"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Konuşacak çok şey var

Çedile Hanım
12 Ocak 2020, Pazar
Herkese merhabalar çok sevgili Pazarola okurları!

Vallahi bu hafta konuşacak o kadar çok şey var ki siz iyisi mi gidin kendinize bir Pazar kahvesi pişirin gazetenizi sonra elinize alın. Ben kendim biraz romantik bir insan olduğum için hemen gazete diyorum, ama telefonlarınızdan da okuyor olabilirsiniz tabiî. Kahveler hazırsa başlıyorum. Dilerseniz genelden özele doğru gidelim. Önce bütün dünyayı ilgilendiren konulardan başlayalım. Evet, bütün dünyayı ilgilendiren konulardan konuşacağımız için Avustralya’nın yanıp bitip kül olmasından ve soyu tükenen hayvanlardan bahsetmeyeceğim hiç. Çünkü neden? Avustralya neree biz nere? (Soruya soruyla cevap verdim Cihangir Abi kusuruma bakmasın artık.) Zaten okyanusların ortasında bir ada kendisi. Yansa yansa ne kadar yanacak, Akdeniz’i aşıp bize ulaşacak değil ya! Ki, tarihe de baktığımız zaman Avustralya’nın öyle çok da matah bir yer olmadığını görürüz. Tabiî canım, zamanında Britanya, Avustralya kıt’asını işgal etmek suretiyle kendi ülkesindeki mahkûmları yerleştirmiş buraya. Soruyorum size, Avustralya çok güzel bir yer olsa, Britanya buraya mahkûmları mı getirir kendi mi gelir? E yani, aklın yolu bir. Şimdi de yanmaya başlamış. Günübirlikçilerin kıt’aları aşıp yedikleri naneleri görüyor musunuz? Aman neyse canım, az önce de belirttiğim gibi Avustralya okyanusların ortasında bir ada. Bu kadar suyun içinde aylardır yanmayı başarabildiyse, bırakın yansın. Hem iyi yanından bakacak olursak, birisi Avusturya dediğinde “Kıt’a olan mı?” şeklinde bir soru sormak mecburiyetinde kalmayacağız artık. Dünyada 6 kıt’a olacak meselâ. Yani gibi gibi işte, bu örnekler arttırılabilir. 

3. DÜNYA SAVAŞI MI?

Genelden özele gideceğimiz için şimdi gözlerimizi biraz daha yakın bir yere çeviriyoruz. Evet, gördüğünüz gibi sanki hiç 2020’nin Orta Doğu’ya barış, huzur ve mutluluk getirmesini istememişiz gibi burnumuzun dibinde “Üçüncü Dünya Savaşı mı çıkıyor?” dedirten bir savaş patlak verdi. Yine dönüp dolaşıp savaşın eşiğindeyiz… Sahip olduğum bir avuç siyasî bilgi ışığında konuşmam gerekirse bu savaşın bizim ülkemizle doğrudan bir ilgisi yok. Ama gelin görün ki jeopolitik konumumuzdan dolayı yine eşikteyiz yani. Hayır kardeşim bizim suçumuz günahımız bu coğrafyada olmak mı ben anlamıyorum ki. ABD, İran’a savaş açmışsa bundan bize ne? Değil mi ama… Bakın meselâ Hollanda’ya, hiç umurunda mı kim nereye savaş açmış? İran nerede diye sorsan onu bile bilmezler. Anca mutlu ineklerini dağlarda ovalarda otlatıp peynir yapsınlar. Bir de bize bak, komşularımız hapşırsa tedirgin oluyoruz, aman bize de grip bulaşmasın diye. Bütün bu kargaşadan uzaklaşıp yeni bir coğrafyaya taşınmayı öneriyorum. Avustralya iyice yanıp bittikten sonra yepyeni bir projeyle oraya yerleşiyoruz. Projenin adı Kanal Türkiye. Antenlerimizin ayarıyla biraz oynarsak oraya zap yapabileceğimiz kanaatindeyim. 

ALÇILI NAGEHAN

İşte git gide özele geldik fark ettiyseniz. Kanal demişken biraz da Kanal İstanbul’dan bahsedelim. Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında Sn. İmamoğlu’na Nagehan Alçı bu projeyle alâkalı olarak “Bu bilimin alanı mıdır? Bu bilimi biraz kutsallaştırmak değil midir? Yani bu siyaset biliminin alanıdır” şeklinde bir soru yöneltmiş. Şimdi bana soracak olursanız esasında ikisi de yanılıyorlar. Bu biraz siyaseti kutsallaştırmak değil midir sizce de? Yani bu ilahiyat felsefesinin ilgi alanıdır. Gayet tabiî, Allah’ın yarattığından hariç olarak kıt’aları bölmek, parçalamak, yönetmek doğru mudur? Gelin biraz da bunu tartışalım. Nasıl ki biz toplumun bizlere dayattığı güzellik standartlarından dolayı gidip estetik ameliyatı olamıyorsak, bir takım siyasî kaygılardan ötürü gidip kafamıza göre İstanbul’u bölemeyiz. Her şeyden önce bu, Fatih’in mirasına ihanettir. Siz şimdi bu projeyi hayata geçirmek isteyerek biraz da Fatih’i aşağılamış olmuyor musunuz efendim? Koskoca cihan padişahı, çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, “Haliç’e zincir çekmişler, Beylikdüzü tarafından İstanbul’u bölüp gemileri oradan geçireceğiz” demiş mi? Dememiş. Gemileri karadan yürütmüş. 

Boğazı tanker trafiğine çok kapatmak istiyorsak raylı sistem kuralım kanal İstanbul’un güzergâhına, gemiler oradan geçsin. Ata yadigârına sahip çıkmak öyle okçu robotlar yapmakla olmuyor arkadaşlar. Sonumuz hayır olsun bakalım. 

SONUNU BEN DE ANLAMADIM

Ay asıl Allah sonumuzu Inception’a benzetmesin dostlar. Rüya mı gerçek mi ne olduğu belli değil tövbe estağfurullah bir şey. Ben kendim 5 kere izledim filmi, her izlediğimde de yeni şeyler fark ediyorum. Bunca yıldan sonra baş aktörü Leonardo DiCaprio bile “Sonunu ben de anlamadım” demiş. Gerçi bizim için rüyada mıyız, gerçek mi pek fark etmiyor. Her türlü ayakta uyuyoruz zaten. Haftaya yeniden görüşmek dileğiyle, esen kalın!

Okunma Sayısı: 1495
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı