"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâm’ın hâkimiyetine sekiz dehşetli mani

Risale-i Nur'dan
27 Mart 2026, Cuma
Evet, hakikat-i İslâmiyetin mazi kıt’asını tamamen istilâsına sekiz dehşetli mâniler mümanaat ettiler:

Birinci, İkinci, Üçüncü Mâniler: Ecnebîlerin cehli ve o zamanda vahşetleri ve dinlerine taassuplarıdır. Bu üç mâni, marifet ve medeniyetin mehasini ile kırıldı, dağılmaya başlıyor.

Dördüncü, Beşinci Mâniler: Papazların ruhanî reislerin riyasetleri ve tahakkümleri, ve ecnebîlerin körü körüne onları taklit etmeleridir. Bu iki mâni dahi fikr-i hürriyet ve meyl-i taharrî-i hakikat nev-i beşerde başlamasıyla zeval bulmaya başlıyor.

Altıncı, Yedinci Mâniler: Bizdeki istibdat ve Şeriatın muhalefetinden gelen sû-i ahlâkımız mümanaat ediyordular. Bir şahıstaki münferid istibdat kuvveti şimdi zeval bulması, cemaat ve komitenin dehşetli istibdatlarının otuz-kırk sene sonra zeval bulmasına işaret etmekle ve hamiyet-i İslâmiyenin şiddetli feveranı ile ve sû-i ahlâkın çirkin neticeleri görülmesiyle bu iki mâni de zeval buluyor ve bulmaya başlamış. İnşaallah tam zeval bulacak.

Sekizinci Mâni: Fünun-u cedidenin bazı müsbet mesâili, hakaik-ı İslâmiyenin zâhirî manalarına muhalif ve muarız tevehhüm edilmesiyle, zaman-ı mazideki istilâsına bir derece set çekmiş. Meselâ: Küre-i arzda emr-i İlâhî ile nezarete memur “Sevr” ve “Hut” namlarında iki ruhanî melâikeyi, dehşetli cismanî bir öküz, bir balık tevehhüm edip, ehl-i fen ve felsefe, hakikati bilmediklerinden İslâmiyete muarız çıkmışlar.

Bu misal gibi yüz misal var ki, hakikati bilindikten sonra, en muannid feylesof da teslim olmaya mecbur oluyor. Hatta Risale-i Nur, “Mu’cizat-ı Kur’âniye”de, fennin iliştiği bütün ayetlerin her birisinin altında Kur’ân’ın bir lem’a-i i’câzını gösterip, ehl-i fennin medâr-ı tenkit zannettikleri Kur’ân-ı Kerîm’in cümle ve kelimelerinde fennin eli yetişmediği yüksek hakikatleri izhar edip, en muannid feylesofu da teslime mecbur ediyor. Meydandadır, isteyen bakabilir ve baksın; bu mâni, kırk beş sene evvel söylenen o sözden sonra nasıl kırıldığını görsün.

Tarihçe-i Hayat, s. 102

LUGATÇE:

cehl: cehalet, bilgisizlik.

feveran: coşma, galeyâna gelme.

fünun-u cedide: yeni fenler, modern bilimler.

hakaik-ı İslâmiye: İslam hakikatleri.

hamiyet-i İslâmiye: İslamiyeti koruma duygusu, dinî gayret.

hut: büyük balık.

istibdat: baskı, keyfî yönetim.

lem’a-i i’câz: mu’cizelik parıltısı.

marifet: bilgi, ilim.

mehasin: güzellikler, iyilikler.

meyl-i taharrî-i hakikat: hakikati araştırma meyli, gerçeği arama arzusu.

mümanaat: engel olmak.

münferid: tek, yalnız, tek başına.

müsbet mesâil: ispatlanmış meseleler, bilimsel gerçekler.

riyaset: başkanlık.

sevr: öküz.

sû-i ahlâk: kötü ahlâk.

tahakküm: zorbalık, baskı yapma.

tevehhüm: asılsız şüpheye düşme, kuruntuya, vehme kapılma, delile dayanmayan ihtimal üzerinde durma.

zeval: sona erme, yok olma.

Okunma Sayısı: 174
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı