makalenin bir bölümü şöyle: 

“Kültür tarihçilerine göre, dünyayı derinleştirip anlaşılmaz kılan, çoğunlukla kendi kurgularımızdır. Kollektif çabalarımızın, birlikte varoluşumuzun eseri olan kültürel “zihniyetlerimiz”. Pitirim Sorokin (Editörün notu: Rus asıllı Amerikalı sosyolog) bütün insanlık tarihinin üç kültürel zihniyet arasındaki ritmik bir ilişki çerçevesinde biçimlendiğine inanıyordu. Birincisi, gerçekliği esasta gayr-ı maddî olarak gören ve manevî ihtiyaç ve gayeleri öne çıkaran Ideational (tasavvurî) zihniyetti. Bu manevî gayelere öncelikle bireyin fizikî ihtiyaçlarını en aza indirmek veya ortadan kaldırmak suretiyle, yani nefs murakabesi veya zühd tavrıyla erişilirdi. 

İkincisi, gerçekliği temelde maddî veya fizikî olarak algılayan, en önemli beşerî ihtiyaçların bedenle ilgili olduğunu söyleyen Sensate (duyusal, ihsasî) zihniyetti. Bu zihniyette hayr (iyilik), maddî ihtiyaçların maksimum tatmininde yatıyordu. Şiârı şöylesine sloganlarda ifadesini buluyordu: 

“Hayat kısadır. Ye, iç, eğlen!”. Bu kültürel zihniyet aynı zamanda hem tabiatı, hem beşer toplumunu yorumlama, aktif biçimde denetleme ve hükmetme arayışıyla temayüz ediyordu. Son olarak, bu ikisinin bir tür karışımı veya ikisinin ortasında yer alan üçüncü bir kültürel zihniyet vardı: 

Idealistic (ülkücü) zihniyet. Gerçekliği hem maddî hem manevî olarak algılayan, ihtiyaçlarla gayeler arasında denge kuran, hem fizikî hem manevî ihtiyaçların tatminine çalışan bir zihniyet. Sorokin’e göre, bu zihniyetler tarih boyunca birbirinin peşinden gelirlerdi; birinin ömrü tükenince, yerini diğerine bırakırdı. Çağdaş Batı medeniyeti de en az 500 yıldır genişlemekte olan Sensate zihniyetin etkisindeydi. Bu zihniyet artık son sınırlarına yaklaşıyordu ve yakında yok olacak, yerini Idealistic halefine bırakacaktı. Sorokin bu gelişmeyi sadece tespitle yetinmiyor, kalben arzu da ediyordu. 1

Sensate, yani beş duyuya öncelik veren, sadece maddî unsurları önemseyen zihniyet. Kapitalizm, işte bu zihniyetin eseridir. Tarih ve sosyolojinin projektörleri altında, Sorokin’in ilmî bir belagatle dile getirdiği bu hakikatı, aynı zaman diliminde, sadece tevarüs ettiği İslâmî kültürün imkânlarından yararlanan klasik bir medreseli Bediüzzaman Said Nursî kendine has üslubuyla şöyle ifade ediyordu: “Medeniyet-i hâzıra-i garbiye semavî kanun-u esâsîlere muhalif olarak hareket ettiği için seyyiatı hasenatına, hataları, zararları faidelerine râcih geldi. Medeniyetteki maksud-u hakiki olan istirahat-ı umumiye ve saadet-i hayat-ı dünyevîye bozuldu. İktisad ve kanaat yerine israf ve sefahat... ve sa’y ve hizmet yerine tembellik ve istirahat meyli galebe çaldığından biçare beşeri hem gayet fakir, hem gayet tembel eyledi.” İfadede ilk bakışta bir çelişki var gibidir. Kapitalizm, insanlık tarihinin en üretken sosyal sistemi değil mi? İnsanlığı nasıl fakir bırakmış, maddî saadetini gölgelemiş olabilir? İşte Bediüzzaman’ın cevabı: 

“Bedevilikte beşer, üç-dört şeye muhtaç oluyordu. O üç dört hacatını tedarik etmeyen on kişide ancak ikisi idi. Şimdiki garb medeniyet-i zalime-i hazırası su-i istimalât ve israfat ve hevasatı tehyic ve havayic-i zaruriyeyi zaruri hacatlar hükmüne getirip, görenek ve tiryakilik cihetiyle şimdiki medenî insan dört hacat yerine yirmi şeye bu zamanda muhtaç oluyor. O yirmi hacatı tam helâl bir tarzda tedarik edecek yirmi kişiden ancak ikisi  olabilir. Onsekizi muhtaç hükmünde kalır. Demek bu medeniyet-i hazıra insanı çok fakir ediyor. O ihtiyaç cihetinde beşeri zulme, başka haram kazanmağa sevketmiş; biçâre avâm ve havass tabakasını daima mübarezeye teşvik etmiştir.” Evet, sensate zihniyetin marifeti, arzuları kamçılayıp onları insanlar için birer ihtiyaç haline getirmesidir. Böylece insanlığın büyük bölümü, sadece bedensel zevklerin tatmini için uğraşan, bunların çoğunu da karşılayamadığı için (görece) yoksul kalan bir sürüye dönüşmüştür. 

“Kur’an’ın kanun-u esasisi olan vücub-u zekât ve hurmet-i riba vasıtasıyla avamın havassa karşı itaatini ve havassın avama karşı şefkatini temin eden o kudsî kanunu bırakıp burjuvaları zulme, fukaraları isyana sevketmeye mecbur etmiş; istirahat-ı beşeriyeyi zir ü zeber eylemiştir.” 2

Dipnotlar:

1- Sanderson, S. K. (1995). Civilizational Approaches to World-Historical Change. S. K. Sanderson (ed.). 

Civilizations and World Systems. İçinde (s.18-19).Walnut Creek: Altamira.

2- Kutlar, A., Bediüzzaman Said Nursî’nin İktisadî Görüşleri, İstanbul: Tebliğ, 1986.

Okunma Sayısı: 1490
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı